 |
Cem Hatunoğlu
|
Peynir Deyip Geçmeyin
Hatırlarsanız, baklavanın Yunan menşeli olduğu iddiaları ortaya atılmış ve hatta "AB tatlıları" kitapçığında baklava Rum tatlısı olarak yer aldığında kıyamet kopmuştu. Sonra da Gaziantep Ticaret Odası'nın konuyu sahiplenmesi ve Sanayi Bakanlığı'nın da devreye girmesiyle, baklava milli tatlımız olduğu halde ancak 2008 yılında Coğrafi İşaret tescili alarak Gaziantep'e ve dolayısıyla da Türkiye'ye mal olabilmişti. Aynı kriz sonra "Döner"de de yaşandı. Şimdi de kriz Peynirden çıktı. Rumlar, aslında tüm Kıbrıs Adasına özgün olan Hellim Peyniri için AB'ye Coğrafi İşaret tescil başvurusu yaptı. Şimdi KKTC hakkını aramak için AB Adalet Divanı'na başvuruyor. KKTC'nin bu çabasına uzman desteği sağlamak için de Türk Patent Enstitüsü çalışmalarında ciddi bir şekilde Hellim Peyniri'nin durumunun kurtarılmasına ağırlık vermiş durumda. Ama yine maalesef sorun kapıya dayanınca faaliyete geçmişiz.
Sayın Fahri Tuna "Sakarya Mutfağı" başlıklı yazısında Sakarya'nın GERÇEK BİR İMPARATORLUK MUTFAĞI ZENGİNLİĞİNE SAHİP olduğundan övgü ile bahsediyor. Sakarya mutfağını bir bakıma "ÜÇ KITANIN DAMAK ZEVKİ" olarak tanımlıyor. Sayın Ülkü Özel Akagündüz de geçenlerde kültürel zenginliklerimizi de işleyen "SON OSMANLI ŞEHRİ SAKARYA" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Ben de yıllardır memleketimden ayrı görev yaptığım yerlerde söz yemeklere gelince "Islama Köfte ve Kabak Tatlısı" başta olmak üzere şehrimizin doyumsuz tatlarını yerli, yabancı hemen herkese gururla anlatmışımdır. Bir yere gittiğimde "Adapazarı Islama Köftecisi" tabelası görünce mutlu olurum. İnanıyorum başka şehirlere askere, okumaya veya çalışmaya giden Sakaryalıların hepsi benimle aynı duygusal refleksle hareket etmişlerdir. Ancak sadece öğünmenin yeterli olmadığını, bu ZENGİNLİKLERİMİZİ SONSUZA DEK İLİMİZE VE COĞRAFYAMIZA MAL ETMEK için harekete geçmenin daha doğru olacağını düşünüyorum.
Bu nedenle randevu isteyip, Sınai Mülkiyet Haklarının Tescilini gerçekleştiren tek kamu kurumu niteliğindeki Türk Patent Enstitüsü'nü ziyarete gittim. Ancak maalesef Sakarya gibi kültür zengini bir ilin HİÇ BİR COĞRAFİ İŞARET TESCİLİ VEYA bu yönde TEK BİR BAŞVURUSU BULUNMADIĞINI ÖĞRENDİM.
Şimdi "COĞRAFİ İŞARET" nedir diye soranlar olabilir.
Ben de araştırdıkça öğreniyorum: Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren ve o bölge üreticilerine sınai mülkiyet hakkı kazandıran isimlere "Coğrafi İşaret" deniyor. Yani Sakarya gibi bir yörenin herhangi bir meyvesi, taşı, yemeği, madeni, halısı, kumaşı vb. bir ürünü Türkiye'nin diğer yörelerinde üretilenlerden farklı veya herhangi bir nedenle ün kazanmış olabilir. Bu ürünlerin üzerinde Sakarya veya Adapazarı gibi yöre isminin kullanılması, tüketiciler tarafından o ürünün benzerlerinden farklı özelliklere sahip olduğu şeklinde algılanabilir ve bu algı nedeniyle ürüne duyulan güvenle, tüketiciler aynı türdeki diğer ürünlere tercih edebilirler. Bu tercih de o yöre halkının menfaatlerinin korunması açısından önem kazanır. Ürüne dinamik pazarlama gücü katar ve doğasından gelen anonim sahiplik gücüyle bölgesel ya da toplumsal bazda ekonomik gelişme aracı görür ve özellikle kırsal kalkınmanın araçlarından biri haline gelir.
Biraz daha açık bir ifade ile "COĞRAFİ İŞARET" olarak ilimize ait ürünlerin tescil ettirilip ettirilmesi bize şunları sağlayacak:
Birincisi; yöresel ürünlerimizi/zenginliklerimizi Coğrafi İşaret olarak tescil ettirmekle 1995 tarih ve 555 sayılı kanun hükmünde kararname kapsamında tescil ettirerek korumuş olacağız.
İkincisi; leblebi için "Çorum" ibaresinin, halı için "Isparta" ibaresinin, kaymak için "Afyon" ibaresinin belirli bir kalitenin işareti olarak ortaya çıkması gibi, coğrafyamıza ait ürünlerimizin adlarının koruma altına alınmasını sağlamış olacağız.
Üçüncüsü; Coğrafi İşaret konusu yöremizde üretim yapan üreticilerimizin, tescilin sağladığı korumadan öncelikli olarak yararlanmalarını ve Coğrafi İşarete konu ürünün kalitesinin korunmasını ve bu vasıtayla tüketici tercihleri için "garanti sunan" bir yol gösterici olmasını sağlamış olacağız.
Öğrendiğime göre; ürünün üreticisi olan gerçek veya tüzel kişiler, tüketici dernekleri ile konu ve coğrafi yöre ile ilgili kamu kuruluşları Coğrafi işaret başvurusunda bulunabiliyorlar. Yani başvuruda bulunanlar: Valilik, İl Özel İdare, Kaymakamlık, Şahıs, Kooperatif, Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Belediye olabiliyor. Ancak Patent ve Marka tescilinden farklı olarak başvuru kabul edilirse isim tek bir şahsa veya firmaya değil, tüm Sakarya İline veya ilgili İlçesine mal ediliyor.
Yaptığım araştırmaya göre; tüm Türkiye'de bugüne dek toplam 116 adet tescilli yapılmış, 108 adet de başvurusu yapılmış Coğrafi İşaret bulunuyor. Biraz uzun olmakla birlikte, fikir versin diye aşağıda Türkiye'de Coğrafi İşaret tescili yapılmış ürünlerin ve tescil başvurusunda bulunanların örnek bir listesini veriyorum:
Hereke İpek El Halısı (100x100), Erzincan Tulum Peyniri (Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası), Giresun Tombul Fındığı (Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Fiskobirlik), Malatya Kayısısı(Malatya Ticaret ve Sanayi Odası), İzmit Pişmaniyesi (Kocaeli Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği), Kayseri Pastırması (Kayseri Ticaret Odası), Çimin Üzümü(Erzincan Üzümlü Belediyesi), Çorum Leblebisi(Çorum Ticaret Borsası), Mersin Cezeryesi (Mersin Ticaret Ve Sanayi Odası), Ödemiş Patatesi (Ödemiş Ticaret Borsası), Kangal Balıklı Kaplıcası (Kangal Kaymakamlığı), Damal Bebeği (Damal Kaymakamlığı), Mustafakemalpaşa Tatlısı (Mustafakemalpaşa Belediyesi), Akbaş Türk Çoban Köpeği (Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı), Osmaniye Yer Fıstığı (Osmaniye Ticaret Borsası), Kangal Çoban Köpeği (Kangal Kaymakamlığı), Anamur Muzu (Mustafa Yılmaz), Siirt Battaniyesi (Siirt Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü), Siirt Perde Pilavı (Siirt Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü), Pervari Balı (Siirt Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğü), Adana Kebabı, Çelikhan Tütünü, Ege Pamuğu (Agean Cotton), Siirt Büryan Kebabı, Görece Nazar Boncuğu, Devrek Bastonu, Afyon Sucuğu, Akşehir Kirazı, Gemlik Zeytini, Kütahya Çinisi, İnegöl Köftesi, Güney Ege Zeytinyağları, Ege İnciri, Maraş Dondurması, Isparta Gülü, Tarsus Şalgamı, Ezine Peyniri, Ayvalık Zeytinyağı, Kalecik Karası Üzümü, Antep Baklavası, Salihli Odun Köfte, Rize Bezi (Feretiko), Çubuk Turşusu, Antakya Künefesi, Geleneksel Türk Gül Likörü, Finike Portakalı, Kırkağaç Kavunu, Elazığ Öküzgözü Üzümü, Şanlıurfa Çiğ Köfte, Develi Cıvıklısı, Diyarbakır Karpuzu, Kayseri Mantısı, Afyon Mermeri, Afyon Kaymağı.
Bir ürünümüzün SAKARYA'YA AİT OLDUĞU HAKKINI SONSUZ KADAR ALMANIN MALİYETİ ise sadece 705 TL. lık bir masraf gerektiriyor.
Sözün kısası, sadece Peynir deyip geçmeyelim. Yaşamak için bu coğrafyayı seçmiş ve emek vermiş olan atalarımızdan bize kalan yüzyılların kültür mirasının hakkını ödemenin, bu mirası gelecek nesillere de güvenle teslim etmenin bir görev olduğunu düşünüyorum O nedenle Valiliğimizi, Kaymakamlıklarımızı, Belediyelerimizi, SATSO'muzu, SESOB'umuzu, Ticaret Borsamızı, Kültür Derneklerimizi, Kooperatiflerimizi ilgili oldukları alanlarla ilgili "Coğrafi İşaret" başvurularını yapmaya davet etmek istiyorum. İlimizin çıkarlarını korumaktan bahsediyorsak, işte bence bir yolu da bu. Yoksa torunlarımız bir gün bizim tatlarımızı; Niğde'nin Kabak Tatlısı, Isparta'nın Islama Köftesi gibi isimlerle yediklerinde, alın teri ürünlerimizi kıymet bilmeyip de başkalarına kaptırdığımızı öğrendiklerinde kemiklerimiz sızlamasın.
Yazı Tarihi : 13 Ekim 2009 Salı
Bu yazı 243 kere okudu
YASAL UYARI: Bu sayfada yayınlanan yazı, yazarın kendine ait görüşleridir. Yazılan yazıdan ve yorumlardan medyabar.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
deveye sormuşlar sırtın neden kanbur deve demiş nerem doğru.Bu şehirde nitelikli,nicelikli 20-30-50 sene sonrası hesaplanarak neler yapıldı,günü kurtarma ,pansuman ,olucak ,yapıcaz , halllederiz politikaları....sayın hatunoğlu şehrimiz beladiyaler tarafından soyundurup tekrar giyindirilicekmiş ,model,rek,kumaş secimi prova yok elbiyei çok merak ediyorum ,inşallah krallar çıplak kalmaz.sayılarımla.
turhan salihoğlu @ 15.10.2009 19:09:35