Olgun SERT
olgunsert@hotmail.com
Şehrimizdeki kaldırım işgalleri ile ilgili yaşanılan rahatsızlıklar bugüne kadar sık sık dile getirildi. Yayaların kullanımına ait olan kaldırımlarda olması gerekenlerin yerlerini olmaması gerekenler alınca rahatsızlıklar daha da arttı. Zaten yeterli genişliğe sahip olmayan kaldırımları amaç dışı kullanıp işgal eden şahsiyetler, bu işgallerini kazanılmış hak gibi görmeye başlamışlardı.
Bu durum karşısında kamuoyundan yükselen rahatsızlık seslerine Büyükşehir Belediyesi cevap vererek Zabıta Memurlarını harekete geçirdi. Zabıta memurlarının yaptığı önleyici uygulamalar meyvelerini vermeye başladı. Kaldırımlar artık nefes almaya ve asıl sahipleri olan yayaların kullanımına açılmaya başladı.
Belediyenin yaptığı bu temizlik hareketini destekliyoruz. Umarız bu temizlik hareketi geçici olmaz ve daimi olur. Birilerinin menfaatleri doğrultusunda kullandıkları ve neredeyse kazanılmış hak gibi gördükleri kaldırım işgallerini temizledikten sonra asıl iş bunu korumak, kollamak ve gerekiyorsa ceza-i yaptırım uygulamakla başlıyor. Sistemsizlik içerisinde sistem kuranlarla mücadele edip, sistemsizliği sistemli ve yasal boyuta getirmek çok zordur. Bir yerden başlamak gerekiyordu ve başlandı. Kararlı ve istikrarlı şekilde devam edilmezse durum eskisinden daha kötü olacaktır. Sakarya Büyükşehir'dir ve büyüklüğüne yaraşır olmalıdır.
VANDALİZM…
IMF- Dünya Bankası Yıllık Toplantıları İstanbul Kongre Merkezi'nde yapılmaya başlandı. Bu toplantılar esnasında bazı Vandallar " Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse veya topluluk" sözüm ona sömürü düzenine karşı gelme, direnme adına eylemler yaptılar. Ortalığı savaş alanına çevirdiler. Güya kendilerince Kapitalizm'e karşı geldiler. Onlara göre Kapitalizm veya sermaye ile mücadele etmek gerekiyordu. Onlarda bunu gerçekleştirdiler.
Geçtiğimiz günlerde zamane gençliği ile ilgili bir yazı yazmıştım. Bu yazımda zamane gençliğinin maalesef "Taklitçilik-manevi eksiklik ve körü körüne inandırılma" konumunda bulunduğunu belirtmiştim. Bu tespiti bazı gençlerle yaptığım fikir teatisinden sonra ortak tespit olarak belirlediğimizi yazmıştım. Şimdi bu eylemi yapanlar neyi, neden yaptılar diye bir soru soracak olursak ve kendilerinden açıklama yapma beklentisinde bulunsak emin olun hayal kırıklığına düşeriz. Zira neyi neden kırıp döktüklerini söylemek bir yana beklide iki kelimeyi bir araya getirmede aciz duruma düşeceklerdir.
Yapılan eylemlerin gerekçelerine ve atılan sloganlara bakar mısınız? Neymiş efendim? IMF'yi istemiyorlarmış, Kapitalizm'e veya sermaye ye karşılarmış, sömürü düzeni istemiyorlarmış gibi klişe sloganlar görüyoruz.
Şimdi ben burada bazı aklıevvellere IMF ne demektir? Kapitalizm ne demektir? Komünizm, Sosyalizm ne demektir? Sağcılık, solculuk, dincilik ne demektir? Şeklinde açıklamalarda bulunmaya kalksam belki de sayfalar yetmez. Ama çok kısa olarak birkaç söz söylemekte fayda olacaktır. Bir defa kapitalizm para ve sermayeden türemiştir. Kapitalin karşılığı para demektir. Yani çağlar öncesinden beri süre gelen bir ticari araçtır para. Para güç demektir, kuvvet demektir, istikrar demektir. Toplumun en küçük bireyinden en büyük kurumuna ve hatta Devletlerarasında bir ticari semboldür.
Gelelim IMF'ye; IMF "Uluslararası Para Fonu"nun kısaltılmış halidir. Bu fonun kurucuları arasında Türkiye'de vardır. Bu fon ne yapar? Kapitali olmayan veya kıt olan veya parası olmayan devletlerin kapısını çalıp aman dileyerek yalvar yakar para dilendiği bir fondur. Yani ekonomisi berbat olan, gelir gider dengesindeki açığı-cari açık- kapatamayan ülkelere faizle borç para verir. Kimseye de gel sana para vereyim diye yalvarıp yakarmaz. Yani IMF defol! Demek çok anlamsızdır. IMF'ye muhtaç değilsen faizle borç para istemezsin, yüklü faiz ödemezsin. Bilakis sen IMF'ye faizle borç para verebilirsin. Kapitalizm ya da sermayeye veya paraya karşı eylem yapanlar ceplerinde ne taşıyorlar acaba? Taş parçası mı taşıyorlar? Ticaretini, alışverişini, geçimini nasıl ve ne ile sağlıyorlar?
Konuya girince çıkmak biraz zor. Çünkü objektif düşünemeyen, sabit fikirli ve okumuş cahilleri aydınlatmak zordur. Adı üzerinde cahillik işte..
Bu konuya küçük bir anı ile örnek vereyim. Umarım aktaracağım bu anı her şeyi biraz olsun açıklığa kavuşturur. Yıllar önce sol bir terör örgütünün üst düzey liderlerinden bir grubu sorgularken hamile bir örgüt mensubu dikkatimi çekmişti. Kafalarında mevcut bulunan önyargı ile "acaba bana ne yapacaklar" korkusuyla tir tir titriyordu. Kendisine yaptığımız bütün ikramları reddediyordu. Bir süre sonra bizlerin veya devlet görevlilerinin kafalarına yerleştirildiği gibi birer öcü olmadığını, aksine devlet şefkatinin temsilcileri olduğunu anlayınca konuşmaya başladı. Amaçlarını, hedeflerini falan anlatırken kendisine bir soru sordum. Sorum aynen şöyleydi? Sen şu anda sermaye yönünden herkesin eşit olabileceği bir düzen için eylemler planlayıp, uygulatıyorsun. Şimdi farz edelim ki sen belli bir sermayeye ulaştın ve bir işyeri, küçük bir fabrika açtın. Fabrikana işçiler alıp karşı çıktığın kapital-para-ile onları maaşlı çalıştırmaya başladın. Zamanla kapitalin-para-arttı. Fabrikanı büyüttün. İşçilerinin sayısını arttırdın. Çok para veya kapital kazanmaya başladın. Daha sonra işçilerini toplayıp onlara hitaben " Arkadaşlar, ben sizin patronunuz değilim. Bende sizler gibi bir işçiyim. Bende sizler gibi aynı seviyede aynı haklara sahibim. Kazandıklarımın hepsini sizinle eşit olma adına sizinle paylaşacağım. Hepinizi sermayesiz fabrikama eşit oranda ortak edeceğim" der misin? Diye sorduğumda aldığım cevap çok ilginçti.. Verdiği cevap "Olurmu öyle saçma şey " olmuştu..Örgüt lideri kendince bir mücadeleye girmişti ama neyin mücadelesini verdiğini dahi bilmiyordu..
Evet! Manzara ortada. Gençliğimiz çok çaresiz ve yanlış yönlendirmelere açık hale getirilmiştir. Genelleme yapmamakla beraber gençliğimizi geleceğe iyi hazırlayamamanın sonu iyi olmayacaktır. Gençliğimizin kaybolmaya başlayan maneviyatını geri kazandırmak için acilen tüm tedbirler alınmalıdır. Gençliğimiz körü körüne inandırılmaktan çıkarılıp, bilinçli hale getirilmelidir.
Yazı Tarihi : 08 Ekim 2009 Perşembe
Bu yazı 452 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
onun bakış açısı gayet normal çünkü hayatının büyük bir kısmını devlet maaşıyla geçirmiş olan bu zatı muhterem tutupta senin benim gibi pazarcı zihniyetiyle değerlendirmesini bekleyecek değiliz,o yaşamı boyunca emir almış daha sonra altındakilere emir vermiş bir hiyerraşinin içinde şimdi bol keseden atıyor,kafasına göre yazıyorda yazıyor yaz dostum ...ama şu an erenlerde başlarına yıkılan barakalarda yaşam mücadelesi veren ve o hep dışladığımız roman vatandaşlarızın ne şartlarda yaşadığını biliyormu kendisinebi sorunbakalım. aha olgunum ah bir sabah gelde o sokakta yatan kimsesiz dul ve yetimleri bir görde biraz merhamet tuzu ekilsin ruhuna,işin gücün yağ çekmek şirin gözükmek oh ne ala sana..
turkısh @ 14.10.2009 21:04:33
hayatını senin gibi kazanan insanlar için doğru karar olabilir ama bizim gibi alın teriyle kazananlar için bu uygulama sadece belediyeye işgaliye getirisi için alınmış bir karar.bunu sende ileride göreceksin o zaman bakalım aynı cesaretle yazabilecekmisin.?biz düzenlenmeye ve denetlenmeye varız ama senin gibi olmaya yokuz.....çünki sen......
murat kılıç @ 10.10.2009 00:22:31
kapıtalın yönetımde söz sahıbı oldugu,
kapıtalıst sıstemın bır adım ötesıne gıdersek,
emperyalıst ıktıdarların yönettıklerı ülkelerde,
zaten bagımsızlık, eşitlik, demokrası gıbı degerlerden bahsetmek saçma olurdu.
gelecegı ıpotek altına alınmış gençlerın bır taş atması tabıkı düzene fazla gelır.
demekkı suç herkese göre degişkendır.
örnekle süslemıssınız bende günlük hayatımızdan vereyım,
kapıtalızmın magdurlarından,
örnegın çoşkunlar fabrıkasının yetımlerı,
sermayenın sahıplerının verecegı 3-5 kuruşluk tazmınat ve devletın verecegı dul ve yetım aylıgının yetersızlıgı karşısında büyüdüklerınde bu sısteme bır taş(sembolık) atsalar suçmu işlemiş olacaklar.
sızın sabıt fıkırlerı degiştırmeye sayfalar lazım
fakat yerımız dar...
anlayana!
kış güneşi @ 09.10.2009 12:04:51