RÜŞVET VE ATALET..

Olgun Sert

Olgun Sert
Olgun SERT
olgunsert@hotmail.com



Öncelikle belirtmekte fayda var. Konu başlığına bakıp yazım hatası aranmasın. "Atalet" Arapça kökenli olup Türk Dil Kurumu sözlüğünde " Tembellik, işlemezlik" anlamında kullanılmaktadır.

Son dönemlerde ulusal gündemimizi meşgul eden şu meşhur açılım teraneleri ile ilintili konuya farklı bir pencereden bakıp, bazı gerçeklerle yüzleşmekte fayda olacak. Adına ne dersek diyelim sonuçta adı konulmaya başlanan fiili bir durumla yüzgöz edilip bir oldubittiye getirilmek üzereyiz. Sayın Cumhurbaşkanı ile Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu'nun inisiyatifi ele alıp son darbeyi vurma çalışmalarında maalesef bazı menfaatçi siyasetçilerin şahsi kaygıları ile istenilen hızda ivme sağlanamadı. Devlet siyaseti ve politikası sekteye uğratılmaya çalışıldı.Bundan önceki yazılarımızda da açık ve net olarak belirttik.Şu an yapılmaya çalışılan inisiyatifi ele alıp bölgemizde başrol oyuncusu olanları birer figüran yapma çalışmalarıydı ama dediğimiz gibi bazı siyasetçilerin şahsi çıkarları bu planı sabote etmeye kadar gitti.

Sayın Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı'nın yapmak istediği aslında çok basitti. Yapılmak istenen önümüze getirilecek olan oldubittinin önüne set çekmek, zaten var olan bazı uygulamaları ilan etmekti. Yapılacak bu hamle ile Pkk denilen hain sürüsü tasfiye edilecek, bölgemizde oynanan değil oynayan olacaktık. Bunun aksini düşünüp bazı aklıevvellerin umduğu gibi Ülkeyi bölmek, ayrıştırmak, otonomi ya da özerklik yaratmak asla mümkün olamayacak bir hayaldir. Bu ülkenin her karış toprağında Türk kanı vardır ve o kanları kimse çiğneyemez, çiğnetilmez. Bu gerçeğe rağmen bazı zavallılar gaflet içerisinde bulunabiliyorlar. Onlara tek nasihatimiz Türk Tarihi'ne bakmalarıdır.

Bu yapıdaki hayalperestlerin geçmişlerine bakmaları gerekir. Osmanlı-Rus savaşında Doğu cephesinde görevli yaklaşık otuz bin kadarı düşmanı gördüklerinde Vatan için savaşmak yerine firar etmeyi tercih etmişlerdir. Yerlerine Doğu Karadeniz'den ve İstanbul'dan bin bir güçlükle getirilen kahramanlar savaşmıştır. Herkes haddini ve hududunu bilmelidir.

Neyse; Sayın Cumhurbaşkanımızın müthiş stratejisine bir nebze olsun ışık tutması bakımından hassas bir konuya değinmek; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin kalkınmasına çok büyük bir katkı sağlayacak olan "Toprak Reformu"nun gerekliliğinden bahsetmek gerekecek.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizdeki yüz binlerce dönüm arazilerin aşiret reisleri, toprak ağaları gibi kişilerin elinde boş ve atıl durumda bırakılmasının önüne geçilerek bir an önce batı şehirlerimizde yaşayan topraksız vatandaşlarımıza ya da soydaşlarımıza dağıtılıp işletime ve kullanıma açılması gerektiğini belirtmek istiyorum. Bunun içinse gereken yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekiyor. Bu sayede çalışmadan sadece istemeye ve siyasi rüşvete alışmış menfaat gruplarının önüne geçildiği gibi toprak sahibi olan vatandaş ya da soydaşlarımız kendi topraklarını her türlü ahval ve şer'e karşı korumasını bilerek, her biri vatanın bölünmez bütünlüğü için göğsünü siper edecek, bunun yanında demografik dengelerde sağlanmış olacaktır.

Bu uygulamayı Yüce Atatürk başlatmış ve özellikle Doğu Karadeniz bölgesi (yoğun olarak Sürmeneliler) ile yurtdışından getirilen soydaşlarımız bu bölgelere yerleştirilmiştir. Ancak Atatürk'ün vefatından sonra yönetime gelenler bu uygulamaya devam etmeyerek çok büyük hata yapmışlardır. Ulu Önder Atatürk'ün bu uygulaması ile Van, Muş, Ağrı, Erzurum, Bitlis, Bingöl gibi illere yerleştirilen Türkler bölücü ve hain planların karşısında daima birer burç gibi durmuşlardır. Pkk terör örgütünün sözüm ona "Denge" stratejisini yoğun olarak uygulamaya çalıştığı 1992-1994 yılları arasında Anadolu'dan getirilerek bölgeye yerleştirilen Türkleri aşamamışlar, tıkanıp kalmışlardır.

Toprak reformunun yapılmaması durumunda her türlü tarımın yapılmasına müsait durumda bulunan binlerce dönüm araziler bir grup kişi ve çevrelerin elinde kalacak, bu kişiler sadece istemeye ve almaya alışkın olduklarından bu araziler atıl ve kullanılmaz durumda kalacak, üzerlerinde ot bitmeye devam edecektir. Bundan da önemlisi binlerce kişinin binlerce dönüm arazi üzerinde misafir gibi kalıp bir kişinin kararına uydurulması yerine binlerce dönüm arazi üzerinde binlerce kişinin ayrı ayrı fert olarak ikna edilmesi yöntemi tercih edilmelidir.

Bu sayede toprak reformu ile üretmeden tüketmeye, vermeden almaya alışmış belli grupların üzerindeki rüşvet ataletinin önüne geçilmiş olacaktır. Aksi halde bu bölgelerdeki menfaat çarkı tekelleşmeye ve tehlikeli oyunların oynandığı saha olmaya devam edecektir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunan vatandaşlarımızı Pkk terör örgütünün hedefine giden yolda araç olarak kullanılmasına engel olmak gerekmektedir. Bölge insanının çok büyük kesimi Türk Vatandaşı olmanın gururunu yaşamaktadır. Bu gururu zirvede tutup terörist emellere alet olmadan bölgesel ve kitlesel eylemler ile ayaklanma yaratma gayretlerini boşa çıkarmak gerekir. Türk Milleti istediğinde her şeyi yapmaya muktedirdir. Yeter ki isteyelim. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.



Yazı Tarihi : 24 Eylül 2009 Perşembe
Bu yazı 302 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk