APO AFFI;

Olgun Sert

Olgun Sert
Pkk teröristlerinin elebaşısı Abdullah Öcalan'ın 16 Şubat 1999 yılında başta ABD olmak üzere dış istihbarat örgütlerince Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye teslim edilişinin üzerinden yaklaşık on yıl geçti.
O dönemde eşkıya elebaşını yakalayıp ülkemize teslim edenler bazı garantileri almayı ihmal etmediler.
"Gelecekte bir gün gelecek" öngörüsünden hareketle bugünlerin planlarını daha o günlerde yaptılar.
Eşkıya başı Öcalan'ın yakalandığı günlerde kamuoyunda çok büyük bir heyecan yaratılmıştı.
Vatan haininin yakalanmasına müteakip gelişen süreci hepimiz biliyoruz. Kendisi Türk Milleti adına yargılama yapan mahkemece yargılandı. Yargılanma döneminde herkesin beklentisine rağmen asılamadı.
Şehitlerimizin vasiyeti yerine getirilemedi.
Başta ABD ve AB olmak üzere dış etkiler nedeniyle mecliste yapılan düzenlemeyle idam cezası kaldırıldı.
Kamuoyunda bazıları terörist başının idam edilmesinin ülkeye yarar getirmeyeceğini, lidersiz kalan örgütün intikam peşinde koşarak ülkeyi kan gölüne çevireceğini söyledi.
Bazıları ise terörist başının idam edilmesi gerektiğini, ülkemizin güçlü olduğunu, zaten yeterince şehit verildiğini, örgüte ağır ve yok edici son darbenin vurulması gerektiğini, aksi halde telafisi güç sonuçların doğabileceğini söyledi. Ama yapılan icraat maalesef dış güçlerin dediği ve istediği meyanda oldu.

Günümüze geldiğimizde ise senaryo yazanların bize yazdıkları rolün son perdesinin sahnede olduğunu görüyoruz. ABD istedi diye kamuoyu bir şeylerin oluşumuna hayır dememeye alıştırılıyor.
Kamuoyu bir nevi korkunç ve kirli bir propaganda baskısı altına alınıyor. Her zaman olduğu gibi sorumlu olanlar, sorumluluktan sorumsuzluğa kaçış manevralarının peşine düşmüş durumdalar.

Bir zamanlar terörle ve terörizmle mücadele edememe basiretsizliği gösteren siyasetçileri aratmayacak icraatların hazırlıkları yapılmaya başlandı. Yapılmak istenenler nedir?
Ve nereye doğru gidiyoruz? Şeklindeki sorulara pencere açmakta fayda olacak.

ABD kendi çıkarlarını korumak ve kollamakta çok acımasız ve yıkıcı davranmaktadır. Bir zamanlar Dünya'nın tek süper gücüydü. Artık yavaş yavaş bu gücünü kaybetmeye başladı.
En başta rakibi Rusya ile birbirini alt etme kavgasına girdiler.Bu güç kavgasında Rusya; ABD'nin tüm sanal bahanelerine rağmen hassas gördüğü yerlerden ABD'yi kovmaktan beter etmiştir. Rusya ve ABD rekabetine girip konuyu uzatmanın anlamı yok ama bizi ilgilendiren çok önemli gelişmeleri atlıyoruz.

Pkk'nın sözüm ona komuta konseyi 2009 yılı süresince tek taraflı ateşkes ilan etti.

Bu ateşkesin ardından Kuzey Irak Kürt yönetimiyle, Irak Devlet yönetimi yanında ABD yöneticileri ile görüşmelere ağırlık verdiler.
Kuzey Irak'taki Kürt gruplar ABD ile Fransa ve İngiltere'nin başını çektiği AB ülkelerinin desteklerini alarak sözde "Kürt Federe Devleti" oluşumu için anlaştılar.
Sözüm ona kuracakları bu devlet içerisinde Pkk'da rol almak istedi ve isteği kabul edildi.
Bu isteklere maalesef TBMM çatısı altında faaliyet gösteren DTP isimli bir partide Pkk'nın siyasi kanadıymış görünümüyle etkin şekilde müdahil oldu.

Talabani ve Barzani Pkk ve DTP'ye öncelikle sözüm ona Güney Kürdistan devletini kurup, arkasından Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizi içine alacak olan ve sözüm ona başkenti Diyarbakır olacak olan Kuzey Kürdistan Federe Devletini kurup şartlar oluştuğunda Büyük Kürdistan Devleti için anlaşma sağladılar. Dolayısıyla bu mücadele artık Pkk'nın son stratejisi olan "siyasallaşma ve Devlet Kurma" safhasına geldiğinden silahlı mücadeleye devam etmenin kendilerine zarar vereceğini düşündüler.
Silahlarını şimdilik ABD güçlerine emanete vermeye karar verdiler.
Zira ABD Irak'ta kaldığı sürece hiçbir sorunları kalmayacağını çok iyi biliyorlar. Zaten ABD Erbil'de Dünya'nın en büyük askeri üssünü inşa etmiş durumda. Irakta sürekli olarak tutacağı 40-50 bin civarındaki askerlerini bu üsse konuşlandırmaya başladı bile.

Tüm bu oluşumları tamamlayıcı tek bir konu kalıyor; o da terörist başı Abdullah Öcalan'ın 2010 yılında serbest bırakılıp hedeflenen oluşumun başına "başkan"olarak geçmesi tam bir final sahnesi olacak. Zaten bu hedefe yönelik olarak çalışmalara hız verildi.
Türk Kamuoyu hazırlanmaya başlandı bile.Bu çalışmalarda eli kanlı,vatan haini Abdullah Öcalan'ın hangi oyun teknikleri ile serbest bırakılacağını,hangi taktiğin uygulanacağını,Türk kamuoyunun nasıl oldu bittiye getirileceğini çok merak ediyorum.Abdullah Öcalan serbest bırakılacak ama nasıl kıvırttırılacağı merak konusu.

Bütün bu hain ve yıkıcı çalışmalara rağmen bizim iktidar ve ana muhalefetimiz orta sahada pas çalışması yapıyor. Birisi altyapıyı hazırlamak için otuz altı etnik gruptan bahsedip, Türk ismini de etnik grup içerisine alıyor, diğeri elim sende oynuyor.
Benim asil milletimde işi gücü bırakmış seyrediyor.
Tepki yok,protesto yok,askeri ve siyasi erkana baskı yok.Binlerce şehitlere rağmen şehit yakınlarından eylem yok.Bazı ulusal ve yerel medya duygusallığın!
Peşinde. Gözü bağlanmış, dili tutulmuş, kalemi yazmaz olmuş, beyni çalışmaz olmuş, partizanlığın peşine düşer olmuş.

Sorumluluktan sorumsuzluğa kaçış manevraları içerisine girip Vatan'ın geleceğini düşünmeyen koltuk meraklılarına mesaj göndermede yarar olacak. Uyanın beyler uyanın!
İşinizi yapın.
Vatan sizden görev bekliyor. Türk tarihine kara kalemle kara yazılar yazılmaya başlandı. Gözünüz kör mü? İşinizi yapamıyorsanız çekin gidin. Nereye giderseniz gidin ama gidin artık, gidin.

ÇANAKKALE KAHRAMANLARINA

18 Mart 1915 tarihi; I. Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri donanmaları ile savunmada kalan Osmanlı Devleti donanması ve kara topçusu arasında Çanakkale Boğazı'nda meydana gelen en şiddetli çatışmaların yıldönümü.
Çanakkale'de gerek kara savaşlarında, gerekse deniz savaşlarında kahramanlıklar göstererek şehit olan binlerce ecdadımızı rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun. Onlara çok şey borçluyuz.
Belki borçluluğumuzun gereklerini tam anlamıyla yerine getirememenin ezikliğini yaşıyoruz ama umarız bizleri affederler.

Çanakkale savaşında Fransa'nın sömürgesi olan ve savaşa Fransa saflarında asker gönderen Senegal ile ilgili birkaç şey söylemeden geçmek olmaz. Senegal; Çanakkale savaşına gönderdiği ve efendisi Fransa için ecdadımıza karşı savaştırdığı askerlerini hangi uğurda savaşmaya göndermişti?
İslam'ın kalesini savunan Müslüman Türk askeri şehit düştüğünde ya da yaralı durumdayken neden kör palalarla onları parçalara ayırdı?
Neden esir düşenlere işkence yaptı? Neden canlı canlı kafalarını parçaladı? Senegal askerleri bu savaşta efendileri Fransa'ya "Biz silah istemeyiz, biz palalarımızla keseceğiz" diyebilecek vahşi duygulara nasıl kapıldı acaba? Senegal geçmişteki vahşiliğinden dolayı Türk Ulusundan özür ve af dilemeli. Yoksa ecdadımıza yapılan işkenceleri ve insanlık suçlarını unutmadık unutmayacağız, affetmedik affetmeyeceğiz.

Bu ülkeyi kanlarıyla kuran aziz şehitlerimize haykırıyoruz.
Ey! Şehit oğlu şehit!
Dünya var oldukça kutsal emanetlerin, kutsal namusun emin ellerde. İçeriden ve dışarıdan gelecek her türlü tehdit ve saldırılara karşı nöbette ve tetikteyiz. Kutsal emanetlerine yan bakanın gözlerini oyacağız.
El kaldıranın ellerini kıracağız. Namlu doğrultup ateş edenin canını alacağız.
Ey! Şehit oğlu şehit!
Herkese, her kesime, her şeye rağmen nöbetçilerin TÜRK yurduna, TÜRK yoluna baş koymuştur. Senin gururunu yaşıyor ve yaşatıyoruz. Cennet mekânında rahat uyu. Sizlerle gurur duyuyor, övünüyoruz.



Yazı Tarihi : 19 Mart 2009 Perşembe
Bu yazı 225 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu AKP bir dönem daha kalsın..bebek katili APO dışarda..tabii ALLAH KORUSUN her ikisindende
emre @ 21.03.2009 04:44:51
olaki böyle bir şey söz konusu oldu o zmn sonunu düşünen kahraman olamaz bekleyip görelim...=)))
nazz @ 20.03.2009 23:02:14
eski adalet bakanlarından hikmet sami türkün bi açıklamasında tasarıda atıf yapılan tck221,öcalanın durumuna kesinlikle uymuyo tasarının 11.maddesi şu an uygulanan tmy nin7.maddesini değiştiriyo daha önceki benzer hükmü yineliyo.bu madde idam cezaları müebbet ağır hapse dönüştürülen terör suçları ile ağırlaştırılmış müebbet hapse dönüştürülen veya ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olan terör suçlarının şartlı tahliyeden yararlanmasını yasaklıyo.yine bu maddeye göre ağırlaştırılmış müebbet hapis ölünceye kdr dvm ediyo.buna göre abdullah öcalan ve benzeri durumdakiler ölünceye kdr ceza evinde kalacak.böyle bir kişi tahliyeden yararlanamaz...sayın baykal bencede konuyu iç politika malzemesi yapıyo.böyle bir işe kimse cesaret edemez
nazz @ 20.03.2009 23:00:43
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk