BAYRAMLAR VE ŞEKERLER

Recep Kaptan

Recep Kaptan
BAYRAMLAR VE ŞEKERLER

Kaç bayram gördük ömrümüzde?
Kaç bayram daha göreceğiz?
Unutmadığımız bayramlar var mı? İnsanın her döneminde hafızası kaydeder. Ama bayramlar bambaşka…
Çocukken sevinerek, büyüyünce sevindirerek yaşadığınız bayramları hatırlayın. Aslında yaşanan her günün insana bayram sevinci katması gerekmez mi?
Bu bayram nerelere gittiniz?
Kaç çocuk sevindirdiniz?
Gülen masum yüzleriyle çocuklar, bizim çocuklarımız
Kimi okul yolundadır, kimi iş hayatına çoktan atılmıştır.
Bir kısmı ise sokaklarda, sahip çıkamadıklarımız. İnsan bazen kendi çocuğuna da sahip çıkamıyor.
Sahipsiz kalan her çocuğun bir anne babası yok muydu?
Bir çocuk neden annesiz, babasız kalır?
Ya da ikisi de varken sahip çıkılamaz?
Sevgisiz büyür çocuklar.
Sevmek neyle olur?
Görmekle olur, hissetmekle olur, dokunmakla olur, vermekle olur. Göremeyen gözlerimizle, hissedemeyen kalplerimizle, dokunamayan ellerimizle ve veremeyen bencilliğimizle nasıl severiz?

Bazen derste, bazen yolda cebimde hiç eksik olmaz şekerler.
Öğrencilerimin bir cevabına, sınıfta havada uçuşur şekerler.
Tatlı şekerler, tatlı çocuklar gibidir.
Sevgiyi taşırlar, tad verirler dimağlara. Bazen otobüse binerken selam vererek şöföre uzatırım bir şekeri.
Birden yüzünden dağılır kasveti, gelir neşesi. Bir şekerle girersin yüreklere.
Çocuk yürekleri fethedersin. Sevginin gül bahçesine girersin. Sanayideki işçi arkadaşlar adına "şekerci amca" derler. Ama en güzeli de mahalleye geldiğimde yaşanır.
Arabayı park edipte apartmanın bahçesine girdiğimde, beni gören çocukların koşarak bana hucum etmeleri, sarılmaları ve öpmeleri sevginin gül bahçesine hemen sokar seni.
Şekerler tatlıdır, ama çocukların tadı bambaşka.

Bayramlarda kapınızı çalar çocuklar. Saçları taralı, giysileri yeni. Gülen mahçup yüzleriyle çocuklar.
Ellerinde şeker poşeti.
Şekerler nasıl sevilmez ki?
Hele bir de harçlık da aldılar mı, değmeyin keyiflerine.
Ya bir de kapınıza gelemeyenler, yeni giysilerle sevinemeyenler.
Kim görür onları?
Onları da görmek gerek. İşte sivil toplum kuruluşları. Hayırseverler yarışırlar.
Çünkü bilirler ki, "Veren el, alan elden hayırlıdır."
Bazen vermek yetmez.
Bir çocuğu sevindirdiğinde, mutlaka başını da okşa. Ona dokun! Sevgini hissetsin. Sıcaklığını duysun.
Çocukluğumun geçtiği Çaybaşı Yeniköy de bayram sevincim bir başka olurdu. Büyükbabamın evinde kalırdık.
Babam Almanya'da idi. Büyükannemin kardeşi, her bayram Yortan'dan gelir şeker ve lokum getirirdi.
Bir de gülen yüzüyle en çok harçlığı o verirdi. Demir paraların en büyüklerinden, hem de birkaç tane…
Bayramlar o zamanlar kışa denk gelirdi.
Misafir odasında saç sobanın yanında ayrılmazdım yanından. Çünkü para vermekle kalmazdı, saçımı da okşardı…
Bu bayram alışkanlıklarınızı gözden geçirin.
Çocukluğunuzu hatırlayın.
Bayramda yaptıklarınızı tüm yaşantınıza yayın.
Her günü bayram sevinciyle yaşayın, yaşatın.
Nazım Hikmet'in dediği gibi, "çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler".
Filistin'de, Irak'da, Afganistan'da, Osetya'da, Darfur'da…
İstanbul'da da ölmesin çocuklar.
Annesinin kollarından kayıp gitmesin sellere.
Ramazan bayramınızı yürekten kutlarım.


İKİ ŞİİR:

kız çocuğu
kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.
hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.
saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.
benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.
çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.

Nazım Hikmet



İKİ ÇOCUK

Elleri gözlerimin önünde,
Yüzü ay gibi,
Söylesene be çocuk!
Ne işin var burada şimdi?

Gözleri sürmeli.
İncecik kaşları.
Ellerine tuttum,
Soğuk gibi…

Otobüsün önünde, basamakta ben
Karşımda sen çocuk,
Neden şimdi?

Yüreğim aah, ah ediyor.
Gözlerinde oyun çocuk,
Gözlerinde uyku.
Oysa şimdi yola düşmek vakti!

Küçücük ellerin, kirli dünden
Kim bilir hangi işin altında sen ezilirken,
Yüreğim yüreğine bakar.
Yüreğin yüreğimde çocuk,
Bir yürek yakar…

Şimdi iş vakti bilirim.
İnince otobüsten,
Arkandan bakakaldım.
Oğlum okul yolunda,
Sen büyük yüklerin altında…

Gittin çocuk gittin.
Yüreğimde yüreğini bırakıp gittin.
Şimdi ben sınıfta, dersteyim.
Ülkemin dağları dumanlı,
Çocuklar, çocuklarımız
Geleceğimiz, bulutların üstünde saklı.


İzmir-27.03.1998[b}



Yazı Tarihi : 19 Eylül 2009 Cumartesi
Bu yazı 234 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

hocam cok ii biR yazıcısınız .. müthiş.. devamını bekLioRum ..Rümeysa qüzaLdağ anadoLu imam hatip Lisesi 9 A sınıfı 54 numaRa : ))
Rümeysa qüzeLdağ @ 07.10.2009 18:38:32
hocam gerckten muhtesem otesı ı sey bu cok gusel seyler yazmısnız cok begendım
denız bozkurt @ 01.10.2009 20:43:57
Masumluklarından gelen sevimlilikleri vardır çocukların.Elinizle başını okşarsınız,artniyet aramazlar,yüzleri sevgiyle size gülümser.Irkı,ten rengi ne olursa olsun aynı gülümseme ile size bakar.Çocuğun,Türkü,Kürdü,Arabı,Kayserilisi yoktur.Çocuktur onlar.Masumdurlar.Merhametle onlara elinizi uzatın,Allah'ta size merhamet etsin.
Vadettin Aktaş @ 25.09.2009 18:59:32
Online Ziyaretçiler
-