Kendisi ile ilk tanışmam telefonla oldu.
Tebrik etmek için aramıştım, çünkü kazandığı başarıya saygı duymuştum.
Sayın Davut TERZİOĞLU, AKP Sakarya İl Başkanlığını kazandığında birçoklarına göre sürpriz yapmıştı.
Sürpriz olan seçimi kazanmasından ziyade, o seçimi, üzerinde çok güçlü bir destek olduğu izleniminin hemen herkeste hakim olduğu başka bir adaya rağmen ve neredeyse formalite olarak görülen bir ortamda kazanmış olmasıydı.
Bu başarının arkasında neler olup bittiğini, bizler gibi gazeteleri okuyarak, haberleri izleyerek ve şehirde konuşulanlara kulak misafiri olarak algılarını ve yargılarını oluşturan sıradan insanlar bilemezler.
Bizler, bize ne anlatılırsa onu tanırız, ona inanırız, onu doğru biliriz.
O nedenle bu başarıyı çok önemsemiştik. Çünkü işte demokrasi denen şey burada meyvesini vermişti ve işte onun en doğal sonucu gözlerimizin önündeydi. Demokrasiler insanlara: dil, din, mezhep, ırk, renk, cinsiyet, sosyal sınıf farkı gözetmeksizin her şeyi başarabileceğine ve her şeyin olanaklı oluğuna dair bir rüya aşılamıyor mu?
En örnek demokrasinin kendisinde olduğunu iddia eden ve Afganistan, Irak, İran gibi ülkelere demokrasi getirmek çabasında olan Amerika, reklamını demokrasinin insanlara sunduğu Amerikan Rüyasıyla yapmıyor mu?
Eğer söz konusu olan demokrasi rüyasıysa, işte önümüze Türk tipi bir rüya örneği duruyordu.
Davut TERZİOĞLU bir rüyayı gerçekleştirmişti.
Galiba demokrasi gerçekten vardı ve demokrasiler gerçekten her şeyi mümkün kılabiliyorlardı.
TERZİOĞLU bizlere "demek ki olabilirmiş…" dedirtmişti. Çünkü o hem kendisine hem de topluma emek verenlerin emeklerinin karşılığını alabileceğini ispat etmişti. Siyasi Partiler Kanununun parti içi demokrasiyi öldürdüğü iddia edilen kurallarını hiçe çıkarmıştı.
Belki birçok gence örnek olmuştu.
Belki de birçok Partiye… Bizler gibi, olayların altında neler yattığını hiçbir zaman bilemeyecek olan, her okuduğuna inanan kitlelere Davut TERZİOĞLU, bu nitelikleri ve başardığı şey ile çok daha farklı tanıtılabilir ve hatta bir şehir efsanesi, bir demokrasi kahramanı dahi yaratılabilirdi.
Ancak öyle olmadı. Aradan geçen o kadar süre içinde Davut TERZİOĞLU sürekli şaibelerle mücadele etti, birbiri ardına çıkan söylentilere karşı açıklamalar yapmak zorunda kaldı.
Yıprandı. Yoruldu. Zayıfladı. Güçsüz düştü.
Tepeye vurabilecek karizması tükendi.
Zaten dün en son yaptığı açıklama da bu durumu çok güzel özetlemiyor mu? "Artık rahatladım. Bitti artık."dedi.
Şimdi neden bunu yazıyorum?
Eminim "bu olay Partimizin bir iç meselesidir" diye savunma niteliğinde açıklamalar gelecektir.
Doğru, bir iç mesele gibi görünebilir, öyle de olabilir.
O nedenle bu güne dek hiç bir şekilde bu konuya değinmedim. Ancak bence artık bu konu bir "iç mesele" olmaktan çıkmıştır, çünkü bizlere her şeyin üzerinde tutulması gerektiği öğretilen "insanlık onuru" devreye girmiştir. Bağımsız ülkeler, milletlerarası anlaşmalardan doğan hakları gereği kendi iç işlerine karışılmasından hoşlanmazlar ve karıştırmazlar.
Ancak konu insan hakları ihlali olduğunda farklı oluyor.
Kendinizi lütfen Davut TERZİOĞLU'nun yerine koyun.
Başkan seçiliyorsunuz, sonra sürekli bir konuşma, sürekli bir taciz, sürekli bir yıpratma, üstelik dışarıdan da değil…
Kendisinin haberi olmadan gelişen olaylar…
Onurunuzu korumak için istifa ediyorsunuz, ancak istifanız kabul edilmiyor. Canınızı almadan önce can çekiştirmeleri gibi bir şey.
Partimin başındayım diye basın açıklaması yapıyorsunuz, aradan bir saat geçmeden "Evet faks gelmiş, ben de yeni öğrendim, ancak Partiye gidip de faksı okumadım " diye açıklama yapmak zorunda kalıyorsunuz. Bu yaşamak isteyeceğiniz bir tecrübe mi?
İşte burası "iç işlerimizdir" sınırının aşıldığı çizgidir.
Şahsen ben utandım.
Siz de utandıysanız, o da, bu da, şu da bir insan olarak utandıysa o zaman kimse kusura bakmasın demokrasi de, haklar da, insanlık da sınıfta kalmıştır ve bu durum bence Siyasi Tarihimiz için mercek altına alınması gereken örnek bir vakadır.
Yazı Tarihi : 17 Eylül 2009 Perşembe
Bu yazı 388 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
sayın hatunoğlu asıl demokrasiyi ihlal edenler bu sonucu gördüler baskıyla darbeyle alınan oylar ve sonuç.bunu neden görmüyor ve yazmıyorsunuz.davut terzioğlu kahraman oldu. kendisini kaosa sürükleyenlere yol verdi bu hale geldi.
FATMA YAZGAN @ 23.09.2009 11:42:41
vah Davut'um vah.Golyatı bir kuşlastikle devirdin ama kral Talutun kıskanclığına uğradın.Ne diyelim başa gelen cekilecek.Sakaryalı olarak sahip çıkamadık bizleri bağışla
şahbazın kulu @ 19.09.2009 00:33:31