Gel de arlanma

Hayrullah Şanzumi

Hayrullah Şanzumi
Ord. Prof. Dr. Hayrullah Şanzumi

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Mekke'den Medine'ye hicretinde Hz. Ebu Bekir'le sığındıkları Sevr Mağarasında muhasaraya uğramış oldukları süre zarfında Hz. Aişe'nin ablası yani Hz. Ebu Bekir'in büyük kerimeleri olan Selma Hatun akşamları gizlice gözlemcileri atlatarak Hz. Peygambere ve beraberinde bulunan dostu sadıkası olan babası Hz. Ebubekir'e süt ve yiyecek götürmüştü.
İslam'ın neşet etmesinde bu kadar deruni lojistik ve de stratejik hizmetleri geçen Selma Hanım gibi kıymetli bir sahabe yıllar sonra zamanın Emevi Sultanlarından Muaviye bin Ebu Sufyan'ın valilerinden ki tarihe zulmüyle kayıt düşülmüş Haccac-ı Zalimin Selma Hatun'u tehdit ederek zorla kendisine biat etmesini emretmişti. Böyle zalim ve de amansız bir hükümdara biat etmeyeceğini söyleyen Selma Hatun'a yetişkin olan oğlunun kellesini almakla tehdit edince Selma Hatun'un oğlu annesine "Anneciğim sakın ha! Böyle bir zulme benim hayatımı kurtarmak için boyun eğme" deyince biat edinemeyen Haccac cellâtlarını göndererek Hz. Ebubekir'in kerimeleri Selma Hatun'un oğlunun kellesini kopardılar. Selma Hatun oğlunun cesedine bakarak ızdırap içerisinde kıvranan o güzel anne: "Evladım haksızlığa karşı ne güzel hutbe okuyorsun. İşte böyle şerefinle yaşa ve izzetinle öl" diyerek tarih yazdı. Biz inandığımızı farz edenler olarak bu hadisenin bir düstur olması gerekirken heyhat ki heyhat!
Evet, görüldüğü gibi sözüm ona bir İslam devletinin Sultanı çeşitli entrikalarla Hz. Muhammed'in (s.a.v.) amcazadesi ve halifesi ve ilmin kapısı olan Hz. Ali'nin evlatları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin'in biri zehirlenerek öbürü de başı kesilerek şehit ettiriyor. Tabi zulüm bununla da yetmiyor. Yine Hz. Muhammed'in (s.a.v.) en sadık dostu ve ona ilk iman edenlerden ve ilk halifesi Hz. Ebubekir'in sevgili kızları Selma Hatuna zulüm, baskı, tehdit yetmiyormuşçasına onun sevgili oğlunu genç yaşta din adına katlediyorlar. Tabi bu tespitler Muaviye ve Haccac'ın yaptıklarından birkaç tanesi.
Haddizatında o dönemlerde yaşayıp da iktidar yalakalığında bulunmayan on binlerce insan din adına, iman adına katledilmişler. Şahsen bendeniz bu tarihi vakaları gözden geçirirken bu zalimlerin vakti zamanında keşke İslamla tanışmayıp putperest olarak kalmış olmalarının daha şerefli bir vaziyet alabileceği kanaatindeyim. Gerçi bendenize sorulacak olursa aslında bu zalimlerin özde değil de sözde Müslüman oldukları görüşüm ağır basmaktadır.
Bizlerin yıllarca yaptığımız tetebbuatta Müslümanın tanımının Ahilik kurumunun da benimseyip kendine mal ettiği gibi bir insanın elinden, dilinden diğer insanlar emniyet içerisinde yaşayabiliyorlarsa bu zevatın uçkurundan da mahlukat muhafaza olabiliyorsa o insan Müslümanın ta kendisidir.
Aksi takdirde bir insan ben Müslümanım deyip her türlü melaneti işleyip yalan, dolan, talan, hırsızlık, başkasının özlük hakkını ve ders ücretlerini üzerine yıllarca geçirip, ikaz edildiğinde de hırsından kudurup haleti ruhiyesi bozulan zevatın haddizatında özünde Müslümanlıkla ne de İslamla uzaktan yakından hiçbir alakası olmayıp ya istemeyerek ve kendi bilgisi ve de isteği dışında Müslüman mahallesinde doğmuş olmanın verdiği mecburiyet ki salyangoz pazarlamak istek ve de arzusunda olduğu halde mekanın imkan vermemesine binaen salyangoz taciri olamamış olmanın verdiği münafıklık beri ya. Mevcut imkanlardan mahrum kalmamak için hiç olmazsa içimizden kültürel olarak mümin görünüp içten de kendi kendini yeme hali adeta cinsel veya ideolojik dönmelik derler buna.
Evet, günümüzde seyredenlerin hali pür melalini anladık ya, sahabelerin birbirlerini katletmelerine ne diyorsunuz derseniz onun da cevabının içinden şu yorumumuzla sıyrılmaktan başka yoktur çaresi diyor ve de iddia ediyorum. Bunun zıddını İslam adına iddia edeceklerin veballeri kendilerine yeter de artar da.
Bana göre bir sahabe dini mübini İslamın yegane peygamberi ve onun sevgili ehli beytini değil katletmek onları koklamaya bile kıyamaz. İyi peki, ya hocam bu mukatele neden derseniz; eski yazılarımda da belirttiğim gibi İslamın ilk neşet ettiği yıllar putperestlik hakim sınıf iken bu problemli kişilerin hepsi putperestlerin saflarında canhıraş çarpışırlarken vaktaki İslam hakim olup putperestler iktidarlarını kaybedince bu zevat hemen gelip hiç olmazsa görünürde tövbe estağfirullah edip, zevahiri kurtarıp, Müslüman olup pastaya ortak oldular. Ne yapalım kimsenin kalbini yarıp ne düşündüğünü tespit edecek bir alet henüz icat edilmemişti.
İslama göre de zevahire göre hükmetmek gerekir; zaviyesinden her kim ki ben Müslüman oldum der ve kelime-i şahadeti getirirse onu, herkes Müslüman olarak telakki etmek mecburiyeti hasıl olmuştur. Ama bununla da her şey bitmiyor. Mevcut kudret ve de iktidar sahibi bir dine iltihak ettikten sonra zevahirde sahabe muamelesi de görseler derunlarında fısk dolu olan insanlar ki peygamberimiz cemaatle namaz kıldırırlarken Cebrail "Nüzul eyleyim Ya Muhammed şu anda 260 küsur münafık namaza durmuş vaziyette" ihbarında bulununca herkesi bir titreme hali alıp "Eyvah ya Hz. Muhammed münafıkların listesini açıklarsa ne oluruz endişesi İslam tarihinin aslında bütün problemlerini çözer mahiyettedir.
Binaenaleyh sırf iktidar nimetleri yüzünden zevahirde farklı, derununda farklı, farklı inananlar vakti zamanı gelip bir şekilde din adına yetki ve de etki kullanma ayrıcalıklarını elde edince yıllarca kendi itikadi vaziyetleriyle kavgalı oldukları halde görüntüde Müslüman, derununda münafık ve hatta kafirlik ahvalleri onları gerçek ideolojileri istikametinde hareket edip hedef şaşırtarak sen mi benim ve de geleneğimin baş tacı olan putperestliğe darbe vurup onu ortadan kaldırdın. Öyleyse ben de senden görünüp sureta müminmiş gibi yaşayıp senin iktidarına sahip olup seni ve senin ehli beytini, senin getirdiğin senin için hak ama batında benim için hiçbir kıymeti harbiyesinin olmadığı kurallarınla terbiye edip ifsat, hem öyle bir ifsat hareketi ki 1400 yıldır içinden bir türlü çıkılamayan ve gittikçe taraftar toplayıp onları rijitleştirme operasyonu.
Taraflara sormak lazım. Hey taraftar, ehli beyte rağmen taraf olan bertaraf olur. Bir dini anlayış düşünün ki ehli beyte ve onların sevgililerine zulüm reva görüle. Evet, bugünlerde rahmetli olan koca şair Dilaver Cebeci'nin de dediği gibi "Yokum kavgada barışta/ Atım sürçtü bu yarışta" demekten başka çare bulamıyorum.
Evet, neticeten günümüzün bütün meselelerine de bu zaviyeden bakmaktan başka çözüm bulunamaz kanaatindeyim. Eğer bir insan veya grup din, iman adına zulmediyor ve birilerinin de haklarını gasp etmeyi tabii hakkı olarak görmeye devam ediyorsa bundan büyük felaket olamaz. Keşke başımıza gelen felaketler bizim içimizden değil de ötekinden gelseydi bize bu kadar koymazdı. Neticeten dönüp dolaşıp bütün problemlerin kaynağının münafıklıkla temerküz ettiğini söyleyerek Yüce Çalabın bu ve bunun gibilere eman ve de zaman vermesin temennisiyle. Vesselam!



Yazı Tarihi : 14 Eylül 2009 Pazartesi
Bu yazı 64 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk