Sakaryaspor'da işler her geçen gün, daha da kötüye gidiyor. Acil önlem alınmazsa Sakaryaspor'un bu ligden de düşmesi kaçınılmaz sanırım. "Oysaki daha düne kadar, herkes umutluydu. Hakan Şükür'ünden tutun da, Bülent Uygun'undan, Şansal Büyüka'sına kadar herkes Sakaryaspor'un yanında olduğunu söylüyordu". Yeni ve güçlü bir yönetim geliyor diye biz de sevinmiştik. Sakarya'nın değerleri, Sakaryaspor'a sahip çıkıyorlar demiştik. Ama sonradan öyle olmadığını anladık. Meğerse onların amacı başkaymış. Onlar meğerse "Sakaryaspor'un menfaatlerini değil kendi menfaatlerinin peşindeymişler". Tabi bekledikleri gerçekleşmeyince de ortalıkta kayboldular. Neyse bu konuları yeniden gündeme getirmenin Sakaryaspor'a hiçbir faydası yok. Biz bakalım bundan sonrasına…
Geçtiğimiz hafta "Sakaryaspor Yönetim Kurulu, Divan Kurulu ve Taraftarlar Derneği" bir araya gelerek basına kapalı bir toplantı gerçekleştirdiler. Toplantının ardından ise üç imzalı yazılı bir basın açıklaması yapıldı. Yazılı basın açıklamasının ayrıntılarına çok fazla girmek istemiyorum. Zaten her zaman olduğu gibi birlik ve beraberlik ten bahsedilerek Sakaryaspor'a herkesin destek vermesi için çağrıda bulunulmuş. "Peki sonuç. Sıfıra sıfır elde var sıfır." Ben bu saatten sonra, kimsenin ortaya çıkıp da Sakaryaspor'a maddi destek vereceğini tahmin etmiyorum. Verilseydi zaten bu zamana kadar verilirdi. Bu arada yazılı basın açıklamasında belediyelerden de destek istenmiş. "Madem belediyelerden destek istenecekti o zaman bu takım neden Büyükşehir'den alındı" onu da hiç anlamış değilim. Bakın şu an için Sakaryaspor'a sadece bir tek "Büyükşehir Belediyesi destek veriyor. Büyükşehir Belediyesinden başka Sakaryaspor'a destek veren var mı?". Hayır. Peki, böylesine bir gerçekle, karşı karşıya iken neden bu takımın Büyükşehir'den alındığını hiç ama hiç anlamış değilim. "Bu şehirde herkes üç maymunu oynuyor." Herkes Sakaryaspor'a destek verilmesi gerektiğini söylüyor ama "ne hikmetse destek verilmesi söyleyenler bile, Sakaryaspor'a destek vermiyor". Sözüm taraftara değil, onlar zaten takımlarını yeterince destekliyorlar. Sözüm diğerlerine. Bu arada Büyükşehir Belediyesinin Sakaryaspor'a tahsis ettiği "Otopark geliri de olmasa Sakaryaspor neredeyse deplasman maçlarına bile gidemeyecek". Bunlar maalesef Sakaryaspor'un gerçekleri. Bu arada her fırsatta şehirden destek bekleyen yöneticiler ve divan kurulu üyeleri de pamuk ellerini ceplerine atsalar. Onlar da biraz özveride bulunsa. Sahi merak ediyorum. "Sakaryaspor Yönetim Kurulu Üyeleri ve Divan Kurulu Üyeleri şahsi olarak bu zamana kadar Sakaryaspor'a ne kadar maddi destekte bulunmuşlar?". Öyle ya onlar öncülük edecekler ki ardından herkes taşın altına elini sokacak. Ben şahsen şu anki mevcut yöneticilerden hiçbirinin Sakaryaspor'a maddi olarak en ufak bir destek verdiklerine inanmıyorum. Önce yönetim kurulu taşın altına elini sokarsa, ardından herkes taşın altına elini sokar diye düşünüyorum. Evet, Sakaryaspor'da işler her geçen gün daha kötüye gidiyor. Kimse bu anlayışla bundan sonra Sakaryaspor'un yeniden eski günlere dönmesini beklemesin. Yazık hem de çok yazık. Sakaryaspor'u bu hale getirenlerin hesabı neydi bilinmez ama el birliğiyle kısa bir sürede bu hale getirdiler ya hepsine yazıklar olsun.
Yaşamın İçinden…
Çorbada tuzunuz olsun istiyorsanız, elinizi taşın altına sokacaksınız.
Sadece sokmakla da kalmayacaksınız.
Mesele her ne ise, sonuna kadar peşinde olacaksınız.
Bugün özellikle bizim toplumumuzda ve kentimizde olan budur.
Kendilerinin olmayan bir fikre, "sahip çıkmamak ve önemsememek duygusu…"
Oysaki hepimizin ve toplumumuzun menfaatine üretilmiş her fikre sahip çıkmak; "Sağduyunun" gereğidir.
Birbirimizin doğrularını desteklemediğimiz müddetçe;
Çapsız...
Vasıfsız…
Bilgisiz ve deneyimsiz insanların önde olmasına ve bizleri yönetmesine mecbur kalacağımızdan kimsenin şüphesi olmaması gerekir.
Ramazan Fıkraları
Teravihi unuttu!
İki kafadar Ramazan'da kadı kıyafetine girerek köy köy dolaşmaya ve birkaç basit soru sorup cevap veremeyen köylüleri falakaya yatırıp para kazanmaya başlamışlar. Kadı Efendinin bu durumdan haberi olunca, bunları yakalatmış ve:
"Bu sabah namazının, bu öğle namazının, bu ikindi namazının, bu akşam namazının, bu yatsı namazının" diyerek kırk sopa attırıp bıraktırmış.
İki kafadar köyden uzaklaşınca birisi:
"Tabanlarım sızlıyor, şurada oturup dinlenelim" deyince diğeri:
"Yürü yürü! Dinlenmenin sırası mı şimdi? Kadı Efendi teravihi unuttu. Hatırlarsa vay halimize!"
Yazı Tarihi : 14 Eylül 2009 Pazartesi
Bu yazı 62 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Yaşamın içinden bölümü
etkileyici ve çok doğru
teşekkürler
Aşk İklimi @ 14.09.2009 13:29:14