O zaman aradaki fark nedir?

Cem Hatunoğlu

Cem Hatunoğlu
Dün Medyabar Sakarya Halk ve Yenihaber gazetesi manşetten bir haber verdiler. Habere göre: CNBC-e Business'ın ilkini geçen sene yaptığı "TÜRKİYE'NİN YAŞANABİLİR İLLER ARAŞTIRMASI"nda ilimiz 2007 yılında 44.sırada iken bu yıl 58.SIRAYA GERİLEMİŞ.
Sosyal ve kültürel etkinlikler, işsizlik gibi 34 kriterin dikkate alınarak yapıldığı sıralamada ilimiz, Bilecik ve Bartın illerinin bile gerisinde kalmış.
Hâlbuki nicedir en çok duyduğumuz sloganlardan birisi: "Sakarya Marka Şehir olacak" değil miydi?
Çok sevdiğim bir atasözünü daha önce paylaşmıştım: "OLSAYDI İLE ETSEYDİ'Yİ EKMİŞLER, HİÇ BİTMİŞ."
Görüyoruz ki sadece "OLACAK, EDECEK" demekle olmuyor.
Peki bu geri gidişin sebepleri neler?
Elbette bunun ekonomik, kültürel, siyasi, sosyolojik birçok nedenleri var.
Ben, yıllar öncesinden aklımda kalan ÜLKE ÖLÇEĞİNDE YAPILMIŞ BİR ANALİZ ile, yalnızca bir açıdan yorum getirmek istiyorum.
Yanlış hatırlamıyorsam yazının konusu "FAKİR VE ZENGİN ÜLKELER ARASINDAKİ FARK NEDİR?" gibi bir şeydi. Yaklaşık olarak şöyle deniyordu:
Fakir ve zengin ülkeler arasındaki fark ülkelerin YAŞINDA DEĞİLDİR. 2000 yaşında ve fakir olan Hindistan ve Mısır'a bakarak bu anlaşılabilir.
Oysa daha 150 yıl önce fakir olan Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda bugün gelişmiş ve zengin durumdadırlar.
Fakir ve zengin ülkeler arasındaki fark, ülkelerin kullanılabilir DOĞAL KAYNAKLARI İLE DA ALAKALI DEĞİLDİR.
Japonya'nın %80'i dağlıktır, Tarım ve Hayvancılık için uygun olmayan kısıtlı toprağı vardır.
Fakat dünyanın 2. Büyük ekonomisine sahiptir. Japonya sürekli çalışan dev bir fabrika gibidir; tüm dünyadan hammadde ithal edip, ürettikleri ürünleri satarlar.
İsviçre dünyanın en iyi çikolatasına sahiptir. Küçücük arazilerine rağmen yılda sadece 4 ay hayvan yetiştirebilirler ve toprağı işleyebilirler.
Ayrıca en iyi kalitede hayvansal ürünler üretmektedirler.
Onu dünyanın en güçlü banka kasası yapacak olan farklı bir yönetim ve iş gücü ile güvenlik imajı sergiler.
Gelişmemiş ülkeler ile zengin ülkelerin yöneticilerinin aralarında önemli bir ZİHİNSEL veya ENTELEKTÜEL FARK OLMADIĞI bilimsel bir gerçektir.
IRK VE TEN RENGİ DE ÖNEMLİ DEĞİLDİR, çünkü kendi ülkelerinde tembel damgası yemiş göçmenler bugün artık zengin Avrupa ülkelerinin üretim gücünü oluşturuyorlar.
O ZAMAN ARADAKİ FARK NEDİR?
Aradaki fark: yıllar sürecinde Eğitim ve Kültürle şekillenen İNSANLARIN DÜŞÜNCE TARZIDIR.
Gelişmiş ve zengin ülkelerin insanlarının davranışlarını analiz edersek; büyük bir çoğunluğunun günlük hayatlarında
(en azından kendi toplumlarına karşı) şu prensipleri uyguladıklarını görürüz:
ETİK, SORUMLULUK, KANUNLARA VE KURALLARA SAYGI, DİĞER VATANDAŞLARIN HAKKINA SAYGI VE ÇALIŞMAYI SEVMEK. Yönetimde de AHLAKİ ESASLARDAN SAPMAMAK. Çünkü her şeyin temelinde İNSAN FAKTÖRÜ vardır.
Oysa geri ülkelerde; sadece çok küçük bir azınlık bu temel prensipleri günlük hayatlarında uygularlar.
Geride olmamızın sebebi: doğal kaynaklarımızın olmaması veya doğanın bize karşı zalim olması değildir, bizimki gibi bir coğrafyada bundan söz edilemez de zaten.
Gerideyiz çünkü, biz genel olarak bu tutumları uygulamıyoruz. Halbuki biz bu hasletleri çok da iyi biliyoruz. Ama kimseyi suçlayamayız. Çünkü bizler "toplum yararı" kavramından uzaklaşıyoruz.
Bizleri korumasız bırakacak şekilde uygulanan Neoliberal Devlet Politikaları nedeniyle her geçen gün daha da acımasızlaşan hayatta kalma mücadelesine kendimizi kaptırdıkça, o güzel hasletler de gittikçe daha dibe gömülüyorlar.
Şehrimizin önünü açacak ranta değil iyi niyete dayalı makro projeler hayata geçirilmiyorsa, iki dönemdir neredeyse tüm Milletvekilleri iktidar partisinden olmasına rağmen şehrimiz kan kaybetmeye devam ediyor ve ciddi bir destek almayı bırakın merkezde esamesi bile okunmuyorsa ilk 5'te yer almak sürpriz olurdu elbette.
Buna bir de çarpık Yerel Yönetim anlayışını ekleyince, daha da önemlisi bizler şehrimizde EĞİTİME hak ettiği önemi vermekten uzaklaştıkça, elimizden 58. sıraya oturup kaderimize razı gelmekten başka bir şey gelmiyor diyeceğim, ama yakıştıramıyorum, diyemiyorum...



Yazı Tarihi : 06 Eylül 2009 Pazar
Bu yazı 118 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk