Baca, kombi ve devlet!

Turan Çatalbaş

Turan Çatalbaş
Bilindiği gibi kent gündemine damgasını vuran gelişmelerden birisi, Yenikent'teki kalıcı konutların "baca ve kombilerinin" değiştirilecek olmasıdır.
Eğer, sorun bacada ise baca, değil ise kombi değiştirilecek.
Bu işlemin hak sahibine maliyeti ise 1 ila 3 bin TL arasında değişiyor.
Ve işlem 30 gün içinde, yani 1 Eylül 2009 tarihine kadar yapılacak.
Aksi takdirde İl Hıfzısıhha Kurulu'nun aldığı karar gereği konutlara verilen doğalgaz kesilecek.
"Yapılan iş yanlış mı" diye sorabilirsiniz.
Tabi ki yanlış değil.
Eğer baca veya kombi yetersizliği yüzünden kalıcı konutlarda yaşayan insanların sağlığı tehdit altında kalıyorsa tabi ki yapılan iş yanlış değil.
Yanlış başka yerde!..
Biliyoruz ki, Yenikent'teki konutları devlet yaptırdı. Devlet bu konutları yaptırırken ihale yoluyla bir müteahhit ve bir kontrolör firmayı da görevlendirdi…
Konutlar yapıldı, devletin ilgili birimleri kontrollerini yaparak konutları teslim aldı ve sonrasında hak sahiplerine satarak (!) teslim etti…
Bunun devlet adına açılımı şudur:
"Devlet olarak ben bu konutları test ettim, onayladım ve eksiksiz olarak teslim aldım; hak sahibi olan vatandaşlarıma 20 yıl vadeyle sattım"
Eee?
Devletin test edip onayladığı konutlarda bir arıza, bir eksiklik varsa bunun sorumluluğu kimindir?
Tabi ki devletin.
Üstelik bu konutların hak sahiplerine satışından doğan geri ödemeleri devam ediyorsa, devletin sorumluluğu da devam ediyor demektir.
Devlet vatandaşına kazık atmayacağına göre ortada bir yanlış var ise düzeltilmesi gerekiyor.
Uzun lafın kısası devlet hem malına, hem vatandaşına sahip çıkmalıdır.
Bugünün ekonomik krizi göz önünde bulundurulduğunda, daha ziyade dar ve sabit gelirli insanların hak sahibi olduğu konutlar için ekstradan 1 ila 3 bin TL masraf çıkartılması ve bu masrafın "doğalgazını keseriz haaa" dayatmasıyla vatandaşa fatura edilmesi ne kadar doğrudur?
Bana göre hiç ama hiç doğru değil.
Hak, hukuk, adalet kavramının kabul görüldüğü hiçbir ülkede de doğru olarak algılanmaz, kabul edilmez…
O halde yapılması gereken şey şudur.
Devlet, test edip onayladığı, ardından vatandaşına sattığı konutlardaki "baca" veya "kombi" eksikliğini gidermelidir. Ya da, hak sahipleri bu eksikliği gidermeli ve devlete ibraz edeceği fatura ile bu bedel devam eden geri ödemelerden düşülmelidir…
Bir başka mesele de devletin ilgili birimlerinin bu konudan haberdar olmasıdır.
Yani yerel yöneticilerin veya siyasi önderlerin bu vahim durumu devletin üst düzey organlarına doğru, mantıklı ve makul bir şekilde izahat veya rapor edilmesidir…
Aksi takdirde, gelişmelerin devlet adına kayda değer bulunmaması veya savsaklanması devletin vatandaşına kazık atması hali oluşturur ki, bu durum sağduyulu vatandaşların vicdanlarını yaralar ve sızlatır…
O halde, günlerdir kent gündemini işgal eden "baca ve "kombi" dayatması daha ciddi bir şekilde ele alınmalı ve vatandaş lehine sonuçlandırılmalıdır…
Bakalım bu koca şehir bir vatandaşsever nefer çıkartabilecek mi?..

---------------------------

Alternatif ürün, alternatif parti!

Dün fındıkla ilgili kaleme aldığım yazıma ilgili o kadar çok olumlu tepki aldım ki, doğrusu yazıyı yazarken üreticilerin hislerine bu kadar tercüman olabileceğimi düşünmemiştim...
Üreticilerden gelen olumlu tepkilerden cesaret aldım ve bugün de farklı bir bakış açısıyla konuya devam edelim istedim.
Şöyle ki;
Fındık üreticileri öteden beri hep haybeden, yani emek sarf etmeden para kazanan vatandaşlar olarak algılandılar.
Gerçi, bu algılamaya neden olacak davranışlar sergilenmesi ve yaşam tarzları da yok değil.
Kusura bakmasınlar.
Birçoklarını da tenzih ediyorum ama, bizim fındık üreticileri zaman ürün biraz para etse soluğu sahil şeritlerindeki restoranlarda, barlarda veya yeşil çuhalı kumar masalarında aldı!..
Kâh hovardalık yaparak, kâh kumar oynayarak paralarını kaptırdılar. Dahası, ahırlardaki sarı inekleri bile bu yollarda feda edenler oldu.
Sonra ne olduysa oldu.
Fındık üreticileri bir Ak Parti hastalığına yakalandılar. İşte o hastalıktan öyle bir darbe yediler ki, ne restoranda, ne barda, ne kumar masalarında böylesine ağır bir darbe görmediler.
Çok iyi hatırlıyorum.
Yakın geçmişte, yani 6-7 yıl önce bizim köyde ve yakın köylerde fındık ocakları 100 TL'den satılırdı… Yani bin ocaklık bir fındıklık alacaksanız, 100 bin TL ödemeniz gerekiyordu. Şimdi ocak fiyatları 50 TL'ye geriledi. Yüzde 50 fire verdi.
Fındık üreticisi AK Parti'ye oy verdikçe fındığın taban fiyatı ile birlikte ocak fiyatı da düştükçe düştü…
AK Parti kazanırken, fındık üreticisi hep ama hep kaybetti.
Şimdilerde fındıklığını satan çok olduğu gibi alanda hiç yok.
Hatta fındığı kökünden kesmeye başlayanlar bile var.
Sanıyorum, fındık üreteci bulunan köylerde çok yakın gelecekte "alternatif ürün" ile birlikte "alternatif parti" arayışı da başlar!



Yazı Tarihi : 04 Eylül 2009 Cuma
Bu yazı 94 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk