Katlı pazaryeri esnafı vatandaşı meğersem !...
Adapazarı Belediyesi, katlı pazaryerinde pazarcı esnafına yönelik ilginç bir uygulama başlattı.
Katlı pazaryeri çıkış noktalarına "dijital terazi" koyarak "Zabıta Kontrol Masası" kuran Adapazarı Belediyesi, pazarcı esnafını denetlemeye başladı.
Peki neden "Adapazarı Belediyesi pazarcı esnafını böylesine rendice eden" bir uygulama başlattı.
Herhalde pazarcı esnafı hakkında bir takım şikayetler var ki, Adapazarı Belediyesi pazarcı esnafına yönelik böyle bir uygulama başlattı.
Öyle ya. Durup dururken niye "pazarcı esnafı zan altında" bırakılsın?
Zan altında diyorum, çünkü bu uygulama katlı pazaryeri esnafın gerçekten de zan altında bırakmıştır.
"O dijital teraziler oradayken, hiç kimse bundan sonra vatandaşın katlı pazaryeri esnafına güvenmesini beklemesin."
Düşünün bir kere.
Vatandaş katlı pazaryerine gidiyor, karşısında zabıtalar.
Kurulan kontrol noktalarında, dijital terazilerle pazarcı esnafının vatandaşa sattığı ürünün eksik gramajda olup olmadığını kontrol ediyor.
Tam bir "Nazi dönemi" uygulaması gibi.
Böyle bir uygulama karşısında ben olsam şahsen o katlı pazaryerine bir daha asla uğramam.
O dijital terazileri orada gördüğüm sürece, ben nasıl katlı pazaryeri esnafına güveneceğim.
Benim anlayamadığım, "pazarcı esnafı nasıl oluyor da bu duruma seyirci kalıyor."
Gerçekten de anlamış değilim.
Tabi gerçekten de "o dijital teraziler oraya boşu boşuna konmadıysa."
Uygulamanın haklı sebepleri varsa, o zaman diyecek bir şey yok.
Böyle bir durumda ise, vatandaş süratle katlı pazaryerini terk edecektir.
Sanırım böyle bir şeyi de pazarcı esnafı istemez.
Uygulama yanlıştır.
Vatandaşla, esnaf arasında bir güvensizlik oluşmasına neden olmuştur.
Bence süratle bu uygulamadan vazgeçilmelidir.
"Hiç kimsenin hiç kimseyi böylesine rencide etmeye hakkı yoktur."
Tabi bu benim fikrim.
Katlı pazar esnafı durumdan memnunsa o zaman kimsenin söyleyecek en ufak bir sözü yoktur.
Yok bu durumdan şikayetçiyse o zaman gereği neyse onu yapmalıdır.
"Dijital teraziler şimdiden size karşı güvensizliğin sembolü oldu" haberiniz olsun.
Ramazan fıkraları
Bu mahalleden değiliz de...
Evvel zaman içinde iki şair ve edip ahbap Mehmet Celâl ile Faik
Esad, Beylerbeyi'nde bir dostun iftar davetine icabet için yola
koyulup karşıya geçiyorlar; fakat vakti iyi hesap edememişlerdir ve
iftara daha saatler vardır. Bunun üzerine iki ahbap,
- Camiye gidelim, vaaz dinleriz, vakit geçer, fikriyle Beylerbeyi
Camii'ne girip bir tarafa ilişiyorlar. Vaiz kürsüye çıkmış
cehennemden bahsetmekte, diliyle etrafa yıldırımlar savurup
şimşekler çaktırmakta, "zebânileer, alevleer, katran kuyularıı"
dedikçe cemaat dehşetle tir tir titremektedir. Bizimkiler vaizin
tehditlerine pek kulak asmamaktadır ama ahalinin çoğu kapıldığı
haşyetle hüngür hüngür ağlıyor.
Ağlayanlardan biri, gözyaşlarını silerek Faik Esad'ın sırtına
dokunuyor, kısık sesle,
- Siz vaizi dinlemiyor musunuz? diye soruyor. "Dinlenmez olur mu,
dinliyoruz elbet" diye cevap veriyor bizimki, "Peki ne dediğini anlıyor
musunuz?" "Anlıyoruz elbette, niçin soruyorsun peki?"
Adam hayretle devam ediyor,
- Yahu bizim ağlamaktan ciğerimiz sökülüyor, gözümüz dışarıya
uğruyor sizde ise hiçbir elem işareti yoktur, nasıl oluyor bu?
Şair cevap veriyor:
- Efendim biz bu mahalleden değiliz, yabancıyız, misafirliğe geldik
de!.
Yazı Tarihi : 03 Eylül 2009 Perşembe
Bu yazı 214 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar