Dün itibariyle 2009 yılı fındık hasadını huzur içinde yapabilmek umuduyla izne ayrıldım;
"Huzur içinde yapabilmek umuduyla" diyorum çünkü elde edeceğim fındığın yıl içinde yaptığım masrafları karşılayıp karşılamayacağına dair derin endişelerim var.
Bu endişe yalnızca bana ait değil. Yakın çevremdeki birçok fındık üreticisinin aynı endişeyi taşıdığına şahit oluyorum.
Fındık üreticilerinin endişeleri devam ederken, fındıkla ilgili olduklarını sananlar ise bir takım toplantılar yapıp, sözüm onlara fındığın geleceği için çözün arıyorlar.
Fındıkla ilgili olduklarını sananlardan kastım ziraat odalarının yöneticilerinden başkası değil...
İzne ayrılırken, 13 ilden 70 Ziraat Odası'nın başkanlarının katılımıyla düzenlenen "Yeni Fındık Stratejisi" değerlendirme toplantısının "sonuç raporunun" yayınlandığına dair haberler ajansların bültenlerine düşmeye başlamıştı;
"Yeni Fındık Stratejisi" değerlendirmesinin sonuç raporu hiç de bilinmeyen şeyler değil.
Örneğin, "Yeni Fındık Stratejisi" ile üreticinin serbest piyasa şartlarında savunmasız kalacağı, alan bazlı gelir desteğinin erken ödenmesinin gerektiği, ayrıca sayısal olarak yüz binleri geçen fındık üreticilerinin, bugün itibari ile çok az sayıda alıcı ile karşı karşıya kalarak, serbest piyasa şartlarında savunmasız durumda kalacağına dikkat çekilmiş;
Anlayacağınız bilinenleri tekrarlamışlar.
Yani yıllardır yaptıklarını yapmışlar ve "Laf üretmekten öteye" bir sonucu ortaya koyamamışlar.
Üreticinin sahipsizliği, savunmasızlığı bugünün meselesi değil. Üretici yıllardır, özellikle son 7 yıldır sahipsiz ve savunmasız!
Bunca yıldır üreticiye sahip çıkmayanlar, şimdilerde ortaya çıkıp sözüm onlara laf ebeliği yaparak üreticileri kurtarmaya çalışıyorlar!
Bırakın beyler rol kesmeyi!
"Üretici Birliği" veya "Üretici Meslek Odası" dediğiniz zaman ses biraz gür çıkmalıdır. Varlığını, var oluş sebebine göre ortaya koyabilecek etkinliği olmalıdır.
Hani nerde sizin etkinliğiniz?
Üretici adına her türlü olumlu unsur (rekabet ortamı) ortadan kaldırılıyor, siz hala laf ebeliği yaparak sonuca gitmeye çalışıyorsunuz;
Hani demokrasi, hani demokratik platformlar?
Neden meydanlara çıkamıyorsunuz. Neden üreteci adına haykırmıyorsunuz?
Kendinizden mi emin değilsiniz, yoksa üreticiye mi güvenmiyorsunuz?
"Üretici Birliği" (Fiskobirlik) diyorsunuz, siyasi iktidarla kol kola giriyor!
"Üretici Meslek Odası" (Ziraat Odaları) diyorsunuz, koltuk kaybetmemek için iktidarın dümen suyuna giriyor!..
Fakat iş lafa gelince mangalda kül bırakmıyorsunuz!..
Fındık üreticisi resmen mağdur ediliyor.
7 yıl önce 7 TL olan fındık bugün serbest piyasada 3.30 TL'ye satılıyor.
Gerekçeye bakın.
Yok alan fazla, yok ürün fazla!
Hiçbir şey fazla değil.
Fazla olan nedir biliyor musunuz?
Üreticinin kanını emen simsarların ve alivrecilerin haksız kazancıdır!..
Bakın şuraya not ediyorum. Siz de not edin.
Bugün fındığın kilo fiyatı 3.30 TL;
Önümüzde devam eden bir hasat dönemi ve Ramazan Bayramı var. Hasat bitinceye kadar, (fındık işçilerinin parası ödeninceye kadar) ve Bayram geride kalıncaya kadar bu fiyatın yukarılara tırmanması pek mümkün değil;
Neden?
Çünkü üretici mecburen fındığını satıp, fındık işçisinin parasını (yevmiyesini) verecek. Sonra da Bayram hazırlığı yapacak. Üretici zorda kalacak, yine mecburen fındığını satacak!
Bu arada birileri, yani simsarlar ile alivreciler istedikleri kadar fındık kotasını ellerine geçirip voleyi vuracak!
Niye?
Çünkü onlarla rekabet edebilecek ikinci bir unsur ortada yok!..
TMO yok, Fiskobirlik ise zaten yok!.. Çünkü bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde katledildiler!
Sonra ne mi olacak?
Sonrası malum.
Borcu harcı olmayan sınırlı sayıdaki üreteci belki 4 TL'ye, belki de daha yüksek fiyata fındığını satma imkânı bulabilecek…
Bu arada fırsatçı vurgununu vuracak.
Hem de 12'den;
Fırsatçıya fırsat verenlerle onlarla kötü olmamak gibi bir geleneği sürdürenler ise laf üretmeye devam edecekler!
Ya icraat?!
O da ne?
"İcraatın" adı yakın geçmişte "icazet" oldu dostlar;
İcazet yoksa, icraat da yok demek!
---------------------------
(Ramazan
Çeşnisi)
Temel'in rüyası;
Temel Sabah kalktığında telefon ile Dursun'u arar;
"Ula Dursun bu gece seni rüyamda gördüm."
Dursun; "Hayırdur neler gördün" diye sorar.
Temel, "Hayırdur hayır; Bağa çok önemli bir şey anlatuyidun ama ne deduğuni uyanınca bi turli hatırlayamayirum. Sen bilursun ne anlattuğunu!.."
!!!
Devasız dert!
İbn-i Sinâ'ya:
- Dünyada devası olmayan bir dert var mıdır? diye sormuşlar.
İbn-i Sina
-Derdin devasızı, iyinin kötüye muhtaç olmasıdır" diye cevap vermiş.
***
Dileriz iyi hiçbir zaman kötüye muhtaç olmaz;
Yazı Tarihi : 02 Eylül 2009 Çarşamba
Bu yazı 120 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar