Dozunda olursa kıskançlık kötü bir şey değildir. Ancak buna rağmen, insan olarak kıskanç biri değilimdir. Bugüne kadar hiç kimsenin başarısını ve malını kıskanmadım.
Mevcut olan konumumla ve malımla yetinmeyi büyük bir mutluluk olarak kabul ettim. Çevremde sıfırdan bir yerlere gelenlerle de hep gurur duymuşumdur.
Fakat hiçbir becerisi ve yeteneği olmadığı halde bal tutup, parmak yalayanlara da oldum zıt olmuşumdur. Bu şehirde bu örneklerden çok var!..
Neyse…
Biz gelelim konumuza...
Kıskanç değilim diyorum ama bazen kıskandığım şeyler de oluyor.
Örneğin TV'de belgesel izlerken, bazı Avrupa ülkelerindeki güzelliklere kıskanıyorum. İnsani davranışları kıskanıyorum. Yaşama bakış açılarını kıskanıyorum.
Adamlar öyle şeyler yapıyorlar ki, "Neden biz yapamıyoruz, neden biz böyle olamıyoruz" bir yandan hayıflanıyor öte yandan da kıskanıyorum…
Benim kıskançlığım budur işte…
Adamlar her şeyin kıymetini biliyor.
Zamanın kıymetini biliyorlar. Özgürlüğün kıymetini biliyorlar. Eş ve çocuğun kıymetini biliyorlar. Ve özellikle doğanın kendilerine bağışladığı güzelliklerin kıymetini ise bir başka şekilde biliyorlar… Doğayı korumak adına amansız bir mücadele veriyorlar. Yılmıyorlar, geri vites yapmıyorlar.
Sadece doğa değil…
Değer verdikleri tüm olgular için ellerinden geleni yapıyorlar.
Adamlar başbakanlarına bile trafik cezası kesebiliyorlar.
Oysa bizim ülkemizde bırakın trafik cezası kesmeyi; yan baksanız, kayanın selamı var misali!..
Başbakan'a ceza yazmayı bizim ülkemizde insanlar hayallerinde bile görmeye cesaret edemezler. Allah muhafaza o hayal kabusa dönüşür!..
Efendime söyleyim, adamların emniyet müdürü ya da belediye başkanı işe toplu taşıma araçlarıyla veya bisikletleriyle seyahat edebiliyorlar!..
Bizimkiler ise "kırımızı plaka" olmadan asla yola çıkmıyorlar!.. Üstüne üstlük korumaları da arkalarından takip ediyor! Ankara'ya, Meclis çatısının altına bakmayla gerek yok, kente bakın. Kentteki başkanlara bakın…
Bırakın belediye başkanlarını oda başkanlarına bakın!..
Sidikli bir başkan bile altına özel araba çekip, yanına koruma tutuyor!..
Hatırlarsınız.
Bir ara Londra Belediye Başkanı evinin balkonuna küçük bir kulübe yapmıştı da kıyamet kopmuştu… Komşuları şikayet edince Başkan kulübeyi yıkmak zorunda kalmıştı!..
İşte ben bunları kıskanıyorum arkadaş!..
Bizde bir başkan bir yerlere kulübe yapacak, birileri de gelip yıkacak!..
Sıkar vallahi!..
Ama vatandaşın ev yapınca greyder, dozer, polis, jandarma ve medya eşliğinde adeta tef çalarak yıkıp geçerler!..
İşte benim kıskandığım konular bunlar.
Samimi olabilmek, sade olabilmek, dürüst olabilmek, edinebildiği kadarıyla yetinebilme, kurallara uyabilmek…
İşte ben bunları kıskanıyorum…
Ve her fırsata kendi kendime sorarım.
Neden bizde böyle örnekler görülmez?
Yine "Biz de görürüz" diyemiyorum ama umut ediyorum ki izim çocuklarımız veya torunlarımız görür!..
Yazı Tarihi : 27 Ağustos 2009 Perşembe
Bu yazı 146 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Vallahi yazıyı okuyunca şaşırdım siz mi bu yazıyı yazdınız. bilip bilmeden konuları anlamadan insanların şerefi ile oynuyarak yazılar yazıp birilerine yaranıyorsunuz birde çıkmış nelere özeniyorsunuz bence önce medya değişmeli gerçeğin yanında olmalı kulakdan dolma yazmamalı; Oysa bakıyorsunuz medya bir yemeğe veya birkaç başka şeye asılsız yazıları düşünmeden yazıyor o yazılar kişiyi ne kadar etkiler aile ortamını çevresini nasıl etkiler diye hiç düşünmüyorsunuz.Bence önce iğneyi kendinize batırın, sonra başkalarına çuvaldızı, yani gerçek haber yazın doğrunun yanında olun bak neler ne kadar farklı şekilde değişmeye başlıyacak; Yoksa siz bu düşüncenin artık doğruluğunamı inanmaya başladınız da bu yazıyı yazdınız; takip edelim bakalım
sizmiyazdınız @ 01.09.2009 10:24:23
Sayın Çatalbaş önce kendimize bakmalıyız. Siz bir gazeteci olarak ne kadar Avrupalı gibi düşünüyorsunuz? Bu şehre güzel şeyler katan siyasetçiler başta olmak üzere bir sürü insanı menfaatinize veya zihniyetinize uymadığı için yerden yere vurmadınız mı? Siz önce kendinize dürüst olun...
Mesela:
"Fakat hiçbir becerisi ve yeteneği olmadığı halde bal tutup, parmak yalayanlara da oldum zıt olmuşumdur. Bu şehirde bu örneklerden çok var!.."
Kendinize zıt oldunuz mu hiç?
Nadir Keremoğlu @ 31.08.2009 10:28:16
sayın çatalbaş birazde sakaryada eğitimin içinde bulunduğu durumu ele alırsan seviniriz
adnan yazuz @ 28.08.2009 03:18:30