Orada bir köy var uzakta, o köy bizim köyümüz. Gitmesek de, kalmasak da o köy bizim köyümüz. Bu şarkıyı bilmeyeniniz yoktur sanırım.
Aslında şarkının sözlerine baktığınızda ilginç bir durum var ortada.
Orada bir köy var uzakta (nerede olduğu belli değil). Gitmesek de, kalmasak da o köy bizim köyümüz (hem gitmiyoruz, hem kalmıyoruz ), sonra da kalkıp yerini bilmediğimiz, gitmediğimiz, kalmadığımız köye, bizim köyümüz diyoruz.
Tuhaf değil mi? Köyün yerini bilmiyoruz. Bu köy, orada bir yerde ama nerede olduğu belli değil. Ardından da gitmesek de kalmasak da o köy bizim köyümüz diyoruz.
Bu şarkıyı besteleyen kişi, neden acaba böyle bir şarkı yapmış, sebebi nedir anlamadım.
Peki bu şarkının sözlerini şöyle değiştirsek.
Orada bir Yenikent var uzakta, o Yenikent bizim Yenikentimiz. Hizmet götürmesek de, insanlarını kendi kaderlerine terk etmiş olsak da o Yenikent bizim Yenikentimiz desek olur mu?
Hani halk arasında derler ya cuk oturdu. Gerçekten de cuk oturdu. Yani şarkının sözleriyle Yenikent tam anlamıyla bütünleşti. Biraz düşünürsek, bu şarkının sözlerinin Yenikent'in durumunu tam anlamıyla özetlediğini hemen görürüz.
99 yılında yaşanan depremin ardından sırf zemini sağlam denilerek ve başka hiçbir değerlendirme yapmadan inşa edilen Yenikent, bugün mutsuz insanların yaşadığı bir yerleşim alanı olmaktan öte gidemedi.
Mutsuz diyorum. Çünkü burada yaşayan birçok vatandaşımız kendisini şehirden uzak bir yere atılmış gibi görüyor.
Deprem sonrası Adapazarı için bir dönüm noktası olan Yenikent bu gün maalesef kaderine terk edilmiş durumda.
Hiçbir sosyal gelişmenin olmadığı Yenikent'te insanlar yeniden Adapazarı merkeze dönmenin yollarını arıyor.
Yenikent'in ilçe yapılmaması ise bölgede yaşayan vatandaşlarımızı daha da umutsuzluğa itmiş durumda.
Yenikent'te sadece toplu konutlar yapmak yetmiyor. Burada yaşayan başta çocuklarımız olmak üzere gençlerimize ve orada ikamet eden insanlarımıza yönelik sosyal projelerde üretmek ve hayata geçirmek gerekir. Burada belediyelerimize büyük görevler düşmektedir.
Sosyal içerikli yeni projeler bölgenin yeniden yüzünün gülmesine neden olacaktır.
FIKRA KÖŞESİ
Yönetici !
Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri, bir gün New York üzerinde balonla dolaşmaya çıkar. Aksilik bu ya, pusulasını aşağıya düşürür ve kaybolur. İnmek için uygun bir yer ararken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve alçalır.
-"Pardon. Ben neredeyim acaba?" diye sorar.
- "Yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin" der adam. Yönetici sinirlenir:
-"Sen mühendissin değil mi?" diye sorar.
-"Evet." der adam. "Nereden bildin?"
- "Çünkü başım belada ve sana bir soru soruyorum. Verdiğin cevap 100% doğru fakat hiç bir işime yaramıyor."
-"Sen de yöneticisin değil mi?" diye sorar Adam.
-"Evet sen nereden bildin?" –Adam "Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmuşsun. Pusulan yok, berbat durumdasın. Fakat bu şimdi benim sucum
Yazı Tarihi : 24 Ağustos 2009 Pazartesi
Bu yazı 127 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar