Sıkıntılarını ve sorunlarını dışarıya yansıtmayan partilerin başında AK Parti gelir.
AK Parti'nin Genel Merkez ve yerel teşkilatlarında, parti içinde yaşanan çok ciddi sorunların ancak çok küçücük bir bölümü dışarıya yansıyor. Bu nedenledir ki hem basın hem de kamuoyu AK Parti içindeki gelişmelerden çok fazla haberdar olmuyor.
Hatta dışarıdan bakıldığında AK Parti'de her şey güllük gülistanlık gibi gözüküyor.
Fakat hiç de öyle değil.
AK Parti ülke genelinde de, Sakarya'da da aslında fokur fokur kaynıyor.
Eğer bugün AK Parti içinde yaşananların hepsi değil de, yüzde yirmisi dışarıya yansıyacak olsa; inanın şehirde çok ciddi anlamda sansasyon yaratır…
Nedense "Kol kırılır yen içinde kalır" misali dışarıya pek fazla bir şey yansımıyor.
Bu konuda iktidar partisi AK Parti'yi gerçekten tebrik etmek gerekiyor. Tabi dışarıya yansımamasının pek çok nedeni de var.
Birincisi, AK Parti hem yerel hem de genelde iktidar olan bir parti. Hiç kimse sesini soluğunu çıkarmıyor. Çünkü herkesin kendine göre bir beklentisi, bir hesabı var.
Aksi takdirde AK Parti iktidardan düşse, yereldeki gücünü kaybetse siz seyredin gürültüyü!
İşte o zaman neler konuşulur, neler duyarız onu bile kestiremeyiz!..
Oysa AK Parti kazan misali kaynıyor. Kazanın altına da milletvekilleri odun atıyor;
Çünkü hesap günü hızla yaklaşıyor.
2011 yılında yeniden sahneye çıkacaklar… Ama sahnede kimlerin kalıp kalmayacağı belli değil!
AK Parti eskisi kadar güçlü de değil.
Önceki seçimlerde olduğu gibi 6 veya 5 milletvekili çıkartabilecek gücü de yok.
AK Parti olası bir seçimde Sakarya'dan en fazla 3 veya 4 milletvekili çıkartabilir. Bu demektir ki, dengeler sarsılacak, mevcut vekillerden herhangi biri listeye girse bile seçilemeyecek. Seçilebilecek yerde olabilmek için teşkilatın, Genel Merkez'in desteğini almak gerekiyor.
Son günlerde AK Parti'de kopan fırtınanın asıl nedeni işte buradan kaynaklanıyor.
Sorun yeniden seçilebilmek...
AK Parti'de yeniden seçilebilecekler ise üç aşağı beş yukarı belli gibi…
Şaban Dişli yeniden seçilebilir.
Hasan Ali Çelik yeniden seçilebilir.
Peki Erol Aslan Cebeci, Ayhan Sefer Üstün ve Recep Yıldırım yeniden seçilebilirler mi? Veya seçilebilecek bir sıralamada yer alabilirler mi?..
Yoksa Dişli ve Çelik'ten sonra; seçilebilecek sıraya Ali İnci yerleşir mi?..
Veya hiç beklenmedik, sürpriz isimler gündeme gelebilir mi?
Tüm bunlar ve daha nice sorular var ki, tam anlamıyla cevap bulması bugün için mümkün değil ve epey bir zamana ihtiyaç var…
Ancak her kim ne derse desin…
AK Parti'de müthiş bir iç çekişme var ve bu çekişme nedense gün yüzüne çıkmıyor…
Eğer benzer bir çekişme CHP ve MHP'de olmuş olsaydı, şimdiye kadar siyasi anlamda kaç bombanın patladığını sayamaz hale gelmiş olurduk…
Ramazan Çeşnisi[b/]
Değerini bilmek!
Vaktiyle ergin bir şeyh, yıllarca yanında yetiştirdiği müridini imtihan etmek ister. Onun eline iri bir pırlanta verip:
"Oğlum" der "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en son da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir."
Mürit elinde pırlanta bir bakkal dükkânına girer ve "Şunu alır mısınız?" diye sorar. Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir; sonra:
"Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der. Mürit teşekkür edip çıkar.
Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak beş lira vermeye razı olur.
Üçüncü olarak semerciye gider: "Buna ne verirsiniz?" diye sorar
Semerci şöyle bir bakar,
"Bu..." der "benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm."
Mürit en son olarak bir kuyumcuya gider.
Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar.
"Bu kadar büyük pırlantayı nereden buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder: "Buna kaç lira istiyorsun?"
Mürit sorar:
"Siz ne veriyorsunuz?"
"Ne istiyorsan veririm."
Mürit,
"Hayır veremem" diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:
"Ne olur bunu bana sat. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."
Mürit emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Şeyhinin yanına dönen mürit büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır.
Şeyh sorar:
"Bundan ne anladın?"
Mürit cevap verir:
"Bir şey, ancak değerini bilen için kıymetlidir."
Yazı Tarihi : 23 Ağustos 2009 Pazar
Bu yazı 180 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Ak parti Sakaryada güclü fakat teşkilat düzeyinde zayıf ve caresiz.Davut Terzioğlu ve ekibin başında asılı duran Genel merkezin demoklesin kılıcı gibi kılıcla gözüm üzerinde der gibi caresiz ve cıkarcıların oyuncağı haline gelmesinden endişe ediyorum.Rahat bırakmıyacaklar.Çalışmalarını engelliyecekler.Davut Terzioğlu'nu Sakarya'lı secti.Genel merkez saygı duymalı ve yol vermeli.Önünü açıp cesaretlendirmeli.Kimi sececeğimize bizler karar verip Ankaraya yollarız.Sakaryaya hiçbirşey vermiyen değil özveri ile calışanı yollarız.Kendilerini cantada keklik görenler yanılgı içindedirler.Saygılar
şahbazın kulu @ 24.08.2009 22:29:04
Sana sorduk kim seçilebilir diye...hespunellah
Kaşık K. @ 24.08.2009 17:25:42