Olgun SERT
olgunsert@hotmail.com
Terör ve Terörizm ile mücadele aslında oldukça kolaydır. Önemli olan mücadelede doğru stratejiyi belirleyip istikrarlı ve kararlı bir şekilde uygulamaya koyabilmektir. Devletimiz Pkk denilen bir terör örgütü ile yıllardır mücadele etti. Ya da ettiğini zannetti. Pkk terör örgütü 15 Ağustos 1984 tarihinde ilk silahlı eylemine başladığında mücadeleye nasıl bakıldığını ve bu örgütün nasıl değerlendirildiğini hepimiz biliyoruz. Pkk terör örgütü ilk silahlı eylemlerine başladığında Devlet yöneticileri üç beş çapulcu sözleri ile konuyu oldukça hafife aldılar. Bu hafife alma dönemlerinde Pkk terör örgütü en zor olan zannedilen ancak kendileri için kolay olan hedefleri eylem alanı seçerek sesini duyurmayı ve varlığını hissettirmeyi başardı. Aslında yaptığı pek fazla bir şey yoktu. Duran bir hedefe, rutin faaliyetleri esnasında vur-kaç taktiği ile zayiat vermeyi amaçladı. Verdiği her zayiat kamuoyunda ses getirdi. Bu ses getirme sürecinde arzuladığı beslenmeyi sağlayarak yaşadı.
Devletimizin terörle mücadele ettiği dönemlere baktığımızda hiçbir dönemde istikrarı yakalayamadığını söyleyebiliriz. Pkk terörünün ilk dönemlerinde mücadele gereken ciddiyette ve ağırlıkta yapılamadığından sorunlar katlanarak büyümüştür. Pkk terör örgütü bölgenin zayıflıklarını ve hassasiyetlerini çok iyi kullanarak yaşaması için ortam hazırlayabilmiş, personel ve lojistik destekler alabilmiştir.
Pkk denilen terör örgütünün yapısına ve kabiliyetine bakıldığında aslında kısa sürede bitirilmesi gerekirdi. Ama maalesef bu yapılamadı. Bu başarısızlığın en önemli sebeplerinin başında basiretsiz ve beceriksiz siyasetçiler gelmektedir.
Terör ve terörizmle mücadele etmede en önemli husus aklın akılla mücadelesidir. Balığın yaşayabilmesi için suya ihtiyaç vardır. Nasıl Balık susuz yaşayamazsa,teröristte bölge halkının desteği olmadan yaşayamaz.Terörle mücadelede bugüne kadar bu ayrıştırma bir türlü yapılamamıştı.Sebebi açık ve net olarak ortada aslında.Oy avcısı bazı basiretsiz ve beceriksiz siyasetçiler,terörle mücadele zannı ile bölgeye hep siyasi rüşvet verdiler.Siyasi rüşvet daha çok terör eylemini getirdi. Daha çok terör eylemi daha çok siyasi rüşveti getirdi. Bu kısır döngü sonucunda terör eylemleri arttıkça arttı.
En son gelinen noktaya bir bakalım. Pkk terör örgütü sayesinde bazı kazanımları ve hakları aldıkları düşüncesinde olan hatırı sayılır bir kitle var bu bölgede. Bölge halkı yıllarca elektrik ve su parası ödememekte,asla üretken olmayı düşünmemektedir.Siyasi rüşvetler sayesinde bedava yaşamaya alıştırılmış durumdadır. Siyasi rüşvetler nedeniyle üretmeden yaşayamaya ve para yemeye alıştırılmış olan bölgede tarım arazilerini ot kaplamış durumdadır. Hayvancılık neredeyse bitme noktasına gelmiştir. Neredeyse adım başı harabe görünümüne bürünmüş sözüm ona teşvik yatırımları vardır. Bu teşvik yatırımlarının adı yatırımdır. Zira hemen hemen herkes teşvik almak için arazisine birkaç duvar örüp, teşvik paralarını alıp kayıplara karışmış durumdadır. Peki, bu paralar kimin parasıdır? Elbette vatandaşların parasıdır. Terörü bahane gösteren ve siyasi rüşvete alışmış çevreler Devlete bir Lira vergi verirken (Bu vergilerin çoğu dolaylı vergilerdir) karşılığında Yirmi Lira almaktadır. Şu halde Batı illerimizdeki vatandaşlarımız ve vergi mükelleflerimiz Doğu illerimizi beslemektedir. Bütün bu ve buna benzer bedavacılığın kaynağı, dayanağı onlara göre sözüm ona Pkk terör örgütüdür.
Bugüne geldiğimizde Pkk terör örgütü ile sıra dışı, radikal bir mücadele başlatılmıştır. Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül'ün önderliğindeki bu mücadele takdir toplamaktadır. Terörle mücadelede esas olanın yapılması için takdire şayan hamleler yapılmaya başlanmıştır. Yapılan işleme baktığımızda ise "Su ve Balık" misali, teröristlerin yaşam alanına çomak sokulmuş, suları bulandırılmış, üzerlerine balık ağı atılmıştır. Teröristlerin bölgeyi eskisi gibi rahat bir ortamda kullanma imkânları köreltilme yoluna girmiştir.
Arada bir yaptığımız gibi, mecliste grubu bulunan siyasi partiler hakkında küçük bir değerlendirme yapmadan geçmeyelim. Dtp denilen ve Pkk terör örgütünün yandaşlığını yapan bir partinin yöneticilerinin ağızlarından yine pis salyalar akmaya başladı. İnisiyatifi kaybetmenin verdiği korku ve panik ile ne yapacaklarını, ne söyleyeceklerini şaşırmış duruma düştüler. Daha önceleri dolaylı olarak Pkk terör örgütünü temsil ettiklerini ima ederlerken, gelinen süreçte amiyane tabirle rol çalmaya gayret gösteriyorlar. Çabalarının nafile olduğunun farkındalar ama son bir umutla Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılma sürecini hızlandırma arayışına girdiler. Belki bu yolla sahneden silinme sürecine etki yapabileceklerini düşünüyorlar ama iç ve dış siyasi ortamda inisiyatifi eline alan Türk Devlet Siyasetinin önünde set kuramayacaklarının farkındalar. Bunlara güzel bir Atasözü ile "İt ürür, kervan yürür" diyerek diğer siyasi partileri yorumlayalım.
Mecliste grubu bulunan diğer siyasi partiler maalesef siyasi panik ve öngörüsüzlük hali yaşamaktadır. Neyin ne olduğunu anlayamadan birkaç danışmanın şahsi yorumlarını parti kararı gibi uygulama yanılgısına düştüler. Aslında kendi kırmızı çizgilerini yada olmazsa olmazlarını deklare edip inisiyatif alarak siyasi avantaj sağlamaları mümkünken en olmazı ve çıkmazı tercih ederek ellerini kollarını bağlamışlardır. Bunun sebebini tekrar etmekte fayda var. Siyasi partilerdeki birkaç gelenekçi ve gelişime kapalı danışmanlar veya parti yöneticileri önemli etken olmuştur. Bir siyasi partinin yetkilisi hep geçmiş tarihleri analiz eder, geçmişte yapılan veya yapılmak istenenler sav'ında takılırsa o parti nasıl gelişecektir? Nasıl iktidar olacaktır? Türk Milliyetçiliğini nasıl temsil edecektir? Bu şahsiyetlerin derhal değiştirilmesi, yeniliğe açık, gelişimci, çağdaş kadroların getirilmesi gerekmez mi? Bu nasıl parti liderliğidir anlamak mümkün değil.
Neyse sözü fazla uzatmayıp sadede gelelim. Türkiye dış siyasette önemli hamleler yapmaktadır. Artık oynanan bir ülke konumundan oynayan ülke konumuna doğru ciddi adımlarla ilerlemektedir. Katkısı olanları kutluyoruz. Başarılarının daim olmasını diliyoruz.
Yazı Tarihi : 18 Ağustos 2009 Salı
Bu yazı 182 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
sayın sert çok güzel başladın iyi gittin sana katılıyorum.ama sonunu bağlarken hükumete, bukadar yanlışlarını gördüğün halde yağ çekmeden bitirsen olmazmı.korkuyormusun gerçekleri yazmaktan yada bir beklentinmi var.açıkla da bilelim.
emre çatal @ 18.08.2009 16:59:52