Timsah gözyaşına devam!…

Mustafa Gümüşel

Mustafa Gümüşel
Mustafa Gümüşel e-mail mgumusel@sakaryahalk.com

Bugün benim için yazı yazmak zordur. Günler öncesinden 17 Ağustos münasebetiyle ne yazacağım diye düşünür dururum. Zira aradan geçen 10 yıl içinde yazdığım yazıların çoğu bir birinin tekrarı haline geldi…
Yani ne yazarsak yazalım ne anlatırsak anlatalım, 17 Ağustos'tan bir ders almadığımız ortada. Eh bugüne kadar akıllanmadığımıza göre bundan sonra da bazı şeylerin kafamıza gireceğini pek sanmıyorum…
O yüzden bugün yine "boşa kürek çekmemek" adına 2003 yılında 17 Ağustos ile ilgili yazdığım yazımı aynen sizlere aktarıyorum. İşte 7 yıl önce yine bugün yazdığım "Timsah gözyaşı" başlıklı yazım…;
"Yarın 17 Ağustos. Yaşadığımız o felaketin üzerinden koskoca 4 yıl geçti. Acılarla dolu 4 koca yıl. Gözlerimin önüne 17 Ağustos 1999 günü yaşadıklarımız geldiğinde hala ürperiyorum…
O anı ve sonrasını hatırlamak istemiyorum ama unutmayı da hiç düşünmüyorum. Sadece ben değil o felaketi yaşayan herkes, 17 Ağustos 1999'u unutmamalı. Ders almalı…
Dönüp arkamıza baktığımızda adına 17 Ağustos dediğimiz o felaketten ders alındı mı diye soracak olursanız, cevabım çok kısa ve net olacak. Kocaman bir ‘hayır…'
Oysa 16 Ağustos 1999 tarihi hepimiz için sıradan günlerden biriydi. Ertesi gün için ise belki de birçoğumuzun hayalleri vardı. Bu hayallerimizi düşünerek o gece hepimiz derin bir uykuya daldık…
17 Ağustos 1999 sabahı saatler 03.02'yi gösterdiğinde bazılarımız o derin uykudan bile uyanamadı. Bazılarımız uyandı ama üzerlerine yıkılan beton yığınları arasında sıkışıp kaldı…
Çaresiz kurtarılmayı beklediler. Saatler, hatta günler geçti. Sonuçta biraz şanslı olanlar beton yığınlarının arasından kurtarıldı. Ya diğerleri? Seslerini duyduk, ellerini tuttuk ama onları kurtaramadık…
Bu ‘asrın felaketiydi.' Yıkım ve ölüm çok fazla oldu. Ancak yıkıma birazda bizim ‘aç gözlülüğümüz' ve yöneticilerin basiretsizliği sebep oldu. 1980'li yıllarda başlayan betonlaşma hepimizin ağzını sulandırdı…
Buna bir de yöneticilerimizin ‘rant' hesabı eklenince olanlar oldu. Mis gibi bahçe içindeki tek katlı evlerimizi, bir-iki daire fazla alacağız diye kendi ellerimizle yıktık. Bununla da yetinmeyip, imar tadilatları için hatırlı kişileri araya sokup, çok katlı binalar için ruhsatlar aldık…
Sonuçta Adapazarı'nın o güzelim çehresi bozulup gitti. Herkesin hayran olduğu Adapazarı, bir beton yığını haline geldi. Nihayet 17 Ağustos 1999 kapımıza geldi dayandı…
Ağzımız sulana sulana ‘müteahhitlere' yaptırdığımız o binalar bir bir yıkıldı. Ondan sonra da ‘müteahhitleri' günah keçisi yaptık. Asıl suçu kendimizde ve idarecilerimizde aramadık…
Ne acıdır ki, bugün aynı hataları tekrarlamak üzereyiz. Hala ‘imar tadilatları' ile fazlaca meşgul oluyoruz. Yeşil alanları ‘imara' açmak için anlamsız bir yarışın içinde olmaya başladık…
Ben, tekrar göreceğimi iyi bildiğim bu filmde, artık ağlamak istemiyorum. Bunun için de çok katlı binalarda kalmayacağım. İkametgâh adresimi de Camili, Karaman veya Korucuk olarak değiştireceğim…
Hala ders almayıp ‘rant' peşinde koşanları, bu filmin tekrarında ağlarken gördüğümde, suratlarına ‘timsah gözyaşı döküyorsun' diye haykıracağım…
İşte böyle. Bundan tam 7 yıl önce 17 Ağustos ile ilgili böyle bir yazı yazmıştım. Aradan geçen zaman için değişen bir şey var mı? Bence yok. Öyleyse "timsah gözyaşına" devam…

*****************************************************

Rakamlarla 17 Ağustos!…

17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan deprem Adapazarı'nda da büyük hasara yol açmıştır. Resmi kayıtlara göre "3 bin 988 insanımız hayatını kaybetmiş 5 bin 180 kişi de yaralanmıştır…"
Sakarya ili içinde "81 bin 702 konut ve işyeri çeşitli düzeylerde hasar görmüştür." Bunlardan 29 bin 701'i yıkık ve ağır hasarlı, 22 bin 157'si orta hasarlı geriye kalan 29 bin 844'ü ise hafif hasarlı olarak kayda geçmiştir…
Allah bir daha böyle bir felaket başımıza vermesin diyeceğim ama kabul olmayacak duaya da "âmin" dedirtmek istemiyorum. Neyse, biz yine de "âmin" diyelim de, her türlü tedbirsizliğimize rağmen bakarsınız kabul olur…



Yazı Tarihi : 17 Ağustos 2009 Pazartesi
Bu yazı 224 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Sn. GÜMÜŞEL,
NALINA DA MIHINADA VURAN AZ SAYIDA GAZETECİLERDENSİNİZ.

ŞU YAZIMA BİR GÖZ ATARMISINIZ !

DÜN GECE 3:02 DE,
NE VALİ VARDI. . . .
NE BELEDİYE BAŞKANLARI . . .
NE SİYASİ PARTİ TEMSİLCİLERİ . . . .
NE SİVİL TOPLUM TEMSİLCİLERİ . . . .

SADECE BİZ VARDIK KENT MEYDANINDA. . .
BİZ ÖLENLER. . .
BİZ SAHİPSİZLER. . .

YUKARIDA ANDIKLARIM. . .
BİZİM RAHMETE İNTİKAL EDENLERİMİZİ . . .
SADECE, REKLAM AMAÇLI İLANLAR LA ANDILAR . . .
BİR FATİHA YI,
BİR YASİNİ ŞERİFEYİ ÇOK GÖRDÜLER. . . .
BİZİ ACILARIMIZLA BAŞBAŞA BIRAKTILAR. . .

ŞEYH-ÜL BELED LER,
ŞEYH-ÜL EMİN LER,
ŞEYH-ÜL EMİR LER,
MERHUMLKARIN VE BİZLERİN HAKKIMIZI HELAL ETMEMİZİ NASIL BEKLİYORLAR. . .

NE ÖLÜMÜZE SAYGI ! ! !
NE DİRİMİZE ! ! !
ALİ GÜNEBAKAN @ 17.08.2009 15:04:40
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk