Sakarya, Kocaeli, Gölcük, Yalova, Düzce, Avcılar başta olmak üzere geniş bir coğrafyayı etkileyen 17 Ağustos Depremi'nin üzerinden tam 10 yıl geçti.
Her yıl olduğu gibi, bu yıl da
"unutmadık, unutturmayacağız" söylemleriyle depremin yol açtığı ölümler ve nedenleri
anlatılmaya, hafızalar canlı tutulmaya çalışıldı.
Acılar yeniden tazelendi.
Dilerim bir daha asla o günleri yeniden yaşamayız.
Yaşamamak için de mutlaka bu konuda yeterince duyarlı olmamamız gerekiyor tabi ki.
Peki gerçekten de bu konuda yeterince duyarlı mıyız?
Ben şahsen dünyanın en büyük deprem felaketleri arasında sayılan 17 Ağustos depreminin yol açtığı maddi ve manevi yıkımla ülkedeki deprem algısının değişiminde "dönüm noktası" olduğuna inanıyorum.
Bu açıdan baktığımızda ilimizde de deprem sonrası çok şey değişti.
Alınan radikal kararlar sayesinde Camili, Karaman ve Korucuk bölgesinde adeta yeni bir şehir kuruldu.
Binlerce vatandaşımız artık daha güvenli ve daha sağlam bölgelerde ikamet ediyor.
Sadece konut alanında değil elbette sağlık, eğitim, altyapı ve üst yapı konusunda da ciddi çalışmalar yapıldı.
İşte bu noktadan baktığımızda 17 Ağustos depremi Sakarya için gerçek anlamda tam anlamıyla bir dönüm noktası oldu.
Tabi bunun bedeli oldukça ağır oldu elbet.
Binlerce vatandaşımız hayatını kaybederken binlerce konut ise adeta yerle bir oldu.
Ama artık o kötü günler geride kaldı.
Kuşkusuz her şey tam anlamıyla istenilen seviyede değil.
Halen birçok vatandaşımız güvensiz binalarda ikamet ediyor.
Halen şehrin bazı noktalarında deprem nedeniyle büyük hasar gören binalar var.
Halen birçok orta hasarlı bina ise onarılmayı bekliyor.
Bu sorunların da en kısa sürede çözülmesi gerekiyor.
Ama her şeye rağmen az önce de belirttiğim gibi deprem sonrası gelinen bu nokta gelecek için de bizlere umut veriyor.
Öte yandan olası bir depreme de her zaman hazırlık olmamız gerekiyor.
Her 30 yılda bir periyodik olarak gelen büyüklü küçüklü depremler hem can, hem de mal kaybına sebep olurken milli servetlerimiz içinde yaşayanlarla birlikte heba oluyor. Oysa deprem bu toprakların bilinen gerçeği. Belki daha binlerce yıl bu tabiat olayı durmaksızın devam edecektir. İşte bu yüzden depreme karşı bilinçli bir şekilde hazırlanmamız gerekir. Ne kadar çok deprem bilinci güçlü toplum olursak depremleri o kadar az hasarla atlatırız. Büyüklüğü ne olursa olsun muhtemel bir depremin zararlarını en aza indirmek mümkün. Korunma kültürü, bilincine sahip çıkıp, yaygınlaştırmamız şart. Depreme her zaman hazırlıklı olmalıyız. Bilgi ve eğitim, korkunun mutlaka yerine geçmeli.
İşte bu noktada başta Sakarya Valiliği olmak üzere Büyükşehir Belediyesine önemli görevler düşmektedir. Özellikle Büyükşehir Belediyesi'nin bu konuda mutlaka bilimsel çalışmalar yapması gerekmektedir. Geçtiğimiz gün yazdığım bir köşe yazısında da bu konuya değinmiştim. Büyükşehir Belediyesi bu konuda belediye bünyesinde özel bir koordinasyon merkezi oluşturabilir.
Oluşturulacak koordinasyon merkeziyle deprem konusunda insanlarımız daha da bilinçli bir duruma getirilebilir.
Yakın tarihte yaşadığımız Marmara depremi birçok eksiğimizi ortaya çıkardı. Deprem kuşağında olan ülkemizde bu tür felaketlere tam olarak hazırlıklı olmadığımız ortaya çıktı. Yerleşim alanlarının seçiminde, inşaatların kalitesinde, ne denli hatalarımızın olduğunu deprem açıkça gösterdi. Her felaket bir çok ders ve nasihatle yüklüdür. Esas olan geçmiş felaketlerden en güzel şekilde ders alarak geleceğe hazırlanmak ve depremle yaşamayı öğrenmektir.
Şiddetli bir depremin ne zaman olacağının belirlenmesi teknik açıdan mümkün olmadığından deprem bölgesinde yaşayan insanların bu konuda her an hazırlıklı olmaları gerekmektedir. Bir başka ifade ile "Hiç deprem olmayacak gibi soğuk kanlı, her an deprem olacakmış gibi de tedbirli ve hazırlıklı" olmalıyız.
Unutmayalım ki depremlerin zararlarından ancak toplum olarak bilinçlenirsek korunabiliriz.
Yazı Tarihi : 17 Ağustos 2009 Pazartesi
Bu yazı 56 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar