Ben bilmiyorum !...

Salih Yalçıntaş

Salih Yalçıntaş
17 Ağustos 1999'da meydana gelen deprem, ardında büyük acılar bıraktı.
Saat 03.02'de başlayan ve 45 saniye süren 7.4 büyüklüğündeki Marmara depreminde resmi açıklamalara göre 17 bin 840 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi de yaralandı.
Felaketin boyutu gerçekten çok büyüktü.
O günler artık geride kaldı.
Peki tüm bu yaşananlardan ders aldık mı?
Olası bir depreme hazırlıklı mıyız?
Hiç sanmam.
Ben şahsen bu şehirde yaşayan biri olarak bir deprem esnasında ne yapacağımı bilmiyorum.
Sadece bir deprem esnasında, bina içerisindeysem kirişlerin altında durmamam gerektiğini biliyorum.
Merdivenlerden uzak durmam gerektiği söylendi.
Deprem esnasında bina içerisinde değilsem dışarıda isem, yüksek binaların yanından hızla uzaklaşmam gerektiğini de biliyorum.
İşte hepsi o kadar.
Peki gerisi.
Bir deprem esnasında bu şehirde toplum olarak ne yapacağımızı biliyor muyuz?
Hiç tahmin etmiyorum.
Oysaki bu zamana kadar bu konuda birçok şeyler yapılabilirdi.
Ama maalesef yapılmadı.
Bir hafta sonra depremin üzerinden tam 10 yıl geçmiş olacak.
Yıldönümü nedeniyle sanırım bir dizi etkinlik düzenlenecek.
Klasik olarak bir panelde uzmanlar yine bildik şeyleri anlatacaklar.
Biz de hep birlikte unutmadık unutmayacağız diyeceğiz.
Ardından da bir sonraki yıldönümüne kadar bu defteri yeniden kapatacağız.
Oysaki gerçek anlamda yapacağımız birçok şey var.
Bireysel ve toplumsal olarak deprem öncesi ve sonrası neler yapılması gerektiği ile ilgili bir koordinasyon merkezi mutlaka oluşturulmalıdır.
O geceyi hatırlayın.
Neler yaşandı şöyle gözünüzün önüne bir getirin.
Her şeye rağmen nasıl çaresizlikler içerisinde kaldığımızı düşünün.
Oysaki depreme hazırlıklı bir şehir olsaydık tüm bu yaşananların belki de birçoğunu yaşamayacaktık.
Özellikle deprem esnasında ve sonrasında yapılacak her şey oldukça önemli.
Ama az önce de belirttiğim gibi ben bu şehirde yaşayan biri olarak, deprem esnasında ve sonrasında ne yapacağımı bilmiyorum.
Tabi sadece benim bilip bilmemem önemli değil, önemli olan bu şehirde yaşayan herkesin bu konuda bilgi sahibi olması.
Öte yandan deprem sonrası dönemin Valisi Cahit Kıraç tarafından kısa adı CBS olan Coğrafi Bilgi Sistemleri adı altında bir proje başlatılmıştı.
O tarihlerde bu proje için ciddi emek verilmiş ve hatırı sayılır paralar harcanmıştı.
Coğrafi Bilgi Sistemi özellikle ilimiz için her açıdan hayati önem taşıyan bir projeydi.
Ama ne yazık ki böylesine büyük ve önemli bir proje çöpe atıldı.
Bugün geldiğimiz noktaya gelince.
Deprem bizim için artık bu Şehirde sadece yıl dönümlerinde hatırlanan bir durum haline geldi.
Ama her şeye rağmen ben yine de umutluyum.
Başta Sakarya Valiliği olmak üzere Büyükşehir Belediyesi bu konuda yeniden bir çalışma başlatabilirler.
Özellikle Büyükşehir Belediyesi bu konuda belediye içerisinde özel bir koordinasyon merkezi oluşturabilir.
Diyeceksiniz ki zaten "Afet Koordinasyon Merkezi" var. Var ama yeterli olduğunu hiç sanmıyorum. Sakarya deprem konusunda diğer illere göre daha bilimsel çalışmalıdır.
Bu konuda ayrı bir merkez oluşturulmalıdır.
Hazır bu günlerde Büyükşehir Belediyesi Stratejik Plan Raporu üzerinde çalışıyor.
Yeni bir birim oluşturabilir.
Bu arada Büyükşehir Belediyesi'nin web sayfasında da depremle ilgili en ufak bir bilgilendirme yok.
Sanki bu şehir hiç deprem yaşamamış.
Bu konulara da biraz daha duyarlı olunabilir.
Yazıma son verirken AK Parti İl Başkanı Davut Terzioğlu'nun tam da depremin yıldönümüne yaklaştığımız şu günlerde bir açıklaması oldukça dikkatimi çekti.
Terzioğlu deprem yönetmenliği nedeniyle Sakarya'nın giderek köy görüntüsü halini aldığını söylemiş.
Vallahi pes doğrusu.
Bu konu bu kadar mı basit?
Köy görüntüsü olmasın da ne olursa olsun.
Öyle mi?
Sayın Terezioğlu varsın köy olsun.
Biz bu köyde yaşamaktan mutluyuz.
Deprem nedeniyle bir daha böylesine büyük acılar yaşamak istemiyoruz.
Unutma. 17 Ağustos depreminde o köylerde yaşayan inanlarımız bu gün yaşamlarını sürdürmeye devam ediyor.
Ama şehir merkezinde yerle bir olan binalar nedeniyle binlerce vatandaşımız hayatını kaybetti.
Varsın köy olsun.
Bu şehirde yaşayan bundan sonra deprem nedeniyle ne canını ne de malını kaybetsin.
Bu konu inan senin düşündüğün kadar basit değil.
Davut Terezioğlu bu açıklamayı neden ve niçin yaptı bilmem ama, ben bu açıklamanın altında başka bir şey olduğunu düşünüyorum.
Bu arada hazır yine bu konulara değinmişken,
Özellikle şehir merkezinde bulunan bazı hasarlı binalar var.
Bunlar bu şehre inanın hiç yakışmıyor.
Bu binaların biran önce ortadan kaldırılması gerekiyor.
Özellikle Büyükşehir Belediyesi'nin hemen sol tarafında bulunan bir bina var ki herkes için büyük bir tehlike oluşturuyor.
Hemen yanı başında bir okul da olan bu binanın yıkılması için halen ne bekleniyor onu da anlamış değilim.
Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu'nun Sredivan belediye başkanı olduğu dönemde Serdivan'da bu tür birkaç binayı tüm sorumluluğu üzerine alarak yıktırdığını biliyoruz. Zeki Toçoğlu şimdi Büyükşehir Belediye Başkanı. Şehir merkezinde bu tür hasarlı binaların da biran önce ortadan kaldırılması için gerekeni yapacaktır diye düşünüyorum.



Yazı Tarihi : 10 Ağustos 2009 Pazartesi
Bu yazı 156 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk