Köylü ve Çiftçimizin Yüzünü Güler Görmek İstiyorum
Kendi köyüm olan, yeni ismiyle Merkez Rüstemler Mahallesini son ziyaretimde köy kahvesine uğradım, sohbet içinde sorunlarını dinledim, sonra da sorularına cevap aramaya çalıştım.
Bulabildiğim cevapları da bir süre sonra tekrar köy kahvesine gelip, soru sahiplerine aktardım.
Bu çalışmayı tüm köy ve mahallelerimiz için yapmak istiyorum çünkü araştırırken ben de öğreniyorum.
Bana sorulan sorulardan bir kısmı da Ankara'da, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ile ilgiliydi, örneğin: mahalle oluşumuzla birlikte ahırlarımızı kaldırmak zorundayız, ancak mahallemizin arazisinde bir kişiyi sorumlu yapıp, köy namına yıkılmayacak bir ahır inşa edip, toplu hayvancılık yapabilir miyiz?
Her sene mısır, çekirdek kabağı, pancar, marul ekiyoruz, başka ne ekebiliriz, alternatif ne olabilir, nasıl pazarlayabiliriz?
Geçim kaynağı nesillerdir tarım ve hayvancılık olan çiftçi ve köylümüzün hala bu soruları soruyor olması düşündürücüydü…
(Sakarya nehrinin hemen yanı başında tarım arazilerine sahip olup da sulama ve taban suyu sorunu ve toprak mülkiyetinin bölünmüşlüğü başta olmak üzere yaşanan sorunlara ise, zaten uzun olan bu yazımda hiç girmeyeceğim.)
O nedenle Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına gittim.
Sertifikasyon şirketleriyle görüştüm
. Gördüm ki; Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, hepimizin gurur duyacağına inandığım, son derece ilgili, birikimli, profesyonel kadrolara sahip. Ayrıca, neredeyse bir başka şehir için değil ama sanki özellikle Sakarya'ya destek olmak için tasarlanmış bir Bakanlık gibi.
Koridorlarda yürürken okuduğum bölüm isimlerinden size bazı örnekler vereyim: Bitkisel Üretim, Hayvansal Üretim, Organik Tarım, İyi Tarım Uygulamaları, Su ürünleri, Arıcılık, Tarımsal Üretim ve Geliştirme, Tarımsal Araştırmalar… Yani belki bir Kütahya veya Yozgat veya K.Maraş'ı bu bölümlerin hepsi ilgilendirmeyebilir ama Sakarya'da, Tarım Bakanlığındaki birikiminin bir kırıntısını dahi ziyan etmeden istifade etmeye uygun toprak ve bitki yapısı, iklim, göl, deniz, nehir, zengin ve gelişmiş şehirlere coğrafi yakınlık, ulaştırma yolları, ( liman da biterse) tam beş ülkeyle kıyı komşuluğu, yani neredeyse her şey var.
İnsan bilmediği bir şeyi bilmiyorum diyebilmelidir.
Ben de Tarım ve Hayvancılık konusunu bilmiyorum.
Ama bu kadarlık bir temas sonunda öğrendiklerim dahi beni heyecanlandırdı. Kaldı ki bunlar benim sadece bir günlük ziyaret ve temaslarım sonucu edinebildiğim bilgilerdi.
Şehrimizde yaşayan ve konunun uzmanı olan kişilerin bilgi ve tecrübe dağarcığında kim bilir neler vardır
Bilemiyorum, belki de zaten yapılıyor ancak ben yine de düşüncemi belirteyim.
Bilgi paylaşılırsa değerlidir.
Köylü ve çiftçimizin arasında sürekli dolaşmak gerekli, bıkmadan usanmadan ayaklarına kadar gidilmeli, hatta aralarından hiç çıkılmamalı.
Yol alabilmek için, ilgili kurumlarımız arasında var olanın çok daha ötesinde, mükemmel seviyede bir koordinasyon ve işbirliği oluşturulmalı. Belki kastettiğim koordinatör birimlerimiz zaten var, ancak birisi diğerlerinden daha öne çıkıp inisiyatifi tamamıyla ele almalı. Çünkü o soruların cevapları bilinmeli ve bazı kemikleşmiş sorunlar da çok geride kalmış olmalıydı
Diğer taraftan Sakaryamızda her geçen gün daha da mükemmelleşen ve gurur duyduğumuz bir üniversitemiz var, ancak Ziraat Fakültemiz yok. Bir düşünceye göre; Türkiye'de Ziraat Fakültesi ve Ziraat Mühendisi enflasyonu var, yani Sakarya'da olup olmaması çok bir şey fark etmez deniyor.
Bu doğru olabilir ancak bence önemli olan NİTELİKTİR. Biz kendi coğrafyamızın özelliklerine ve çiftçimizin ruhuna vakıf, alışılmışın üstünde yüksek nitelikli ziraat mühendisleri yetiştirsek olmaz mı?
Ama bunu klasik şekilde yapmasak da: toprağımızın, insanımızın ve içinde yaşadığımız çağın hakkını teslim etsek,
genetik mühendisliği ve biyoloji başta olmak üzere ilgili tüm bilimlerle, araştırma geliştirme (arge) çalışmalarıyla harmanlasak ve bunları başka bir yerde olmayan, klasik ötesi ve hatta modern ötesi bir yaklaşımla yapsak, yeni kurulan teknoparkımızla da eklemlesek...
Türkiye Ziraat Odaları Genel Başkanı Sayın Şemsi Bayraktar'ın Sakaryalı olması şehrimiz için tarımda büyük avantaj.
Tarım Bakanlığından bana söylenen: birçok ilin aksine Sakarya çok şanslı bir il, çünkü Tarım İl Müdürlüğümüzün mevcut kadroları uzun yıllardır burada görev yaptıklarından Sakarya'nın tarım konularına son derece vakıf personelden oluşuyor.
Sakarya sadece Türkiye'nin değil, Sakarya Ziraat Odası Başkanımız Sayın Hamdi Şenoğlu'nun ifadeleriyle dünyanın Nil Nehri havzasından sonra en verimli ikinci toprağına sahip. Bu topaklarda neler yetişmez ki… Bir büyüğümün sözü hatırıma gelir, hep der ki bu topraklarda ölüyü gömsen canlanır.
DSİ İl Müdürümüzü tanıyorum, son derece değerli bir insan, aydın ve donanımlı bir DSİ'ci. Ticaret Borsamız çalışıyor. Sonuç olarak kanaatim odur ki, son yıllarda uygulanan tarım politikaları çiftçi ve köylüyü bitirmesine rağmen çiftçi ve köylümüzü bilinçlendirmek, organize etmek, biraz da cesaretlendirip liderlik etmek suretiyle hala yararlanılabilecek iyi fırsatlar var.
Örneğin Bakanlıkça %50-%60 faiz indirimli ve ayrıca Tarım Kredi Kooperatifi ve Ziraat Bankasınca 7 yıl vadeli 0 faizli ilk iki yılı geri ödemesiz destekleme kredileri, fidan destekleri, organik tarımda (organik fındık, organik buğday, organik bal, organik çilek ve domates, organik meyve vb.) mazot ve gübre destekleri var. Ancak maalesef çiftçimizin zaten hatırı sayılır miktarda da borcu var. Yani nasıl ki iyi bir baba olmak çocuğa her istediğinde para vermekle olmuyor; makbul olan sevgi, şefkat, güzel ahlak ve yılların bilgi birikimini aktarmak, devlet için de aynı, tek başına para vermek yeterli olmuyor, çiftçimize aktarılmayı bekleyen başka önemli konular ve destekler var.
Dolayısı ile benim inancıma göre, tarımda kabuk değiştirmek ve daha üst bir evreye geçmek için her şey mevcut, iş sadece helva yapmakta.
Ayrıca, şehir yöneticilerimizin sadece resmi kanallardan değil, sempatik kanaldan da yapabilecekleri şeyler olduğuna inanıyorum.
Mesela Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Bakanı arasalar ve bir hafta sonu Daire Başkanlarını aileleriyle beraber Sakarya'da ağırlamak istiyoruz diyerek davet etseler, aileleri Sapanca'da ağırlarken Daire Başkanlarına da davetin maksadına uygun bir program düzenleseler, ilimizle ve çiftçimiz ile gönül bağı kurulmasını ve sorunların yerinde konuşulmasını sağlasalar iyi olmaz mı?
Tüm ilgili kurumlarımızla, şehrimizin ve insanımızın olduğu kadar çiftçimizin de ufkunda sürekli yeni pencereler açmalıyız.
Yoksa geride kalırız, sıradanlıktan kurtulamayız, tüm o zenginlik ve avantajlarımız elimizde kalır, şimdi olduğundan daha da fazla varlık içinde yokluk yaşarız.
Biliyorsunuz, Tarım ve Köy İşleri Bakanı tarafından Ağustos ayı itibarı ile toplantılara başlanacağı, ülke çapında, bölgesel, geniş katılımlı tanıtımların gerçekleştirileceği müjdelenen Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli isimli bir proje var.
Bakanlık internet sayfasında açıklanan programa göre, Güney Marmara Havzası kapsamında olan Geyve, Pamukova, Sapanca, Taraklı ilçelerimiz için 3 Ağustosta Bursa'da; Batı Karadeniz Havzası kapsamında olan Adapazarı, Akyazı, Arifiye, Erenler, Ferizli, Hendek, Karapürçek, Karasu, Kaynarca, Kocaali, Serdivan, Söğütlü ilçelerimiz için ise 5 Ağustos'ta Zonguldak'ta tanıtım toplantıları yapılmış ve çiftçimize ilk bilgiler aktarılmış olmalı, her halde ben basını iyi takip edemedim…
Sakarya ayağının bizlere açıklanmasını umutla beklediğim bu projede, 3 yıllık bir çalışmanın sonucunda 27 milyon hektar tarım arazisinin; gerek iklim, gerek toprak özellikleri, nüfusu, hayvansal verileri gibi 572 milyon veri kullanılmak suretiyle tarımsal üretim havzalarının belirlendiği, bununla Türkiye'nin çok küçük arazi parçaları dahil, verileri işlemek suretiyle, hangi havzada en yüksek verimde, hangi ürünlerin yetiştirilebileceğine dair haritaların çıkarıldığı, bunun, önümüzdeki süreç içerisinde yatırım kararları ve yatırım fırsatları açısından çok önemli bir veri olacağı söyleniyor. Umarım proje sözde veya kağıt üzerinde kalmaz. Çünkü, önemli olan uygulamadır, zira nice mükemmel kanun ve yönetmeliklerimiz var ama görüyorsunuz
Yazı Tarihi : 09 Ağustos 2009 Pazar
Bu yazı 107 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Sayın Hatunoğlu.
Köyünüzü ziyaretiniz ve sorunları ile ilgilenmeniz siyasetçi için güzel bir gelişme.
Hemen seçim sonuçlarına baktım.Ak Parti iki sandıktan 232 oy almış.Chp ise yine iki sandıktan aldığı oy sadece 57.Buna yakın da Mhp almış.
Bu demek oluyor ki,zamanında ihmal etmişsiniz köyleri.
Ne güzel çalışmaların olduğunu siz belirtmişsiniz.Sıra köylülerimizin o birimleri çalıştırmaları.Sık sık diyaog kurup gelişmeleri yakından takip edip,istifade etmeleri.
Hem ziraatimiz hemde köylülerimiz kazanmalı.
Bu ziyaretinizi sadece kendi köyünüzle sınırlı tutmamanızı,Özellikle başta il başkanınız ve genel başkanınızında bu taktiği uygulamaları,geleceğiniz açısından önem arzetmektedir.
Selamlar
Aşk İklimi @ 11.08.2009 09:40:35
sayın hatunoglu,sizinle aynı köylü olmaktan gercekten gururluyum. bizim bölgemizden olupta aktif siyaset yapan degerli siyasetcileri! bölgenin hızla gecekondu bölgesi oldugunu,senelerden beri hic bir yatırım almadıgını ve köyümüzün icinden gecen toz toprak icindeki(gecekonduların evlerinin kapılarına kadar asfaltken)yoldan haberdar ederseniz sevinirim.
yorumcu @ 11.08.2009 00:38:09