ÖZDE DEĞİL

Hayrullah Şanzumi

Hayrullah Şanzumi
Özde değil sadece ve sadece müteselsilen aileden tevarüsle intikal eden kültürel Müslümanlık medeniyetimizin zaafa uğratıldığı günden bu yana bazı insanlar isteyerek, tercihen değil, çalacağı hiçbir kapı kalmayıp hepsinin yüzüne kapatılmasından dolayı Allah'ın yüce dininin yüzünde ekmek düşmanı olarak kalan zavallı mahlukat şüphesiz ki en büyük zillet kimliksiz yaşamak olduğundan mütevellit çar-ı biçare-i hümeradan tahmir kılınmış olmanın verdiği elem ve de keder devrinin en mağdur ve de mazlum bir kimliği de olsa, kimliksizlikten ala ve mütefevvik olan; hiç olmazsa kimlik yoksulu olmaktansa bekraund bakımından güçlü ve kudretli bir kimliğe mensup olup zaman zaman nostalji seyahatleriyle gönül eğlemek ve ilk fırsatını bulduğunda da devrinin güç ve kudret kimliklerine ayakçı olarak istihdam olup daha düne kadar onu en azından kimlik bunalımından kurtaran kültürel kimliğine ihanet edip yeni pozisyonunda mekan tutmakla da yetinmeyip, yeninin nimetlerine sulandıkça sulanıp sanki yeni yerini meşrulaştırmanın bir ana rüknü imişçesine mazisine küfredip atisinde mekan tutmayı mukadder kılma çabası ve ortada zavallı bir edram (yiğit düştüğü yerden kalkarmış, taş yerinde ağırdır) sözlerine kulak asmayıp ninnolaşma, yerinde duramama mensubiyetine ihanetin verdiği bir huzursuzluk muvacehesinde eski hemcinslerini kaybetmiş olmanın verdiği panik hali ve buna binaen de yeni yoldaşlarına adapte olamama problemi, eskiyle yeni arasında bocalama zikzak seyrinin etrafa yaydığı güvensizlik. Eskiden en azından kültürel olarak sıyrılamama, en azından alışkanlık bazında kendisini sürdüren ameller ve amelin ağızdan kalbe oradan da gönüle inememiş olup tiyatrolaştırılmış ve de gülünç ahvali ve sonunda ızdırap, ızdırap, ızdırap. Bu serüvende canibimde öyle misaller yaşadım ki bendenize tazarruatta bulunan zevat ve de ehveniyat, eyvah keşke ya olduğumuz gibi görünseydik ya da göründüğümüz gibi olabilseydik. Keşke biz en ilkel insanlardan fallus kültürünün linga taşıyıcısı bile olup en azından yanlışımızda bile samimi olsaydık diye hep ağladıklarına beden dilleri maharetiyle hep şahit olmuştum. Yıllar öncesiydi. Akasya'dan bir kam (şaman) medresemizi ziyaret edip kendi ilkel inançlarına göre bir ayin gösterisinde bulunmuş, kendinden geçmiş ve biz hazırun Türk evlatlarını da adeta mest eylemiş idi. Çünkü o zat İslamdan milenyum öncelerine ait itikatlarını da yaşayan ve yaşatan birileri de olsa onun samimiyetinin mükâfatını almaması na mümkündür. Şüphesiz ki kişi sevdiğiyle beraberdir. Bir nefer dünyanın en ilkel inanç silsilesine mensubiyetiyle müftehir olup onu samimiyetsiz yaşıyor ve bir sanat gibi ona emek veriyorsa en azından yanlış da olsa bu samimiyetin karşılıksız kalmayacağı gerçeği inkar edilemez. Binaenaleyh bir başka nefer ise kainatın en son hak dinine mensubiyetiyle yaptıklarının ne dinine ve nede insanlığın haysiyetiyle imtizaç etmemesi durumunda mensubiyetinin yüzkarası olmakla kalmayıp haddi zatında kişi herkesi aldatabilse de kendi kendisini aldatmaya muktedir olmayacağından ötürü söz konusu zat devamlı bir huzursuzluk ve de ızdırap içre yaşayıp münafıklığını da hiçbir kimseyle paylaşamamanın verdiği hırçınlık, edepsizlik, hayasızlık onu ateşlenmiş serseri bir mermi gibi gezdirmektedir. Bu gibilerin ne zaman, nerede, hangi zavallıya toslayacakları belli olmaz. Ama haddizatında bu zevat canibinden çok kendilerini mahvü perişan etmektedirler. Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek: Minberler, mihraplar kendine layık insanlar yetiştirene kadar boş kalmalıdır; itirafını biraz daha açacak olursak sadece minberler, mihraplar ve buralarda dini vezaif yüklenecek din ricali değil, her şehirde, her beldede adam gibi dört dörtlük etrafına örnek olabilecek ahlak-ı hamidesi yüksek birer tane müminin bulunması bugünkü gibi yeryüzünde yaşayan milyarlarca kültürel Müslümanın hayat sürmesinden daha çok hayırlı olacağına inanmaktayız. Şunu paylaşmak istiyorum; efendim aslında hiçbirimizin Müslüman olma diye bir mecburiyeti falan yoktur. Lütfen kendimizi bu konuda zorlamaya zecri ve de cebri tedbirler silsilesiyle baş başaymış gibi zannetmeyelim. Doğrudur; Şerif Mardin'in mahalle baskısı tespiti çok doğrudur. Müslüman mahallesinde salyangoz bezirganlığına soyunulmaz. Belki istemeyerek çevrenin şartları muvacehesinde Müslüman olmak mecburiyetindeymiş gibi kendimizi hissetmiş olabiliriz. Belki ebeveynimiz ve aile efradımızın da telkinleriyle hep sanki Müslüman'mışız gibi davranmayı içimize sindirememiş bile olsak özde değil sadece ve sadece sözde mümin olduğumuzu seslendirmeye mecbur olduğumuzu zannetmiş olabiliriz. Bu nereye kadar gidebilir? En azından eğitimimizi ikmal edip ekonomik bağımsızlığımızı kazandıktan sonra eğer inançlarımız içimize sinmiyorsa çok net ve de dürüstçe etrafınıza kara gönlünüzü açarak "Efendim ben bu mensubiyetine maruz kaldığım inanç silsilesine haddizatında inanmadığım, ama ebeveynimin, mekteplerin, devletin ve bütün sosyal çevremin çeşitli entrikaları muvacehesinde sanki sizdenmişim gibi görünmek mecburiyetinde kaldığım ve de hiçbir mensubiyete kendimi kabul ettiremediğim babından kimliksiz kalmaktansa mağlup bir medeniyetin mazlum ve de mağdur bir üyesi olmayı en azından geçici bir zaman için ara form olarak benimsiyormuçasına suskunluğumu sürdürerek bir o tarafa bir bu tarafa çalkalayarak bugüne kadar geldim. Ama bugünden itibaren her türlü dünyevi altyapımı temin ettiğimden naşi artık bütün kapılar yüzüme açılmış bulunup bundan geriye kalan ömrümü siz berikilerle değil ötekilerle kana kana yaşayıp yeni mensubiyetimle gurur duyuyorum." Derseniz, hem başta kendi ruh sağlığınız, sonra milletimiz, daha sonra da gönül kaptırdığınız ötekinin mensubiyetine edeceğiniz hizmetleriniz açısından çok ama çok hayırlı bir iş becermiş olacaksınız. Haydin gayret, korkmayın kimse size taan edemez. Tanrı Tealaya gelince, O'na kojonktürel hiçbir yaklaşımın esamesi bile okunamaz. Tanrı, siz ve de sizin gibi mahlukatı ve de ameli rezilesini çok iyi takip ettirip siz ve de sizin gibilerin Tanrı için ne kendinizin ve ne de herhangi bir mensubiyetinin hiçbir anlam taşıyamayacağını bilmeniz gerektiğini hatırlatıyoruz.
Efendim beğenirsiniz, beğenmezsiniz burası T.C. Biz gureba da bu mensubiyetimizden gurur duymaya devam edeceğiz. Tam on altı imparatorluk ve ikiyüz küsür devlet kurdu ecdadımız. Elan geçici bir dönem için sıkıntılarımız olsa da ötekinin gözü kulağı hep bizim üzerimizde olacak. Üzerinde güneş batmayan ve elli sömürgesi ve bir kıta sömürgesi bulunan Britanya'nın Kraliçesi tam 37 yıldan sonra tekrar ülkemizi ziyaret etti. Gündemimiz bayağı meşgul oldu. Ancak bugün dünyanın en büyük imkanlarına sahip olan Kraliçe'nin senede sadece iki dış gezi yapabilmesinin kurallaştırılmış olması şahsen bendenizi derinden etkiledi. Gerçi işi Atatürk'e ve eski hakanlarımıza götürecek olursak yurtdışı gezilerinin hiç yapılmamış olmasının derin manalar yüklenmiş olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü bir devletin başkanı sadece kendisinin değil bütün tarihinin ve hatta geleceğinin şeref ve haysiyetini düşünmek babından ona yapılabilecek bir yanlışın bütün mensubiyetini yaralayacağından ötürü "taş yerinde ağırdır" sadedinden büyük davaların büyük mensupları tarihte görüldüğü gibi kendilerini merkez kabul edip seyyaliyet rolünü ötekine yaptırmışlardır.
Canibimize bakıyorum da insanlarımız nedense ömrünün çoğunu ötekinin sofrasında geçirmekten büyük bir haz duyuyorlar. Bendenize göre bunun iki tane sebebi olsa gerektir. 1) Ya mensubiyetinizden ar ettiğiniz için beride değil de hep ötelerin ötesinde endamda kurtuluşu buluyorlar, 2) Ya da kendi mensubiyetlerine attıkları kazıklardan ötürü suçluluk psikolojisinin verdiği o büyük utanç verici siluetlerini kutsal topraklarımızdan def-ü ref edip bir bakıma buralardan uzaklaşma politikalarını yürürlüğe koyuyorlar. Öyle de olsa böyle de olsa her halükarda bu kurtlarla dans oyunu çok çetin ve de tehlikeli olmaktan öte söz konusu mahlukatın haleti ruhiyesini bozuyor. Örneğin en azından uçakla ABD'ye gittiğinizde veya geldiğinizde yeni mekanla gündüz ve gece uyumuna trans olmak bile büyük sıkıntılara vesile olurken daha ciddi meselelerde içine girilen girdabın neticesinde lodos yemiş balık veya şamar oğlanına dönüş hali pek de tercihe şayan olan bir şey olamaz. Halbuki yapacağınız net ve de kolay bir tercih sizi çok rahatlatacağı gibi mutlu da edecektir. Bunun da reçetesini Hz. Mevlana teaddüden belirttiği gibi ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün. Hepsi o kadar. Başta kendi nefsine bilahare bütün canlılara eziyet edip onların beyinlerini çarpıtmaya gerek yoktur. Eğer bir inanç içine sinmiyorsa hatıra binaen veya korkudan mütevellit münafıklık etme; buna gerek yok. Çünkü İslam'ın ana düsturunda da açıkça ifade edildiği gibi dinde zorlama yoktur. Peki ya din nedir? Din nasihattir ve güzel ahlaktır. Kimsenin bize şekilden ibaret olan ibadetleriyle fark atmaya hakları yoktur. Gerek evrensel insani kurallar ve gerekse bizim dinimiz güzel ahlakı merkeze alıp kul hakkı, münafıklık, yalan, zina, mukatele, mudarebe, helal kazanç, insani münasebetler bakımından haddi aşanları muhatap almamaktadır. Bu ve bunun gibi kırmızıçizgileri kale almayanların kutsal inançlarımızı istismar etmeyip gerçek duygularını yansıtıp hayat üsluplarını da ona göre düzenlerlerse hem işleri kolaylaşır, daha mutlu olurlar, hem de berikileri de bu kadar canlarından bezdirmemiş olurlar. Tanrı Teala herkese gönlünce verecektir; gerisi sadece nafile. Sözde değil özde mümin olalım. Vesselam!.



Yazı Tarihi : 16 Mart 2009 Pazartesi
Bu yazı 110 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk