Olgun SERT
olgunsert@hotmail.com
Sonunda beklenilen oldu. Mecliste grubu bulunan DTP ile Sayın Başbakan görüştü. Yaklaşık iki yıldır Meclis çatısı altında bulunan ve Pkk terör örgütünün siyasi oluşumu olarak addedilen DTP lideri Ahmet Türk; Sayın Başbakan tarafından kabul edilmenin ve adam yerine konulmanın sevincini yaşadı. DTP liderinin görüşmede ne görüştüğü hiç önemli değil kendilerince. İçeride istenirse hiçbir şey görüşülmese de olurdu. Önemli olan kendilerinin kabul edilmesiydi. Onlara göre kendilerinin kabul edilmesi temsilciliğini yaptıkları Pkk terör örgütünün kabul edilmesi anlamına gelmekti. Dolayısıyla İmralı'da bulunan Öcalan'ın muhatap alınmasının ilk evresi oluşmuştu.
DTP liderinin bu görüşmesini önemli kılan bir tarih var. Malum olduğu üzere 15 Ağustos 2009 tarihine az bir zaman kaldı. Bu tarih kendilerince çok önemli. Zira Pkk terör örgütü 15 Ağustos 1984 tarihinde Siirt Eruh İlçe Jandarma Komutanlığına silahlı saldırıda bulunmuş ve İlçenin Cami hoparlöründen kendi tabirleri ile T.C.Devletine karşı silahlı mücadeleyi başlattıklarını ilan etmişlerdi.
Pkk terör örgütü bu tarih itibariyle kendisine dört ana strateji belirlemişti. Bu stratejiler; kuruluş, denge, saldırı ve siyasallaşma idi.15 Ağustos 1984 tarihinde kuruluş evresini tam tamamlayamadan silahlı saldırıya geçerek ikinci hedefi olan denge stratejisine geçmek istedi. Ancak bu erken hamlesi uyuyan devi uyandırmaktan başka pek fazla bir işe yaramadı. Pkk terör örgütü çeşitli evrelerden sonra günümüze kadar geldi.
Pkk terör örgütünün lideri olan Öcalan;15 Ağustos 2009 tarihinde kendilerince 25 yıllık mücadelenin son hamlesini yaparak dördüncü ve son stratejisi olan "Siyasallaşma" hamlesini kazasız belasız elde etmeyi amaçlıyor. Bunun için bazı satılık medyayı ve sivil toplum örgütlerini kullanmak istedi. Ancak kullanmak istedikleri kurum ve kuruluşların kendilerine dahi pek hayrı olmadığından beklenen alt yapıyı hazırlayamadı.İstediği kamusal alt yapıyı sağlayamadı.Ama yinede başta ABD,İngiltere,Fransa,AB,Birleşmiş Milletler nezdinde mağdur ve mazlum edebiyatını planlayarak hedef tayin ettiği 15 Ağustos 2009 tarihinde sözüm ona bazı açıklamalarda ve barış çağrılarında bulunmayı hedefledi.Bu açıklamaları ile Dünya kamuoyuna şu mesajı vermek isteyecekti;" Biz Türkiye'de Kürt milletini temsil ediyoruz.Yıllardır ezildik.İhmal edildik.Haklarımız elimizden alındı.Türkiye bize eziyet ediyor,zalimce davranıyor.Yapacak başka çaremiz kalmadı.Bundan sonra yapacağımız her şey meşru olacaktır.Olmalıdır.." mesajını vererek şimdilik sözüm ona hayallerini süsleyen "Kuzey Kürdistan Özerkliğini" sağlama yolunda ilerlemek isteyecekti.Nasıl olsa Sayın Başbakan daha önce DTP'nin görüşme talebini reddetmişti.Artık ortam da hazırdı.Çünkü konuşup,muhatap alacakları hiçbir resmi kurum ve kuruluş kalmamıştı.
Ama bundan önce olduğu gibi yine tarih tekerrür etti. Yapılan hesaplar yine tutmadı. Sayın Başbakan ani bir hamle ile DTP liderini görüşmeye mecbur bıraktı. DTP lideri Sayın Başbakan ile öyle bir kritik zamanda görüşmek zorunda kaldı ki kendisi dahi şaşırdı. Zira Sayın Başbakan tam zamanında ve yerinde bir hamle yaptı. DTP lideri amiyane tabirle "aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık" konumunda kaldı.
Şimdi bu aşamadan sonra ne olacak? Muhtemelen Sayın Başbakan 15 Ağustos 2009 tarihinden önceki bir tarihte, yine muhtemelen Güney Doğu Anadolu Bölgesindeki bir ilimize giderek bazı açıklamalarda bulunacak.(Bence bu açıklamaların yapılacağı yer Pkk terör örgütünün ilk silahlı eylemi yaptığı yer olan Eruh ilçesi veya Türklerin Anadolu'ya ilk ayak bastıkları yer olan Malazgirt olabilir) Sayın Başbakan bu açıklamasında aslında malumun ilanını yapacak.Söyleyeceklerini şimdiden kestirmek zor olmayacak.Sayın Başbakan Milli birlik ve bütünlükten,Ülkenin etnik yapı zenginliğinden,bu etnik yapı mozaiğinin asla bölünemeyeceğinden,Pkk terör örgütünün dağdaki liderlerinin Devletin şefkatli kollarına teslim olmaları gerektiğinden, Bunun için Af Kanunu'nun halen yürürlükte olduğundan,Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerine önemli yatırım yapılacağından,teşvikler verileceğinden,Pkk terör örgütünün bu bölgenin insanını ve Türk Vatandaşını temsil etmediğinden bahsedecektir.Sonunda son noktayı koyacaktır.Bundan daha fazlasını isteyen kim olursa olsun,hangi Devlet olursa olsun bize düşmanlık yapıyor mealinde güçlü bir vurgu yapacaktır.Bu arada umarız toprak reformundan bahseder.
Şimdi sadede gelelim. Sayın Başbakan radikal ve müthiş bir hamle yapmıştır. Kendisi ile aynı siyasi görüşte olmamakla beraber kendisini kutlamadan geçmek olmaz. Sayın Başbakan başta Cumhurbaşkanımız olan Sayın Abdullah Gül ve onun ekibinden olup halen Dışişleri Bakanlığı yapan Sayın Ahmet Davutoğlu'nun muhteşem seviyede götürdükleri Devlet Siyasetini uyumlu bir şekilde götürmektedir. Kendilerini tekrar kutluyoruz.
Gelelim Mecliste grubu bulunan diğer partilere; söyleyecek fazla şey bulamıyorum. Umarız muhalefetlik yapma adına ya da Türk Milliyetçiliğini birey olarak temsil ettiği yanılgısı ile fazla çam devirmezler. Türk Milliyetçiliğini geliştiremeyip bu durumlara getirenlere bir çağrıda bulunmak gerekir. Hiç kimse, hiçbir makam ve konumda değişmez olduğunu düşünmemelidir. Hiç kimse vazgeçilmez olmamalıdır. Bir siyasi parti lideri liderliğini bireyselliğin verdiği sığ yapıda sürdürmemelidir. Gerektiğinde parti organlarının görüşlerini alabilmeli, gelenekçi yapıdaki danışmanlarını değiştirip günümüz şartlarına uygun yapıya getirmelidir. Yoksa Türk Milliyetçiliği isimsiz Vatanperverler sayesinde gücüne güç katabilmenin uğraşlarından ileriye gidemeyecektir. Zararın neresinden dönülürse kardır misali gecikmenin neresinden dönülse kar olacaktır.Esen kalınız..
Yazı Tarihi : 06 Ağustos 2009 Perşembe
Bu yazı 411 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Keşke bu memleketin bir ferdi olarak bu acı, acı olduğu kadar ürkütücü bu ayrılıkcı vatanın bölünmez bütünlüğü üzerine tezgahlanan bu oyunu görmesem. Ne acıdır bu ayrılıkcı gerçeği görmemek için kör olmak gerekir. Bu memlekette Kürt realitesinden bahsedenlerin ben gözlerinin değil kalplerinin kör olduğuna, onların 85 yıldır Cumhuriyet ile Cumhuriyeti savunanlarla hiç bitmeyen bir kavgalarının olduğunu herkesin bilmesinde sonsuz fayda var. Onlarki vatan sevdasından hiç nasibini almamış menfaatleri uğruna Yüce Türk Milletine yapamıyacakları kötülük olmayan vatansızlardır. Bu memleketin bir gerçek Realitesi vardır.O da Türkiye Cumhuriyetini kuranlara Türk Milleti denir. Çünkü bu memleketi kuranların vatanları namustu,namusları vatandı.Saygılar
HAMİ ŞİMŞİT @ 13.08.2009 16:48:20
Harika bir yazı umarım ve dilerimki bu doğrultuda gelişmeler devam eder..
oktay @ 08.08.2009 18:19:42
Güzel biryazı.İyi bir analiz yapmışsınız ancak bu hükümetin sizin gibi düşündüğünü sanmıyorum.Saygılar
Nuri BAYGIN @ 07.08.2009 09:47:09
Tebrikler.
Güzel bir yazı.
Aşk İklimi @ 06.08.2009 11:57:18