MÜSLÜMANA HARAM

Alaattin Onur

Alaattin Onur
Vaktiyle Bursa'da bir Müslüman, eski adi "Yahudilik Yolağzı", bugünkü adi Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: "Her kula helâl, Müslüman'a haram!.."

Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye...

Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzura getirilmiş. "Bu nasıl fitnedir, dini İslâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman'a yasakla!.. Olacak is midir, nedir sebebi, aklini mi yitirdin?.." diye çıkışmışlar adama.

Adam:

—Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…" dedikçe kadı kızmış:

- "Ne delili, ne ispati?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın, katlin vaciptir!" demiş.

Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:

- "Nedir gerekçen?.." diye sormuş.

Adam:

- "Bir tek Sultan'a derim…"

Diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan'a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş... Padişah da sinirlenmiş ama diğer yandan o da meraklanırmış:

—De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl, Müslüman'a haram yazarsın?.."

Adam, başı önünde konuşur:

- "Delilim vardır, lâkin ispat ister."

- "Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?.."

—O zaman boynum, hükme kildan incedir Sultanım…"

- "Eeee?!.."

—Sultanım, herhangi bir havradan (sinagog) rast gele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…"

Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Museviler, "Ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim..."

Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:
—Sultanım, artik bırakmak zamanıdır" demiş.

Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan'a teşekkürler, hediyeler…

Az zaman geçmiş ki, adam:

—Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım" demiş.

Ayni şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış pazar ayininden ve ayni tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar... Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine...

Sultan:

- "Bitti mi?.." demiş adama.

—Sultanım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle" demiş.

- "Simdi nedir isteğin?.."

—Efendim, payitahtımız Bursa'nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimat edilen âlimini alınız minberinden…"

Adamın dediğini yapmışlar, Ulucâmi imamını cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler...

Ve ne olmuş bilin bakalım?..

Bir Allah'ın kulu çıkıp da, "Ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa vaaz bitene kadar bekleseydiniz", gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış...

Geçmiş bir hafta, "nerde imam" diye gelen-giden yok!..

Aptal ve cahil bir imam tayin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri… Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o gecen hafta derdest edilen koca âlim için:

—Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…"

- "Kim bilir ne halt etti de tevkif edildi!.."

- "Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…"

—Sorma, sorma..."

Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:

"Eeee, ne olacak şimdi?..
- Adam:

—Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan."

"Haklısın" demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:

- "Ey büyük sultanım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?.."

Sultan acı acı tebessüm etmiş:

- "Hava bile haram, hava bile!.." demiş...

NOT: Bu hikâyeyi bana gönderen dostuma teşekkür ederim. Türkiye'nin son dönemlerde içerisinde bulunduğu durumu yukarıdaki örnekten daha iyi anlatabilecek bir yazı yok sanırım. Ülkesine geçmişte hizmet etmiş kim varsa deşifre ediliyor.

Geçmişte ne kadar hasmımız varsa bu gün madalya veriliyor. Memleketin dibine dinamit koyanlardan özür dileniyor. Memleket sevdalıları ise cezalandırılmak için ne gerekiyorsa yapılıyor.

Bu hikâye 2000 yıların Türkiye'sine çok uyduğu için köşemde yayınlama mecburiyeti hissettim.



Yazı Tarihi : 02 Ağustos 2009 Pazar
Bu yazı 114 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk