İl Başkanı…

Cem Hatunoğlu

Cem Hatunoğlu
İlimizde yeni kurulan ve kurulmak üzere olan partiler var. Mevcut siyasi partiler sırayla il kongrelerini yapıyorlar ve yeni İl Başkanları ile il yönetimlerini seçiyorlar.
Ben bu seçimlerin ilimize yeni bir soluk getireceğini düşünüyorum. Aksi takdirde bu güzel il boğulacak. O nedenle bu yazımda sizlerle İl Başkanlığı hakkındaki naçizane düşüncelerimi paylaşmak istedim.
Paylaştığım bu düşüncelerin tamamıyla kişisel olduğunu, yoksa ne yeni seçilen, ne de görevdeki İl başkanlarına bir tavsiye niteliğinde sayılamayacağını da en başta vurgulamalıyım.
Parti İl Başkanlığı bence o siyasi partinin örgüt yapısı içinde belki de en kritik görevdir.
Bu pozisyona gelen kişi, şehir halkının kafasında o partinin imajını oluşturan ve neredeyse o partinin o ildeki kaderini yazan, hatta diğer partilerin alacağı sonuçlarda bile rolü olan kişidir.
Çünkü görev yaptığı sürece o parti, o ilde, o kişi ile özdeşleşir. Hatta adil bir seçimle ve kendi kişisel oy potansiyeli ile gelirse hem Genel Merkez ve hem de Halk nezdinde çok daha ağırlığı, saygınlığı ve problem çözme gücü olur.
Bu aslında Sakarya gibi potansiyeli son derece yüksek, ancak sorunlarına gerçek ilgi ve çözüm bekleyen bir şehir için muazzam bir sorumluluktur.
Benim anlayışıma göre, ne seçimler "şansa", ne de o ilde bir siyasi partiyi temsil etmek "amatörlüğe" bırakılabilir…
Bu nedenle İl Başkanlığı, karakterinde son derece ciddi bir iddia taşır.
Bu iddia; görev yapacağı süre içerinde partisini somut olarak bir yerden bir yere taşıma iddiasıdır.
Bu iddia doğal olarak bir başarısızlık değil, açık bir başarı hikayesi üzerine kuruludur. Ancak başarının da herkese göre bir tanımı vardır.
Ve yine her insanın bir egosu olduğu gibi İl Başkanının da bir egosu vardır. İnsanları kendi egolarından korumanın ve başarıyı herkes için aynı anlama gelecek şekilde tanımlamanın yolu ise inandırıcı, somut kriterler koymakla olur. Bu kriterlere "Başarı Kriterleri" diyebiliriz.
Bu başarı kriterlerini gerçekleştirememek de açık bir başarısızlıktır ve artık üzerinde tartışmak dahi anlamsızdır.
Bu nedenle kullanılacak yöntemler icra sorumluluğu kendisinde olan İl Başkanı ve yönetimindedir. İl Başkanı, partinin ildeki yürütme organının başı olarak bunları gerçekleştirme yöntemini:
partideki odasında çalışmakta, sadece kendi partilileri arasında düzenlenen faaliyetlerde veya yerel medyada haber olmakta aramakta özgürdür, ancak doğru olan, samimiyetle Halkın arasında olmaktır. Dolayısı ile onu arayan da kah bir köyde, kah bir gecekonduda, kah bir muhtarın yanında bulur.
Onun "Halkçı" karakteri tüm niteliklerinin önüne geçer. Onun çalışmasının yer ve zaman sınırı yoktur.
Adanmışlığı ve yürekli çalışmalarıyla tüm çevrelerde hayranlık uyandırır. Emeğini esirgemez, ancak emeğini parti içi mücadelelerde de tüketmez.
Daima farklı ve yeni usuller izler.
Şehir siyasetinde inisiyatifi elinde tutar. Herkesten daima bir adım öndedir. Şehrin bilirkişisi, güvenilir kişisi, akıllı kişisi, ama daha da önemlisi akıl almayı bilen kişisidir. Bazen iktidardayken muhalefet, bazen de muhalefetteyken iktidar olandır. Köyünden mahallesine, işçisinden memuruna, emeklisinden kadınına, gencine, engellisine ilinin sorunlarını bilir, bu sorunlar için çözüm önerileri hazırdır, bunları hayata geçirip çözümün bir parçası olmak için de iktidarda veya muhalefette olmayı önemsemeden çalışır. Gereğinde vakur ama çoğunlukla mütevazı, gereğinde babacan ve belki de anaç, gereğinde dost ve arkadaş, gereğinde de bıçak gibi keskin ve asıl önemlisi iyi bir teşkilatçıdır.
O partilisinin ve halkın nabzını tutmayı da, Genel Merkezi ile İli arasında halkla temas eden bir köprü kurmayı da ustalıkla başarır.
Okuyan ve araştırandır. Başarısız ve ufku dar kişilerle değil, yeteneklerle birlikte çalışmaktan hoşlanır.


Diğer taraftan hevesli olanların hevesini asla kırmaz. Katkıda bulunmak isteyen her yetenek grubundaki partili için ucundan tutabileceği ve faydalı olabileceği bir sorumluluk bulur.
İnsanları heyecanlandırmayı bilir. Unutmadan, bir de o çok sevdiğim "Gülmesini bilmeyen dükkân açmasın" sözünde vurgulandığı gibi, iyi bir il başkanı taşıdığı moral sorumluluğu nedeniyle gülüşünü de esirgemeyendir.
Bir İl Başkanı kendisinden korkmaz, partilisinden korkmaz, halkından korkmaz… Kendisine güvenir, partilisine güvenir, halkına güvenir… Korkuya değil güvene, komplekse değil olgunluğa dayalı çalışmalar yapar.

"Mezarlıklar kendisinden vazgeçilemeyeceğini sananlarla doludur" sözünü çok severim.
İşte il başkanı da hep, seçimle gelinen ve kimsenin malı olmayan bir yerde oturduğunun bilincindedir.
O duygularının esiri olmayacak ve kin gütmeyecek kadar profesyoneldir.
İl Başkanının başarısında partililere de iş düşer.
Çünkü "Başarı Kriterleri"ni belirlemek yalnızca İl Başkanının işi değildir. Bu kriterler İl Başkanı ve katkıda bulunmak isteyen tüm partililer arasında samimi bir uzlaşının sağlanması ile belirlenir.
Sonra da bir basın toplantısı ile kamuoyu bilgilendirilir. Böylece hepimiz biliriz; İl Başkanı neyi başarı kabul ediyor ve o ilin partilileri neyi başarı olarak onaylıyor.
İl Başkanı; kendisi, partilisi ve halkı ile öylesine barışık ve özgüveni öylesine yüksektir ki, kendisini önce kendi egosundan kurtarmak düşüncesiyle, göreve başladığında tüm partililerin olurunu alabilecek bir yedd-i emin kişiye başarısızlığı halinde yürürlüğe konacak istifa dilekçesini hiç tereddütsüz teslim edebilir.
Bundan sonra tüm partililer, bu başarı kriterlerinin takipçisi olurlar, ve lütfen biraz da vicdanlı ve insaflı olarak başarıya da başarısızlık demezler. Seçilmiş İl Başkanını, uzlaşı ile birlikte belirledikleri başarı kriterlerini yerine getirebilmesi için yürekten ve ard niyetsiz bir çaba ile desteklerler, yani onu yalnız bırakmaz, şu veya bu düşünce ile başarısız olması için açık veya gizli katkı koymazlar.
Ve inanıyorum ki, sonunda başarılı da olsa başarısız da, bu halk onu da partisini de her halükarda alkışlar ve oyunu da esirgemez.
Son olarak belirtmeden geçemeyeceğim konu, Dante Alighieri'nin dünya şiirinin başyapıtlarından biri kabul edilen İlahi Komedya'sında bahsettiği 7 günahtır. Bunlardan beşi:
Kibir, Açgözlülük, Kıskançlık, Öfke ve Tembelliktir.
Herkes için dikkat çekici olabilecek bu kavramlar toplumsal bir sorumluluk içeren İl Başkanlığı görevinin başarısı için de dikkat çekici olabilir…
Ben bu vesileyle, köşemden; yeni kurulan, yeni seçilen ve görevdeki tüm Siyasi Parti İl Başkanlarına şimdiden "Hayırlı olsun ve Allah mahcup etmesin" dileğinde bulunuyorum.
Sakarya çok önemli bir İl olmaya layıktır, Sakarya'ya layık olmak ise başlı başına ciddi bir görev ve sorumluluktur.



Yazı Tarihi : 27 Temmuz 2009 Pazartesi
Bu yazı 233 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Değerli Selim Aydın, anlamlı yorumunuz için teşekkür ederim. Köşe yazısı yazmamın nedenlerini ilk yazımda açıklamıştım. Amatörce yazılarımı; partili kimliğimden ziyade, genel olarak Sakarya ve Sakaryalıyı ilgilendiren konularda, olabildiğimce objektif bir pencereden bakarak yazmayı tercih ediyorum. Aksi takdirde işin içine hiç istemediğim bir şekilde duygularımı karıştırabilirim ki, bu da okuyuculara karşı haksız bir yönlendirme olabilir. Yalnız, bu değerli yorumunuz içinde kullanmış olduğunuz ?Korku? ve ?Biat ? kelimeleri için daha insaflı olmanızı dilerdim? Bir partili olarak yorumumu isterseniz, lütfen hiç değiştirmediğim 0 506 381 2773 no.lu telefonumu arayınız. O zaman duygulu ve dostça bir sohbet yapabiliriz. Saygılarımla.
Cem Hatunoğlu @ 31.07.2009 10:19:05
Sayın eski başkan adayı iyi güzel yazmışında şimdi benim anlamadığım bi kaç konu var ben sorayım sende cevap ver.
Siz madem boyle düşünüyordunuzda;seçim döneminde siz adaylara karşı resmen cephe açılmadımı,sizin oyuna talip olduğunuz sivil toplum örgütlerine,sanki o orguttun seçimiymiş gibi savaş çılarak provake edilmediniz mi?Sizin kampanyanız nasıl yönetildi sizin ulaşımınız sağlandımı siz bunca olumsuzluğu yaratan il başkanı veya yöneticilerine hiç ne oluyoruzdediniz mi. Yerel seçimde yaşadıklarınızı bi değerlendirin bize korkmadan il başkanınızın talimat çağrısıyla ona biat ettiniz mi?biat talimatından sonra bi partili bir aday bir köşe yazarı olarak ne yazdınız ne dediniz il başkanınız sizin krıterlerinize uygun mu? cevap istiyorum.
SELİM AYDIN @ 30.07.2009 16:01:11
Sayın cem hatunoğlu yazın harika tebrikler.Sayın Vahit serbest bu yazınızı okumuştur ve sanırım hoşnut olmamıştır.Secim boyunca size gösterilen ilgiden dolayı söylemek istediklerinizi ne güzelde anlattınız.Sayın il başkanınız adaylaığınızı şansa bırakıp sizi uzaktan seyir eyledi.Evet il başkanınız emeğini esirgemedi.Parti içi mücadelesi inkar edilemez.Partiyi ve parti binasını yeniledi.Amatör bir ruhla yeniden işe başladı.Artık Cem Hatunğlu gibi kişiler bu saltanatı yıkamazlar edasıyla görevin başındadır.Sayın Deniz Baykalı da evinde ağırladı.Ankaranın yoluda acıldı.Sen ne yapacan Sayın Cem hatunoğlu
şahbazın kulu @ 29.07.2009 21:36:02
sakaryada akp'nin başarılı olmasında vahit serbestin büyük etkisi(etkisiz)vardır,türkiye genelinde ise deniz baykal...
mücahit @ 29.07.2009 10:45:08
tebrik ederim başkan adayım..sanki il başkanı ben olsam demişşin:)) ama sana yedirmezler bee varmı onlarda o göz..bu partinin büyümesini kim ister :))
cumhur @ 28.07.2009 08:54:11
an ve an düşünüyorum vahit başkanı acaba,akpartimi atadı;:)))))))))))))
poyraz @ 27.07.2009 09:36:36
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk