ADAPAZARI'NIN 62 YILLIK NEŞESİ
Neşe Gazozu
Birkaç ay önce Ankara Çankaya'da Cumhurbaşkanlığının Adapazarılı Genel Sekreteri Sayın Prof.Dr. Mustafa İsen'le randevum vardı, ardında da bir süredir böbrek rahatsızlığı nedeniyle Ankara'da yeğeninin evinde tedavi gören Adapazarı eşrafından, Sakaryaspor Kulüp Eski Başkanı işadamı Ömer Yazıcı'yı ziyaret edecektim.
"Giderken ne hediye götüreyim?" diye düşündüm. Üç saniye içinde karar verdim: "Onların sevdiği Adapazarı lezzetlerini…" Yaşadıkları yerlerde bulamadıkları türden yani… Kararım şuydu: "İkişer adet Neşe gazozu, ikişer Adapazarı simidi, ikişer de Mahmut'un Fırınından odun ekmeği."
İSEN: "BENİ ÇOCUKLUĞUMA GÖTÜRDÜN"
Hediyeleri takdim ettiğimde, o vakur, o entelektüel, o denge adamı Mustafa İsen'in gözlerinin içi parlamış; "Çok çok teşekkür ederim Fahri, beni çocukluğuma götürdün, Adapazarı'nın ekmeği, simidi, gazozu çok çok özel ve lezzetlidir, ne olur bunlara sahip çıkın, bunları markalaştıralım, Aynalıkavak Yazılarını ilgi ile okuyorum, bir hafta da Mahmut'un ekmeğini, Resul Dayının ekmeğini vs. işleyiver. Bir Fransız edibi, "ileri geri kültür yoktur, kayıt edilmiş ve edilmemiş kültür vardır" der, yazdığında tarihe kayır bırakmış olur, şehir kültürüne de hizmet etmiş olursun" demişti.
YAZICI: "BAŞKA HİÇ BİR HEDİYE BENİ BU KADAR MUTLU EDEMEZDİ"
Aynı hediye paketini, Çankaya yamaçlarındaki tedavi gördüğü akraba evinde ziyaret ettiğimiz, iliklerine kadar Adapazarı sevgisi ve duygusu ile dolu Ömer Yazıcı'ya da sunduğumda, göz yaşları içinde teşekkür etmiş, "Fahri kardeşim, sen bunlarla bana sanki tüm Adapazarı'nı getirmiş oldun, ilkokul yıllarımda içtiğim simit – Neşe gazozu günlerime götürdün beni. Adapazarı'nın ekmeği, simidi buram buram gözümde tütüyordu, Neşe gazozu bizim neşemizdi adeta. Getireceğin başka hiçbir hediye beni bu kadar mutlu edemezdi" sözleriyle mutluğunu anlatmıştı.
YÖNETMEN BAHADIR KARATAŞ:
"NEŞE, BENİM ÇOCUKLUK KAHRAMANIMDIR "
Mayıs ayında gösterime giren "Usta" filmiyle Türk sinemasına "ustaca" bir giriş yapan 1965 Adapazarı doğumlu, Amerika'da sinema eğitimi gören yönetmen Bahadır Karataş'a "Neşe gazozu"ndan söz ediyoruz; anında yapıştırıyor cümleyi: "Neşe gazozu, benim çocukluğumun kahramanıdır." Ve, devam ediyor: Ben ilkokul üçü Adapazarı Karaosman İlkokulunda, dört ve beşi, Cumhuriyet Mahallesine taşındığımızdan Atatürk İlkokulunda okudum. En büyük zevkimiz teneffüslerde kantinden Neşe gazozuyla çıtır Adapazarı simidi alıp yemekti. Hâlâ o doyumsuz tat damağımdadır. Bir de her iki mahallede de Mahmut'un fırınından ekmek almak benim görevimdi. Bir gün Mahmut'un ekmeğine olan borcumu Adapazarı'na ödemek isterim."
İLK TÜRK GAZOZU 1908'DE "MISIRLIOĞLU"
Gazozun Türkiye'ye girişi 1890'larda, maden suyu ile birlikte olmuş. Osmanlı'da ilk gazoz imalâtı "Mısırlıoğlu" markasıyla 1908'de yapılmış, onu "Hasanbey", "Neptün", "Hürriyet" markaları izlemiş. 1923'de "Cumhuriyet" markalı gazozla, Türkiye Cumhuriyetine "merhaba" denmiş. "Olimpos" da o dönemin popüler gazozlarından kabul edilirmiş. O dönemde gazozlar, limonata gibi bardaklarda satılırmış.
1960'lara kadar Coca Cola, Pepsi Cola Türkiye'de yoklar daha.
O zamanlar kısmen ulusal, kısmen bölgesel, daha çok yerel gazoz markaları var Türkiye'de; "Uludağ" var, "Cincibir" var, "Niğde" var, "Ankara" var, "Elvan" var, "Kocataş" var, Olimpos var.
1950: RECEP, ŞİRİN ADA, GÜVEN, NEŞE, ANKARA.
Gazoz imalâtı Adapazarı'na, II. Cihan Harbi, 1944 sonrasında giriyor. 1950'nin Adapazarı'na gelindiğinde "gazoz imalâtı" cazip ve kârlı kabul edilen işlerden kabul edilirmiş. Nitekim "Recep", "Şirin Ada", "Güven", "Neşe", "Ankara" ilk akla gelen gazoz markaları… 1934 Adapazarı doğumlu esnaf Şaban Üstüner, "Çocukluğumuzun Adapazarı'nda bir çok gazoz markası vardı, "Recep gazozu" çok meşhurdu, sahipleri Çark caddesinde şimdi Dadaş Ekmek fırınının olduğu yerde otururlardı, sonra Vatan Hastanesinin karşısındaydılar, şimdi neredeler bilemiyorum, ben Recep gazozunu çok ama çok severdim. Onlar bizim çocukluğumuzun, gençliğimizin gerçek neşeleriydi." diyor.
1955: KAYNARCA'DA AHMET GAZOZU
1948 Kaynarca doğumlu, yerel kültüre vukûfiyetiyle tanınan, emekli öğretmen, ilköğretim okulu müdürlüğünden emekli Ramis Memiş'e Kaynarca'daki gazoz imalâtını soruyoruz: "1960'lara kadar Neşe ve Çamlıca gazozları gelirdi Kaynarca'ya. Aklımda kaldığına göre 1955'de "Gazozcu Ahmet" lakaplı Bulgaristan göçmeni Ahmet Sevinç, Camii-Cedit bitişiğindeki imalâthanesinde gazoz üretmeye başladı. Bu yaklaşık 30 sene sürdü. "Ahmet'in gazozu" çok meşhurdu o zamanlar, hepimiz içerdik. Onun yanında çalışan Balcılar köyünden Mehmet İlarslan devraldı işi ve imalatı bildiğim kadarıyla 1985'e kadar köyde sürdürdü. Hâlâ da lakapları Gazozculardır. Ahmet'in gazozu daha çok Kaynarca merkezinde satılırdı ama, düğünlerde bayramlarda seyyar satıcılar buzlu kovalarda getirir köylerde de satarlardı. Çok da rağbet görürdü." Öğreniyoruz ki Bulgaristan Burgaz doğumlu Ahmet sevinç, 1951'de Türkiye'ye göçecek, 1952-53'te "Şirin Ada" gazozlarının sahibi Osman dayısının yanında meslek öğrenecek ve onların işyerini tasfiyesi üzerine onlardan satın aldığı makinelerle 1955'ten itibaren 31 sene bu mesleği sürdürecektir. Pepsi'nin, Coca Cola'nın piyasayı tümüyle ele geçirmesi üzerine de üretime son verecektir.
1962: KOCAALİ'DE ALİ ELİK GAZOZU
Adapazarı sözel / yerel tarihi üzerine yaptığı değerli çalışmalarıyla tanıdığımız İrfan Nişancık, 24 Mayıs 2009 tarihli Sakarya Yenihaber gazetesinin 9. sayfasında yayımladığı "Kaybolan Ama Unutulmayan Tat; Ali Elik Gazozu" adlı araştırmasına göre; 1931 Kocaali Hızar Mahallesi doğumlu Ali Elik, 1951'de askerliğini Bursa'da yapar, bu arada Uludağ Gazozlarının sahibi Nuri Erbak'la tanışır, dost olurlar. Erbak'tan gazozculuğun temel esaslarını öğrenen Ali Elik, uzun çalışmalar sonucu, Nuri Erbak'ın da yardımıyla 1962 yılında Kocaali'de gazoz fabrikasını hizmete sokar. "Ali Elik Gazozu" adıyla piyasaya çıkan gazoz, Nişancık'ın, Elik'in manevî evladı durumundaki İsa Kılıç'tan naklettiğine göre, "Bolazar, Ortaköy, Karapelit, Kirazlı, Bezirgan, Kozluk köyleri, Akçakoca'nın Uğurlu, Paşalar, Esmanım, Kalkın köyleri, Karasu'nun Kurudere, Paralı, Kuyumculu köylerinde yok satar, 20 kuruşluk fiyatıyla Uludağ gazozunun piyasasını sildiğini söylemek mümkün"dür. Maalesef 1970 yılında dönemin Kocaali Belediye Başkanınca fabrika kapatılır.
1965: TARAKLI'DA DOĞU GAZOZU
1958 Taraklı doğumlu, yılarlın sınıf öğretmeni ve HEM Müdürü, 2004'ten beri de Taraklı Belediye Başkanı olan Tacettin Özkaraman'a, ilçesinde gazoz imalâtı olup olmadığını soruyoruz: "Vardı elbet, 35 sene öncesine kadar Doğu gazozu vardı Taraklı'da. Necdet Doğu ağbimiz üretirdi, Orta çarşıda. 1965'ten 1975'e kadar. Çok da lezzetliydi, biz çocuklar bayılırdık Doğu gazozuna. Şimdinin Coca Colası, Pepsi Colası ne etsin Doğu gazozunun yanında. Mis gibi Taraklı simidiyle de harika giderdi. Allah uzun ömürler versin, Necdet Doğu ağbimiz halen de sağdır. Bilmem nedendir, 1975'den sonra devam etmedi üretime."
"NEŞE"NİN SERÜVENİ SELANİK'TEN BAŞLIYOR
Mümin Yüksekkaya, asırlardır Osmanlı Selanik'inin Drama kazasında tütün çiftçiliğiyle geçinen eşraf ailelerinden birisinin çocuğudur. Zamanın şartları gereği Mübadele Anlaşması çerçevesinde 1924 yılında önce Edirne'ye, sonra İzmir'e göçer. 1925'de "Selanik Ovasına çok benzeyen" Adapazarı'na yerleşmeye karar verir; Büyük oğlu Hasan 1926'da, küçüğü Cihat 1929'da Adapazarı'nda doğarlar. Mümin Beyin yerleştiği mekân, Balkan muhacirlerinin bolca yerleştiği Adapazarı İstiklâl Mahallesidir elbette, bugün Kömürpazarı'ndaki havuzun karşısında, "bakkaliye ticareti"ne başlar. Unutulmasın ki Selanik'ten, onlardan kısa süre önce şehrimize göçen Ermanlar, Pekerkenler, Obalar, Gürdramalar, Gürseller, Evrenler, Gürkanlar ve yüzlercesi de hep İstiklal Mahallesinde mukimdirler.
29 HAZİRAN 1948: NEŞE GAZOZU İLK ŞİŞEYE GİRİYOR
Kömürpazarı'nda bakkaliye ile ailesinin geçimini sağlayan Mümin Yüksekkaya, iki oğlunun büyümesiyle "acaba ne iş tutsalar?" diye düşünmektedir. Oğulları ve çevresiyle yaptığı istişareler sonucunda, dönemin cazip alanlarından "gazozculukta" karar kılarlar. Mümin Yüksekkaya ile iki oğlu Hasan (1926 doğumlu) ve Cihat (1929 doğumlu), o zamanki adıyla "tiraj" denilen manuel (elle çalıştırılan) bir gazoz makinesi satın alarak, Eski Hendek Caddesi üzerinde, Karaosman İlkokulu'na yakın bir yerde 29 Haziran 1948'de gazoz imalâtına başlarlar. 1948'lerin imalât şartları bugüne oranla inanılmaz zor ve iptidaidir; kol gücüyle çevrilen makinelerde günde ancak ve ancak 50 kasa, çok zorlanırsa 75 kasa (her kasada 24 adet bulunmaktadır) üretilebilmektedir.
"RECEP'LE NEŞE, GERİSİ ÇÖPE" EFSANESİ
Peki gazozun adı ne olacaktır? Nasıl her çocuğa bir isim gerekiyorsa imalâtına başlanan üretime de bir isim gerekir. Çok ilginçtir; aileden hiçbirinin adı olmamasına rağmen "Neşe" adı tercih edilecektir. Bu ismi seçmede Yüksekkaya Ailesinin, o dönemlerde şişe temin ettikleri Şişe Cam Fabrikası yetkilileriyle diyaloglarının da etkisi olabilir. Yüksekkaya Ailesi üretime dört elle sarılır. Henüz ilçe olduğu o günlerin Adapazarı'nın nüfusu 35-40 bin civarındadır, dağıtım şehir merkezine sonra da yakın kazalara yapılır. Evet "Neşe", olumlu ve neşeli bir isimdir, eskilerin "ismiyle müsemma" dediği türden "Neşe gazozu" kendisini kısa sürede şehre kabul ettirir. 1950'lerin Adapazarı'nda zamanla bir şehir efsanesi oluşur:"Recep'le Neşe, gerisi çöpe" diye.
"NEŞE"Yİ HALEN EROL YÜKSEKKAYA YÖNETİYOR
Drama göçmeni Rahmetli Mümin Yüksekkaya'nın iki oğluyla ilk gazoz üretimi yaptığı 29 Haziran 1949'in üzerinden tam tamına 61 yıl geçmiştir. Hatta 62. yıl içindedirler. Artık bölgesel bir marka da olan "Neşe gazozu"nun başında Mümin Yüksekkaya'nın torunu, Hasan beyin küçük oğlu Erol bey (1964 Adapazarı doğumlu) bulunmaktadır. 29 Haziran 2006 tarihinde, imalâthaneyi Eski Hendek caddesinden, D-100 Karayolu bitişiğinde, Pekşenler Semtinin karşısındaki fabrikaya taşıyan Erol Yükkekkaya ile neşe içinde, bir yandan sade gazozumuzu yudumlarken, "Neşe"yi konuştuk. Erol Yüksekkaya, gazozun içinde doğmuş büyümüş, Ticaret Lisesini bitirmiş, mesleğin, sektörün içinde pişmiş, işinin ehli, dürüst, açık sözlü, samimi bir iş adamı. Biz sorduk o olanca samimiyetiyle cevaplandırdı.
1948'DEN BERİ AYNI FORMÜL AYNI TAD
O çok sevdiğimiz, tadı damağımızda kalan gazozun nelerden üretildiğini soruyoruz Erol beye, cevaplıyor: "Gazoz, karbondioksit, su, sitrik asit ve şeker karışımından oluşan kimyasal bir sıvıdır. Yalnız bu sıvının makine ile rehabilite edilmesi gerekir. Her gazozun kendine has bir formülü vardır. Bu formül, o markaya ait ticarî bir sır hükmündedir. " Tam burada "Neşe'nin formülü 19482den beri değişti mi hiç?" sormak gerekmiyor mu, soruyoruz, "hayır, bizim ki 1948'den beri aynı formül, yani 1948'de Neşe gazozu içen birisi 2009'da da aynı lezzeti tadıyor. Sadece modern makinelerle ürettiğimiz için orijinalliğini arttırdık o kadar" diye cevaplıyor.
KAPASİTE 62 YILDA 62 KAT ARTMIŞ DURUMDA
Bir dönem SATSO Meclisi'nde görev yapan Erol Yüksekkaya'ya "Neşe'nin 62 yıllık serüvenini ve gelişimini" soruyoruz: "61 yılı tamamladık çok şükür, 62. yılımıza girdik. Geçen süreçte teknolojik olarak çok geliştik. Uzunca bir süredir, otomatik makinelerde el değmeden üretim yapıyoruz. 2006'dan bu yana üretimimizi, 650 metrekare kapalı alanı bulunan Bekirpaşa'daki modern tesislerimizde gerçekleştiriyoruz. Şunu söyleyebilirim: Geçen 62 yılda kapasitemiz ortalama 62 kat artmış durumda" şeklinde cevap veriyor.
BÖLGESEL SATIŞ VAR, İHRACAT DA VAR
Erol beye bu kez "Neşe"nin ürün çeşitliliğini ve satış bölgelerini soruyoruz. "Üretimimizin % 80'i, 1948'den beri aynı formülle ürettiğimiz sade gazoz. Çünkü müşterimiz en çok geleneksel gazozumuzun tadını arıyor, onu tercih ediyor. % 20 oranında ise portakallı ve limonlu gazoz üretiyoruz. Ağırlıklı olarak Adapazarı ve ilçelerinde satışımız var. Özellikle de okullarda. İzmit, Bilecik, Bursa, İstanbul ve Ankara'da da bayilerimiz var. Hollanda, Belçika ve Azerbaycan'a da Neşefrea markamızla ihracat yapıyoruz" diyor. Son olarak "gelecekteki hedefleri"ni öğrenmek istiyoruz "Neşe"nin. Erol Yüksekkaya'nın son cevabı da şu: "Halkımızın, sunduğumuz kalitenin memnuniyetinden gurur duyuyoruz. Bu beğeni ve takdire lâyık olmak, bunun için de kalitemizi korumak en büyük çabamız. Çok büyümek taraftarı değiliz. Müşteri memnuniyeti esaslı, sağlıklı bir büyüme ve gelişmeden yanayız!"
NEŞE GAZOZU
ÜÇ KUŞAĞI AYNI LEZZETTE BİRLEŞTİREN MARKA
1948'den bu yana Ozanlar mahallesinde, depremde evi yıkıldığından beri de Camili-1'de oturan kayınpederim İsmail Altay'a, 1974 yılında Şeker Mahallesi Şehit Abdullah Ömür İlkokulunu bitiren eşim Gülseren Tuna'ya da, 1995 yılında Sabihahanım İlkokulunu bitiren oğlum Ahmet Arif Tuna'ya da, yani "üç nesle, üç kuşağa" "Neşe Gazozu"nun onlar için ne anlama geldiğini soruyorum: "1950'lerde gazoz Neşe demekti bizler için, 1960'ta evlendim, eve yıllarca kasa kasa gazoz alırdım" diyor İsmail Altay, "bizim ilkokulda gazoz Neşe'ydi, harçlıklarımızla bir de yanında simit alırdık, hâlâ o günleri özlerim" diyor Gülseren Tuna, "Neşe benim ilk göz ağrım, bizim Sabihahanım'da teneffüsün formülü şuydu: "İki Neşe bir simit", şimdilerde nerede bir Neşe görsem, dayanamıyor satın alıp içiyorum" diyor Ahmet Arif Tuna.
Bu sahneler bizim değil, neredeyse Adapazarı'ndaki her evde yaşanan "Neşe vakaları".
Adapazarı'nda 2009'un Temmuzunda bugün onlarca yerel gazoz markamızdan sadece ve sadece "Neşe" ayakta.
Teşekkürler Neşe, teşekkürler Neşeyi kuran Mümin, Hasan, Cihat amcalar, teşekkürler Erol Yüksekkaya…
Neşe bizim için bir gazoz markası değil sadece, şehrin hafızası, alışkanlığı…
Hatta hiç bitmeyen çocukluğu.
"Neşe"mizi hiç kaybetmeyin emi?
Neşe Gazozunu kuran iki kardeş: solda Hasan Yüksekkaya,
Sağda Cihat Yüsekkaya – 1954 (Erol Yüksekkaya Arşivi)
Neşe Gazozu İmalâthanesi – 1960 (Erol Yüksekkaya Arşivi)
Adil Büyükoğlu – Aydın Baş ve Enver bey.
İlk Neşe Gazozu makinesi (tiraj) – 1948
(Erol Yüksekkaya Arşivi)
Neşe Gazozunun logosu – 2009 (Erol Yüksekkaya arşivi)
Neşe Gazozunun ihracat logosu – 2009 (Erol Yüksekkaya arşivi)
Yazı Tarihi : 21 Temmuz 2009 Salı
Bu yazı 246 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Sayın Fahri TUNA Yazılarınızı takip ediyorum. Bizleri çok özel günlere götürüyorsunuz iyi ki varsınız .Teşekkür ediyor,çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
bEYHAN kANTARCIOĞLU @ 27.07.2009 13:32:35