Yıllar önce Mamak Askeri Cezaevi'nin tecrit hücrelerinde, cezaevinin yetkili subaylarından bir yüzbaşıyla, bir konuyu tartışıyoruz. Tartışma derken, elbette ki herhangi bir konuda karşılıklı fikir beyanı değil yaptığımız. Tartıştığımız konu da Türkiye'nin veya dünyanın kurtuluşu filan değil. "Mamak Askeri Cezaevindeki tutuklulara satranç, dama veya tavla gibi oyunlar serbest bırakılmalı mı yoksa bırakılmamalı mı?" gibi çok önemli (!) bir konuda bize düşüncelerini aktaran yüzbaşı, sözlerini şu cümlelerle tamamlamıştı:
"Manda, bir hayvandır ve tabiatta tek başına alelade (sıradan) bir varlıktır. Kavak, bir ağaçtır ve o da tek başına alelade bir varlıktır tabiatta. Ama eğer bir manda bir kavağın tepesine çıkarsa, bu fevkalade (olağanüstü) bir durumdur. İşte, Mamak'taki tutuklulara tavla veya satranç oynama müsaadesi verilmesi bu kadar olağandışı bir olaydır ve mümkün değildir".
Bu küçük anekdotu neden mi paylaştım. Hemen söyleyeyim. Son günlerde yöremizde bırakın mandayı, filin kavağa çıkmasından daha olağandışı olaylar yaşıyoruz da onun için paylaştım, geçmişin olağandışı şartlarında yaşadığım bu olağandışı hatırayı.
Öyle zannediyorum ki; sizlerde en az benim kadar ibretle ve iğrenerek okuyorsunuzdur son birkaç gündür ulusal ve mahalli medyamızda sür manşet olan "Çete ve Köstebek" hikâyesini.
Geride bıraktığımız mahalli seçimler öncesinde "AKYAZIYA YAZIK OLMASIN" başlıklı bir yazımız, yine bu köşede yayınlanmıştı ve şu cümleyle bitiyordu;
"Dileğimiz odur ki şehrin emaneti gerçekten emin ellere teslim edilsin ve Akyazı'ya yazık olmasın.".
O gün dile getirdiğimiz endişelerimizin haklılığının ispatı için, sanırım bugün yaşadıklarımızdan daha güçlü bir delile ihtiyaç yoktur.
Türlü söylentilerle TV ekranlarına ve gazete sütunlarına taşınan Akyazı'daki son çete soruşturması ve bu soruşturma süreci ve sonrasında ortaya atılan Akyazı Belediye Başkanı ve AKP'nin Akyazılı vekili ile ilgili iddialar göstermiştir ki, Akyazı'nın emaneti ne yazık ki emin ellerde değildir.
Her ne kadar sayın Belediye Başkanı ve sayın Milletvekili, geçen hafta içerisinde sayın Vali ve İl Emniyet Müdürü ile yaptıkları iddia edilen görüşmelerin, yeğenlerinin ve yakınlarının tutuklandığı çete soruşturmasıyla alakalı olmadığını söyleseler de; bu görüşmeleri, üstlendikleri görevler gereği vatandaşlarımıza hizmet maksadına yönelik olarak yaptıklarını söyleseler de sanırım bizim buna inanmamızı beklemiyorlardır.
Sayın vekilin ve sayın başkanın gazetelere yaptıkları bu açıklamalara belki Erzurum'da, Van'da, Siirt'te yaşayan vatandaşlar inanır da Akyazı' da yaşayan Zihni Açba'nın inanması mümkün değil.
Hani bir söz vardır; "Bize de mi lolo…" derler. Bir başka sözde de "Biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz" demişler eskiler.
İktidar partisinin milletvekili olacaksın, aynı zamanda Meclis İçişleri Komisyonu üyesi olacaksın, tam da yeğenlerinin ve yakın akrabalarının da isimlerinin karıştığı bir çete operasyonu devam ederken, sen de tesadüfen bu operasyonu yapan güvenlik güçlerinin en üst düzeydeki yöneticileriyle gece yarısı görüşmeleri yapacaksın.
Bu kadarı yetmeyecek; senin yaptığın gece yarısı görüşmesinin hemen sabahında, her türlü engelleme ve sabote etme girişimine rağmen bu operasyonu bir şekilde tamamlayan polis şefleri görevlerinden alınacak ve bütün bu olanların o gece yarısı görüşmesiyle hiç ilgisi olmadığına da benim inanmamı bekleyeceksin.
Belki de haklısınız.
Belki de siz, Kırkpınar Sanat akşamlarıyla ilgili değerlendirmelerinizi paylaştınız o akşam Sayın Müdürle.
Malûm, siz genel olarak şiire düşkün bir camiasınız.
İnanın bir noktaya kadar sayın Belediye Başkanı ve sayın vekile atfedilen bu iddiaları, ahlaki bulmamakla birlikte çok da yadırgamıyorum.
Büyük bir iyi niyetlilikle, sayın Vali ve Emniyet müdürü nezdindeki girişimlerini de çete zanlılarıyla işbirliği olarak değil, akrabalık bağlarının duygusal baskısıyla yaptıklarını bir an için kabul ediyorum. Ancak; kabul edemediğim ve inanıyorum ki Akyazılıların ve hatta tüm Sakaryalılarında kabul edemeyeceklerini düşündüğüm bir husus var.
Basına yansıyan haberlerden bildiğim kadarıyla; yaklaşık 4- 5 yıldan bu yana Sakarya'da gerçekleştirilen çok büyük kaçakçılık ve organize suç operasyonlarının altında imzası olan bir polis şefinin görevinden alınmasını, Sayın Emniyet Müdürü hangi gerekçeyle talep etmiştir ve sayın Valimiz de bu talebi uygun görüp, onay vermiştir? Yine aynı şekilde, bir süre önce Akyazı da yaşanan olayların ardından görevli olarak Akyazı'ya gelen ve günlerce gecesini gündüzüne katarak Akyazı'nın en ücra sokaklarını bile adım adım dolaşarak sükûnetin ve güvenliğin sağlanmasını temin eden ve eminim ki namuslu ve dürüst yaşayan her Akyazılının müteşekkir olduğu Müdür Yardımcısı hangi gerekçeyle görevden alınmıştır ve bu alınış, mülki amirlikçe onaylanmıştır?
Ben öyle inanıyorum ve sizin de öyle bilmenizi isterim ki sayın yetkililer; yaptığınız veya onay verdiğiniz bu görev azil ve değişiklikleri, en çok, görevden aldığınız bu polis şeflerinin geçmişten bu yana yaptıkları başarılı operasyonlarla çökerttikleri suç şebekelerini mutlu etmiştir.
Kamuoyunun hayretle karşıladığına şahit olduğumuz bu değişikliklerin, umulur ki mantıklı gerekçeleri vardır ve bu gerekçeler, yetkililer tarafından kamuoyuyla paylaşılır.
Aksi halde; "Kulakların çınlasın Tuna Yüzbaşı! Gel de gör. Kavağa manda değil, fil bile çıkartıyorlar" demek durumunda kalacağım…
Yazı Tarihi : 14 Temmuz 2009 Salı
Bu yazı 141 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Sayın Valim
ve Sevgili Emniyet müdürüm.
Bundan böyle yapacağınız tayin,terfi ve görevlendirmeleri en ince ayrıntısına kadar Zihnicime bildirmeniz insanlık ve vicdani sorumluluğunuz olmuştur.
O kadar uzun boylu anlatmış ki,sanki yaveri mübarek.
Mandalar kavağa çıktı da,Kargalar hala sürünüyor.
Aşk İklimi @ 15.07.2009 09:41:10