Yüzlerdeki tebessüm

Galip Boztoprak

Galip Boztoprak
İstanbul öyle bir diyar ki, kendinden olmayanı barındırmaz, sıkar, sıkıştırır, bunaltır, dünyasından bezdirir. Bu kıskaçtan kurtulmanın tek yolu da sen İstanbul'a sahip olacaksın, İstanbul da sana. Değilse bırakıp uzaklaşacaksın İstanbul'dan. Bundan başka da çaresi yoktur bunun.
İstanbul dışından misafir olarak gelenler hele, hele günümüz keşmekeş İstanbul'una katlanmaları mümkün değildir. Katlanamıyorlar da. Günümüzde İstanbul'da yaşayan insanların çoğunluğunun yüzleri asık, sıkıntıdan patlamış halleriyle etrafa, yanlarında bulunanlara huzursuzluk dağıtıyorlar.
Akşam serinliğinde Üsküdar'da Yalı Kıraathanesi'nin çayına doyum olmaz. Hele Baki'nin güleç, neşe saçan hali ve tavrıyla çayları servis yapması tüm sıkıntılarınızı dağıtır. Geçenlerde yine akşam serinliğinde dostların masasından birinde bir tabure bulup yerleştim. Baktım bizim Baki asık suratla elinde çay tepsisi dolanıp duruyor. Bizim masaya doğru teğet geçerken "Ne bu suratın hali, gören de zanneder birini dövmeye hazır" deyince her zamanki hazır cevaplılığı ile "doğru söylüyorsun, çok iyi bildin" deyiverdi. Masamızdaki ve etraftaki masalarda bu diyalogu duyanlar tebessüme boğuldular.
Kıraathanenin müdavimleri Baki'den çay istemezler. Baki isterse çay getirir. Ancak Baki çay servisini yaparken farklı ya da ilave bir istekte bulunulur. Çay servisini yapmak Baki'nin keyfine kalmıştır. Hele de Baki birine kızmış öfkeli ise tanıyanlar hiç ses çıkarmaz kendi haline bırakırlar. Öfkesi ise çok sürmez, saman alevi gibi birden gelip gider. Bundandır ki çayına olduğu kadar Baki'nin bu hallerinin de tiryakisi olunur.
Asık suratla bir iki tur attıktan sonra ne zaman bizim masaya çay bırakacak diye göz ucuyla izlemeye almıştım ki masadaki arkadaşlarla söze dalmış gitmişiz. Birden bir kahkaha atarak arkamızdan çayları masaya sürdü. "Ha şöyle yüzün gülsün" der demez, "Hele sor niye gülüyorum", "Önemli değil niye gülersen gül, önemli olan gülmen, kahkahanı duymamız yeter" dedim. Meğer bizim dalgınlığımızdan istifade bir tur atarak arkalardan dolaşıp masamıza gelmiş. Yani çay ocağının tam aksi istikametten çayları getiriyormuş intibaı verdiğinden neşelenmesi o sebepten. Baki bu neşelenmek için hiç yoktan sebep bulur çıkarır. Gülmek, neşelenmek ve en azından yüzlerimizde en ufak tebessüm sıkıntılarımızın dağılmasına yeter de artar bile.
Üsküdar'a gülmek, tebessüm etmek yani gülümsemek yakışıyor. Bu gülmeler, gülümsemeler karşı yakadan İstanbul'a el sallıyor. İstanbul bu el sallayışa kayıtsız kalmaz, kalamaz da. Hani o "Canım İstanbul" var ya "Güleni şöyle dursun/ Ağlayanı bahtiyar" İstanbul! İstanbul! Yüzlerdeki karamsarlık, umutsuzluk, çaresizlik yerine serin bir esişle yüzleri, yüzlerdeki umuda tatlı bir gülüşle ve gülümsemeyle ab-ı hayat olsun.
İstanbul'a ve İstanbul'da yaşayan, nefes alanlara gülmek ve gülümsemek yakışır. Gülüşümüz ve gülümsememiz ve de bu diyarlardan bahtiyarlık eksik olmasın.

ŞİİR KÖŞESİ
BEKLEYİŞ

Günler ne çabuk geçip giderdi,
Hep neş'e ve hep sürûr içinde,
Rüzgârlar hür ve derbederdi
Son uykuya dek huzûr içinde,
Günler ne çabuk geçip giderdi.

Son perdeyi kaldırınca rüzgâr,
Son meskeni gösterir muhakkak.
Artık ne bahar, ne kış, ne yaz var.
Candan sarılır vefâlı toprak,
Son perdeyi kaldırınca rüzgâr.

Sevdâ sesi yükselir yavaşça,
Sevdâlıların vedâ gününde.
Bir gün sıramız gelir yavaşça.
Gür servilerin terennümünde,
Sevdâ sesi yükselir yavaşça.

MEMDUH CUMHUR



Yazı Tarihi : 08 Temmuz 2009 Çarşamba
Bu yazı 8 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

iyiki bir istanbulunuz varmış.alında başınıza taç yapın.ben ayrılırken kimse gitme kal demedi.bizimde şimdi cennetten bir köşe bursa mız var.karda yürüyeni bir yana ormanda gezeni bahtiyar.orda demlenmiş zift gibi çay içeceğine gelde bursada kekik çayı iç ki canına can gelsin.
mahmut çırak @ 25.10.2011 20:27:05
Online Ziyaretçiler
-