Aynalıkavak Yazıları / Fahri Tuna
TARAKLI HAYIR PİLAVI;
TARAKLI BOYU-OBASI
Taraklı Sakarya'mızın en eski ve en otantik ilçesidir.
Taraklı'nın Türkler tarafından fethi de – çok ilginç – beylik dönemine kadar uzanıyor; kayıtlara göre, o günkü adıyla Dablis, Ertuğrul Gazi döneminde, daha Osmanlı devletinin kurulmasına şöyle böyle 7 sene varken, 1292 senesinde fethedilmiş.
Ardından da Özbekistan'dan Türkmenleri getirip yerleştirmiş Osmanlı. Getirdiği Türkmenlerin "Taraklu" boyundan olması nedeniyle de yeni fethedilen bölgeye Taraklı adı verilmiş.
Bugün itibarıyla Özbekistan'da, Azerbaycan'da, Kırım'da, Gagavuz Yeri'nde ve daha birçok Türkmen yerleşim bölgesinde "Taraklı" adlı yerleşimler olması da bundan.
Hatta Cumhuriyetin başlarına kadar da Safranbolu'nun adı "Medine-i Taraklı Borlu" olduğu geçiyor kayıtlarda. Mâlum, "medine" şehir anlamına geliyor, "medenî" de şehirli.
TARAKLI MI KAŞIKLI MI
Bir Osmanlı geleneği gereği, fethedilen yerlere çınar dikilirmiş, Taraklı'da da bunu uygulamışlar; bugün ilçenin üç mahallesinden birisi olan Yusufbey Mahallesindeki yedi asırlık çınarın varlığı da, bu anlamlı geleneği günümüze dek geldiğinin bir delili olsa gerek.
1600'lerde bölgeden geçen Evliya Çelebi üstadın, "halkı şimşir tarak yaptığı için adına Taraklı derler" sözü biraz havada kalan bir bilgi doğrusu. Çünkü Taraklı el sanatları içinde – bugün dahil – en yaygın ve ağırlıklı üretim, kaşık üzerinedir.
Bu arada Taraklı'da, beş yıldır "şimşir tarak" üretiminin belediyece yasaklandığı iddiaları da var. Biz kendisinden duyanların yalancısıyız, güya başkan Tacettin Özkaraman, "benim başımda saç kalmadı, bunlar şimşir tarak üretiyorlar, olmaz öyle şey" diyesiymiş. Bu da son "Taraklı yalazası" olabilir diyorum ben de.
TÜRBELER İLÇESİ TARAKLI
Bilenler bilir; Taraklı bir türbeler ilçesidir: Kuzeyindeki tepede "Hıdır Dede", batısında "Üçler" ve "Kırklar", güneyinde "Kızlar" ve "Dokuzlar", Hıdırlık yolunda ise "Sarıkız" türbesiydi.
Tanpınar "Beş Şehir" kitabında Bursa'yı anlatırken "türbelerle iç içe yaşayan" bir şehir olarak anlatır; halkın acılarını ve sevinçlerini türbelerle paylaştığını, bayramları, kandil gecelerini, ramazan akşamlarını türbelerde geçirdiğinden söz eder.
Doğrusu bu teşhis bütün bir Anadolu, en başta da Taraklı için geçerlidir.
Taraklı bu geleneğin bütün canlılığıyla yaşandığı ender Osmanlı bakiyesi yerlerdendir.
ASLINDA TÜM SAKARYA'NIN GELENEĞİ
Adapazarı'nda bir söz vardır: "Tövbeler tövbesi, Erenler türbesi" şeklinde.
Eskilerin nakillerinden biliyoruz ki, her yıl hıdrellezde (6 Mayısta) Adapazarılılar, şehrin güneyindeki Erenler Tepesine çıkar, Aşr-ı şerif (Kur'na) ve mevlid-i şerif tilavetleri yapılır, ardından da kurbanlar kesilir, gözlemeler, cizlemeler, yufkalar, helvalar yenirmiş.
Bu durum 1950'lere hatta 1960'lara kadar devam etmiş.
Adapazarı'nın hemen her köyü, çevresindeki türbelerde bu geleneği 1960'lara kadar sürdürmüş. Zamanla, birçok güzel geleneğimiz gibi Hıdrellez coşkusu da Moderniteye yenilerek tarihteki yerini almış. Adapazarı ve çevresiyle birlikte, Kaynarca'da, Karasu'da, Kocaali'de, Hendek'te, Akyazı'da büyük oranda kaybolan bu "şükür geleneği", 2009 yılı itibarıyla kısmen Geyve'de, ama neredeyse tümüyle Taraklı'da sürdürülmektedir.
HAYIR DEMEK PİLAV DEMEK
Taraklı, Osmanlılar tarafından fethedildiği 1292 yılından bu yana, gelenek ve göreneklerine bağlı bir yerleşimdir.
Müslüman Türk tarihi ve kültürü açısından –neredeyse- tümüyle kaybolmaya yüz tutmuş bir çok alet edevatı, giyim kuşamı, örf adeti orada bulabilirisiniz. Temcit pilavı geleneğini bile, cenaze arkasından lokma dökmeyi bile, düzenle bez dokumayı bile…
Bunlar arasında yüzyılların imbiğinden süzülüp gelen biri – kelimenin tam anlamıyla – takdire değer bir uygulama: Geleneksel Hayır Pilavı. Kısa adıyla "hayır".
Hakkari kadar yoksulluğun diz boyu olduğu, Artvin kadar coğrafyanın zorlu olduğu, kara ikliminin donun kırağının kol gezdiği, işsizliğin aşsızlığın her köşe başını tuttuğu Taraklı'da, "her şeye rağmen" 717 yıllık bir gelenek sürdürülebiliyorsa, emeği geçenlere bir tek söz söylenebilir: "Size helal olsun!"
BULGUR PİLAVI, YUFKA, AYRAN
Her yıl 6 Mayısta bir bakıma "baharın gelmesi", "doğanın uyanması" ile başlayan, Mayıs-Haziran-Temmuz ayları süresince her hafta sonu bir veya birkaç köyde devam eden "hayır pilavı" geleneği, kelimenin tam manasıyla biz Türklere mahsus bir "şükür" geleneğidir. Buna "dua" de denebilir, "bereket duası" da demek mümkündür; ama en doğrusu; Nimetlerin Sahibine "geçmiş için şükür, gelecek için dua" olabilir.
Son bir yıl içinde "oğlu askerden gelen teskere adağı", "kızı üniversiteyi bitiren diploma adağı", "torununu baş göz eden düğün adağı", vs. vs. sahipleri, "neyi adadıklarını" köyün muhtarına bildirirler, bir Pazar "bulgur pilavı"na dönüşen adaklar, köyün kadınlarının maharetli elleriyle yapılan "yufka" ve "ayran" eşliğinde en az beş yüz olmak üzere, bin, bin beş yüz kişiye ikram edilir. Cemiyet ilçeye ve ilçe dahilindeki köylere haftalar öncesinden duyurulmuştur; o köyden şehre göçenler için de "hayır pilavına iştirak" bir nevi dini vecibe gibi addedilir. Köy nüfusunun genellikle dört beş katı katılımla, köyün yakındaki türbe etrafında toplanılır, öğle namazına kadar Kur'an ve mevlid okunur, elbirliğiyle dualar edilir, ardından da yer sofralarında hayır pilavları afiyetle yenilir.
1,5 TON BULGUR, 1,4 TON ET, 3,5 TON AYRAN
Fahri Çakmak, 1956 Taraklı doğumlu bir hayırseverdir, Son 13 yıldır ortalama on bin kişinin katıldığı "Taraklı Hayır Pilavı"nın da düzenleyicisi – organize edenidir. Bu güzel geleneği/ibadeti nasıl deruhte ettiğini soruyoruz ona, anlatıyor: "1995 yılıydı. Annem bir gün bana, Hıdırdede Türbesinin etrafını temizleyip daraba çekmemi istedi benden. Ahmet Ustayla beraber biz de yıkık –mezbelelik haldeki türbeyi temizledik, kubbeli bir bina yaptık, 10 m X 20 m ebatlarında bir bahçe içerisine aldık, elektriğini suyunu getirdik. 1996'da bu işleri bitirdik. 1997 Mayıs ayı sonunda da 280 kilogram pirinçle çok eski bir geleneğimiz olan "hayır pilavı"nı yeniden başlattık. 2009 yılı 14 Haziranı itibarıyla bu sene, 1,5 ton bulgur, 1400 kilogram etten ve 3,5 ton ayrandan oluşan yaklaşık 10 bin kişilik bir pilavımızı da halkımıza ikram ettik."
HIDIRDEDE,
İSLAM'I YAYMAYA GELEN HORASAN ERENLERİNDEN
Fahri Çakmak'a "Hıdırdede'nin kimliğini" soruyoruz: "Biz Hıdırdede'mizi, Horasan'dan buralara İslam'ı yaymaya gelen büyüklerden birisi olarak biliyoruz. Karşıda Çamçukuru'nda, yani eski Taraklı'nın kurulu olduğu yerde kardeşinin yattığını biliyoruz. Büyüklerimizden bize gelen bilgilere göre, Taraklı'nın fethinden İstiklâl Harbi yıllarına kadar burada, yani Hıdırlıktaki bu hayır pilavı devam etmiş. Ben bunları birkaç sene önce 95 yaşında vefat eden Fahri amcadan, 86 yaşında vefat eden Salih amcadan dinledim. İstiklal Savaşı yıllarında ara verilmiş. Köylerimizde devam eden bu geleneğimiz, maalesef Hıdırlık Türbesinde devam etmiyordu. Allah razı olsun annemin ihtarı ve talebi ile 13 yıl önce yeniden başlattık, çok şükür, yapılan yardımlar ile her yıl büyüyerek devam ediyor."
HAYIR PİLAVI, SAHİBÜL HAYRATLARLA YÜRÜYOR
Nüfusu 2.976 olan bir ilçede 2-3 saat içinde yenmek üzere, on bin kişilik tonlarca pilav ayran hazırlamak kolay değil elbet. Hayır organizatörü Fahri Çakmak'a bu kıtlıkta bu zor işi nasıl başardıklarını soruyorum: "Mesela adam "bir araba alırsam kurban keserim" demiş, adam "çocuğum memuriyete girerse" demiş adamış, "çocuğum üniversiteyi kazanırsa" demiş adamış. Veya zenginlerin hayırları birleşiyor. Bana geliyorlar, "şu tavuk benim adağım, işte bu koyun benim adağım, işte bu keçi benim adağım, getirdim al" diyor, teslim ediyor. 2009 hayır pilavında 650 kg dana eti, 15 tane adak koyun eti, 500 kilograma yakın tavuk eti geldi, iki hayırsever de 1,5 on bulgur getirdi. Taraklı'daki Ballı Süt Ürünleri her yıl ki gibi bu sene de 3,5 ton ayran getirdi. Sahibül hayratlarla yürüyen bir gelenek Taraklı Hıdırlık Hayır Pilavı. Bu hem bir gelenek, hem bir ibadet, her sene mevlid-i şerif de okunuyor. Ardından da hayır pilavını dağıtıyoruz."
YEDİ ASIRLIK BİR GELENEK SÜRÜYOR
Bu satırların sahibi, hasbelkader 1997'den bu yana Hıdırlık Pilavının müdavimlerinden. Ayrıca da etkinliğin kültürel organizasyonlarında görev üstlenenlerden birisi. 1997'den 2004'e kadar Taraklı Hıdırlık Pilavı Şenliği'nin kültürel etkinlikle bölümünün yükünü "Taraklı HEM Müdürü", 2004'den beri de "Taraklı Belediye Başkanı" olarak üstlenen Tacettin Özkaraman'a soruyoruz bu kez, hayır pilavı geleneğini. 1958 Taraklı doğumlu, asıl mesleği sınıf öğretmenliği olan ve Taraklı kültürüne vukufiyetiyle tanınan Tacettin Özkaraman anlatıyor bu kez: "Allah razı olsun hayırseverlerden ve Fahri Çakmak'tan, yedi yüz yıllık bir Taraklı ibadetini ve geleneğini ihya ediyorlar. Fahri Çakmak ve arkadaşları işin yemek tarafını organize ederlerken, biz de işin kültürel boyutunu organize ediyoruz. Pazar günlerini asırlardır olduğu gibi, hiç değiştirmeden aynen uyguluyoruz, yani Kur'an, mevlit ve hayır pilavı. Cuma ve Cumartesileri ise kültürel etkinlikler yapıyoruz."
PİLAV DIŞINDA 7-8 KÜLTÜREL ETKİNLİK DAHA BULUNUYOR
Tacettin beye bu güne kadar ne gibi etkinlikler gerçekleştirdiklerini soruyoruz. Anlatıyor: "İmkânlar ölçüsünde Hıdırlık Pilav Şenliklerini üç gün olarak her yıl haziran ayının 13 - 14 - 15'inde yapmaya çalışıyoruz. İlk gün olan Cuma akşamında genellikle SAÜ Konservatuarı ya tasavvuf müziği, ya da sanat müziği konseri veriyor. İkinci gün olan Cumartesi günü önce el sanatları vs. yarışmasının ödül töreni ve sergisini açıyoruz, genellikle Hüsnü Gürsel hocamızın çektiği fotoğraflardan bir dia gösterisi, ardından ilçemizin tarihi, kültürü, folkloru, mimarisi vs. üzerine bir panel düzenliyoruz. Akşama ise, ilçemizin zengin folklorunu yansıtan halk oyunları gösterisi, Büyükşehir Belediyemizin mehter takımının mehter konseri, akşama ya karagöz- hacivat gösterisi yani gölge oyunu, ya tiyatro gösterisi, ya film gösterisi türünden halka açık programlar düzenliyoruz. Özetlemek gerekirse, Hıdırlık Pilavı Şenliğimizi, pilav dışında, en az 7-8 kültürel-sanatsal etkinlikle zenginleştirmeye çalışıyoruz."
"PİLAV BİZİM İÇİN 3. DİNİ BAYRAMIMIZ GİBİDİR"
Taraklı Belediye Başkanı Tacettin Özkaraman'a "Geleneksel Hıdırlık Pilavı Şenliği"nin ilçenin sosyolojisi içindeki yeri ve önemini soruyoruz, cevaplıyor: "Bilindiği Taraklı, geleneksel Türk kültürünün yaşatıldığı ender yerleşimlerimizden birisi. Bu anlamda Hıdırlık Hayır Pilavımı çok çok önemli bir yer tutuyor. Yeri gelmişken söyleyeyim, bizim Taraklı'nın her köyü ilkbaharda bir Pazar günü mutlaka hayır pilavı yaparak, hem ibadetlerini yani şükür ve dualarını, hem de bu güzel geleneklerini sürdürmektedirler. Hıdırlık Hayır Pilavında ilçemizin nüfusu 4'e hatta 5'e katlanıyor. Sadece köylerimizdeki hemşerilerimiz değil, Geyve, Pamukova, Göynük'ten de yüzlerce vatandaşımız katılıyor. Ayrıca aslen Taraklılı olup da, mesleği gereği İstanbul'da, Ankara'da, Bursa'da, yani yurdun değişik köşelerinde görev yapan hemşerilerimiz de o günü sabırsızlıkla bekleyip, ana-baba ocağına geliyorlar. Hıdırlık Pilavımız bizim için bir bakıma, iki dinî bayramdan sonraki üçüncü bayramımız gibidir; o kadar büyük ilgi görmektedir. Bizi birleştiren kaynaştıran bir olaydır yani. Ayrıca yapılan panellerle ilçemize bilimsel ve kültürel zenginlik, fotoğraf yarışmalarıyla da görsel – belgesel arşiv kazandırmaktadır."
SAİM ÖZEL'E RAHMET, MEHMET ERKAL'A TEŞEKKÜR
"Hıdırlık Hayır Pilavımız iki isimle özdeşleşmiş durumdadır. Bu iki kişi, çok değerli iki Taraklılı olan Hattat Hafız Saim Özel ile Prof.Dr. Mehmet Erkal'dır. Hafız Saim Amca'mız yıllarca İstanbul'un ünlü camilerinde imamlık ve mevlüdhanlık yapmış, ülkemizin sayılı hattatlarındandı. Allah rahmet eylesin, üç sene kadar önce Hakk'ın rahmetine kavuştu. Diğeri de Marmara Üniversitesi'nin değerli hocalarından Profesör Doktor Mehmet Erkal. Allah uzun ömürler versin. Hıdırlık Hayır Pilavında senelerdir her ikisi de vaaz ederler, Kur'an ve mevlüd okurlardı. Yani Hayır Pilavıyla isimleri özdeşlemiş durumdaydı. Hafız Saim amcadan sonra, Mehmet ağbiyi Cenab-ı Allah bizlere bağışlar inşallah. Hayır Pilavımıza senelerdir dinî ve ilmî katkıları sebebiyle Taraklı halkı adına Saim amcaya rahmet, Mehmet ağabeye de teşekkürlerimizi sunuyorum. Başta Fahri Çakmak arkadaşımız olmak üzere, bu zor ve meşakkatli hizmeti sürdürenlere ve emeği geçenlere, Allah onlardan razı olsun diyorum."
Yazı Tarihi : 07 Temmuz 2009 Salı
Bu yazı 156 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
sn Fahri bey,yerel tarihimize yaptığınız katkıları öğrencilerime tavsiye ederek şehir kültürümüzü geliştirmeye sayenizde biz de çalışıyoruz:))
bizim köyümüzde de hıdrellez pilavı yapılır.hatta bu yıl yapılana sizi de davet etmek istedim. ancak bendeki telefonunuz kapalıydı.mesaj da attım,iletilmedi. Önümüzdeki yıl pamukova gökgöz köyüne bekliyoruz.Bizde mayısın son haftası yapılıyor. diğer köylerle sırayla yapıldığından. Bir de köyümüzde Yukarı cami diye bilinen camimiz ile ilgili yardımlarınızı isteyeceğim: Çünkü yaşlılarımızdan duyduğumuza göre Geyve köprüsünün inşaatından artan malzemelerle bani edilmiş. yani 1490ların camisi. Hatta camimizde sakal-ı şerif de bulunuyor. bahçesinde mezarlar ve kitabeler çok. mezar başlıkları harika.
vahdettin kuruvelioğlu @ 12.07.2009 15:33:56