Biz aynı taraftayız komutanım...

Hüseyin Cumalı

Hüseyin Cumalı
İddia olunan Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Yarbay Mustafa Dönmez'in Sapanca'daki evine hırsız girmiş.
Yarbay da durumu Sapanca Cumhuriyet Savcılığı'na bildirmiş. Durumdan haberi olan haberciler dün Sapanca'daki dağ evine gitti.
Doğal olarak haber yapacaklardı ki, evde kalanlar habercilere tepki gösterdi. Show TV Sakarya Temsilcisi Nurettin Eryılmaz'ın üzerine yürüyen şahıslar ile Eryılmaz'ın arasına jandarma girdi.
Buraya kadar her şey normal... Çünkü biz haberciler alışığız. Bir olay olur, görüntü çekmeye gidersiniz. Size tepki gösterenler ya sizi döverler ya da araya güvenlik güçleri veya vatandaş girer. Sizin anlayacağınız kimse bizi elinde bir kutu çikolatayla karşılamaz.
Heee...
Karşılayanlar da var ama açılış ve davetlerde oluyor böyle şeyler... Sıcak takip dediğimiz asayiş olaylarında genelde bizi 5 X 5 kalasla karşılarlar…
Neyse, komutanın araya girmesiyle arkadaşlarımızın kurtulmasına kadar olaylar normal seyir etmiş. Ama ondan sonra anormal gelişmeler de olmuş. Eryılmaz'ın üzerine yürüyen sivil vatandaşlar yani Yarbay'ın evinde kalanlar, "Sen kimsin? Gazeteci misin? Kimliğini göster" demiş.
Eryılmaz da, "Evet gazeteciyim. Buraya başka niye geleyim" deyince sivil vatandaşlar, "Kimliğini göster" diye tekrarlamış.
Sivil vatandaşların bu ısrarı karşısında olay yerindeki jandarma komutanı da, "Göster bakalım kimliği" diye Eryılmaz'a çıkışmış. Eryılmaz şoku atlatamadan, "Sen kimsin? Numaran kaç? Kimliğini göster... Bu evin önünden de uzaklaş" diyerek çıkışmış.
Bu arada olay yerinde bulunan Bizim Sakarya'nın fahri muhabiri Muhittin Güven evin resmini çekmek isterken, ilgili komutan eliyle fotoğraf makinesinin objektifini tutmuş ve fotoğraf çekmesini engellemiş.
Hale bak...
Jandarma komutanının yaptığına bak...
Soralım bakalım komutanımıza...
Siz neden basın mensuplarına zorluk çıkartıyorsunuz?
Sivil bir vatandaşın, gazeteciye, "Kimliğini göster bakalım" dediği bir ortamda, hatta sizin görev alınınız dahilindeki bir yerde, "Beyefendi siz kimsiniz ki kimlik soruyorsunuz? Burada kimlik soracak birisi varsa o da biziz, yani görevi başındaki jandarmadır" demeniz gerekmez mi?
Görev başında bir komutan olarak, gazeteciye kimlik sormak sivil vatandaş sorunca mı aklınıza geldi? Madem karşınızda bulunan gazetecinin kim olduğu konusunda tereddütleriniz var; madem bu kişinin gazeteci olduğuna kanaat getirmediniz… O zaman neden en başında kimlik sormadınız?
Vatandaş kimlik sorduğu için sizin de kimlik sormanız şık mı?
Şimdi bu fındık kabuğunu doldurmayan olayı bir kenara koyup, her zaman bıçak sırtı denilen noktadaki 'Gazeteci - kolluk kuvveti' ilişkisine başka bir boyuttan bakalım...
Biz gazeteciler bir yerde jandarma ve polisi gördüğümüz zaman gönül rahatlığı içinde görev yapıyoruz. Diyoruz ki devletin kolluk kuvvetleri bizim can ve mal güvenliğimizi korur... Biliyoruz ki objektifimizin önündeki bir eroin satıcısı bize saldırsa benim komutanım bana siper olur. Biz biliyoruz ki, bir psikopat bize hainlik yapsa, komiserim buna izin vermez.
Eğer ben ülkem için verdiğim mücadelede jandarma ve polisimi yanımda görmezsem nasıl çalışırım? Sorarım size, nasıl bu adamları kaleme alırım? Devleti hortumlayanları, küçük yaşta çocukların ırzına geçenleri, milleti dolandıranları, emek hırsızlarının nasıl fotoğrafını çekerim nasıl çekerim?
Sonuçta komutanım...
Biz devletin sıcak yüzünü, demir elini ve yüreğindeki şefkati yanımızda hissetmek istiyoruz. Her zaman kötülere ve yanlışlara karşı sizinle beraber savaşmak istiyoruz.
Unutmayın komutanım...
Biz iyilerin, yani devleti için mücadele edenlerin tarafındayız...

Biri çıksın da bana bu ihmalin mantığını anlatsın !..

17 Ağustos depremi üzerinden tam 10 yıl geçti ama ihmaller zinciri dinmek bilmedi. Depremde binlerce insanı kaybettik.

O kadar acı ve gözyaşı döktük.

Yıkıldık.

Parçalandık.

Psikolojik hasta olduk.

Kafayı yedik…

Ama çilemiz bitmedi. Akıllanmadık. Olmadı abicim, olmadı.

Neden isyan ediyorum? Neden yine kıçımı yırtıyorum? Neden bozuk Türkçem ile burada yırtınıyorum? Nasıl isyan etmeyim ki? Nasıl yırtınmayım ki?
Üç çocuğum var. Onları ne kadar seviyorum… Onları büyütmek için neler çekiyorum... Bir baba olarak üzerlerine titriyorum. Eğitimleri için onları gönderdiğim okulların, güçlendirilmemiş olduğunu görüyorum.

Depremden 10 yıl sonra Milli Eğitim Bakanlığı'ndan okulların onarılması ve güçlendirilmesi için ödenek gelince, okullarda onarım yapmaya başlıyorlar.

Hale bak...

Adapazarı Atatürk Lisesi'nden bahsediyorum. Binlerce öğrencinin depremden bu yana eğitim gördüğü, minik bedenlerin güçlendirme yapılmamış sınıflarda günlerini geçirdiği, temeli açılınca uzmanların bile küçük dilini yuttuğu ve yorgun boksör gibi ayakta zor duran 46 yaşındaki liseden bahsediyorum.

Yaaa kardeşim... Siz insanı deli edersiniz. Siz insanı çıldırtırsınız. Siz insana felç indirirsiniz.

Temelinden su fışkıran, ayakta zor duran bu okulda nasıl eğitim verdiniz? Bu okulu neden zamanında güçlendirmediniz? Mahrumiyet bölgesinde bulunan Valilik Kampüsü'nü iki yıl geç inşa edip, bu okulun onarımını neden öne almadınız?

Bu kentte 9 okul daha onarıma alınacakmış. Olası bir depremde bu yorgun boksör gibi ayakta zor duran okulların ne olacağını hiç düşündünüz mü?

Düşünmek bile istemiyorum, ama bir öğrencinin bile burnu kanasa bunun vebali kimin?

Daha sırada 9 okul var... Bu kentte bütün yatırımlar durdurulup, binlerce öğrencinin eğitim gördüğü okulların güçlendirilmesi gerektiğini benim gibi dingilin mi söylemesi lazım?

Uzun lafın kısası...

Biri çıksın da bana bu ihmalin mantığını anlatsın !



Yazı Tarihi : 02 Temmuz 2009 Perşembe
Bu yazı 76 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk