MUHAYYELAT"I YENİDEN OKUMAK
Galip Boztoprak
Devlet-i Aliyye, Fransız İhtilalıyla Avrupa'yı kasıp kavuran aydınlanma düşüncesinin fırtınalar koparan hengamesinde olgunluk dönemini tamamlayıp ihtiyarlık günlerini idrak eder. Avrupa, kilise ile hesaplaşması neticesinde sanayi devrimini de gerçekleştirerek aydınlanmanın girdabına teslim olup dini düşünceyi rafa kaldırmış oldu. Müslüman dünya ve Müslüman münevveri de asırların getirdiği refah ve büyüklük duygusuyla Avrupa'da yaşanan gelişmelere kayıtsız kalıp geleceği iyi okuyamadılar. Avrupa yenidünyalardan elde ettiği zenginlikleri vahşi bir sömürü ile ülkelerine taşıdılar. Yenidünyadan Avrupa'ya taşınan zenginlikler tabii olarak sanayi devrimini de beraberinde getirdi. Bunun sonucunda da Avrupa'da beklenmedik bir nüfus patlaması oldu. Avrupa yeniden doğmuş, genç ve dinamik bir hüviyet kazanmıştı.
Düşünce ve sanat adamları eserleriyle aydınlanma düşüncesini var güçleriyle savunarak toplumu ve insanını ifade ederek düşünce dünyalarına dinamizm kazandırdılar. Avrupa'da meydana gelen bu değişim tüm dünyayı etki alanına aldı.
18. y.y. sonlarına denk gelen bu değişim rüzgarı Devlet-i Aliyyeyi de tesiri altına aldı. Avrupa'ya tahsile giden gençler kültür ve medeniyetlerinden uzaklaşarak aydınlanma düşüncesinin kucağına düştüler. Osmanlı münevveri arasında, bu tuzağın farkında olan, olabilenler de azınlıkta kaldılar. Aydınlanma tuzağına dikkat çeken münevverlerin de feryatları bir fayda sağlamadı.
Giritli Ali Aziz Efendi tam da bu dönemde yetişen ender şahsiyetlerden ve devlet adamlarımızdandır. Öyle ki Avrupa'ya gönderilen ilk büyükelçimizdir. Prusya Devletine Berlin Büyükelçisi olarak gönderilir. Vefatı oradadır; mezarı da ordadır.
"Muhayyelat" adlı eserini o yıllarda kaleme alır. Eser, doğu anlatı geleneğinin mihverinde üç ana hayal etrafında şekillenir. Anlatılan hikayaler İslam coğrafyasının her köşesine uzanır. Adeta Devlet-i Aliyye'nin tarih içindeki serüvenleri masal ve hikayelerle örülerek cemiyetin kılcal damarlarına kadar inip küçük dolaşımı gerçekleştirip, atar damarlarından alıp toplar damarlarına nüfuz ederek büyük dolaşımla devletin beynine ve kalbine şok vuruşlar yapar. Devlet adeta teşrih masasına yatırılmıştır. Adeta Avrupa'dan esen aydınlanma düşüncesine cevap niteliği taşır. Aynı zamanda da yaşanan gaflet haline uyarı ve ikazdır.
Giritli Ali Aziz Efendi som bir Osmanlı münevveridir. Bunun da ötesinde iyi yetişmiş bir devlet adamı olma vasfıyla da yazdıkları ve ifade ettiği şeyler bu zaviyeden değerlendirilmeli ve anlaşılmalıdır. "Muhayyelat" edebiyat tarihçilerimizce roman geleneğimiz içinde değerlendirilir. Bu çok doğru bir değerlendirmedir. Fakat ne yazık ki gereğince ve yeterince üzerinde durulmaması eserin talihsizliği olsa gerek. Büyük şairimiz, edibimiz, dilcimiz Muallim Naci, Naci mahlasını bu eserin bir kahramanından alır. Bu da gösteriyor ki Muallim Naci gibi bir som Osmanlı münevveri "Muhayyelat"a bu derece değer atfetmesi eserin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
"Muhayyelat" ın roman geleneğimiz içinde sayılması nokta-i nazarından ifade etmeliyiz ki, eser roman türünün tüm unsurlarını bünyesinde taşır. Bu da Giritli Ali Aziz Efendinin ne kadar isabetli ve ileri görüşlü bir tercih yaptığının ifadesidir. Zira Avrupa aydınlanma düşüncesinin en önemli önde gelen sanat ve edebiyat türü roman olmuştur. Bizde Tanzimat'la beraber Avrupa'ya yüzünü dönen ve romana yönelen sanat, edebiyat adamlarımız "Muhayyelat"tan yola çıkarak ortaya koydukları eserlerinde ne yazık ki düşünce, kültür ve medeniyet kodlarımıza arkalarını dönerek Giritli Ali Aziz Efendiden devraldıkları bayrağı ileri taşıyamamışlardır. O nedenledir ki Tanzimat'la başlayan, Servet-i Fünun'la devam eden, Fecr-i Atiyle nereye gittiği belli olmayan, ne yazık ki bir iki istisnası dışında Milli Edebiyatla ortaya konan roman adına çalışmalar köklerine yabancı, batılı da olmayı beceremeyen, aydınlanma düşüncesinin özgün ürünlerinden uzakta çok kötü, kopya ve taklit ürünler olmaktan öteye geçememişlerdir. Oysa "Muhayyelat" mihverinde roman ve roman geleneğimiz bina edilmiş olsaydı bugün yüz ağartıcı roman örneklerine sahip olur, kopya ve taklit tuzağına düşülmezdi. Bu gerçeğin altını çizdikten sonra romanımızın geleceği noktasından "Muhayyelat" romancılarımız tarafından yeni, yepyeni bir bakış açısıyla gündeme alınmalıdır.
"Muhayyelat" her ne yönünden ele alınırsa alınsın, nevi şahsına münhasır özgün bir eser olma özelliğini taşıyor. Giritli Ali Aziz Efendinin önemli bir devlet adamı vasfını taşıması dolayısıyla, devlet adamlarımız ve köklerine yönelen, düşünce, kültür ve medeniyet kodlarımızın izini süren aydınlarımız için göz ardı edilemeyecek, üzerinde fazlasıyla durulacak ve düşünülecek başucu kitabı olma özelliğini taşıyor. Siyasetname geleneğimizin önemli köşe taşlarından birisidir. Evet, dilinin eski ve anlaşılmasının zorluğu elbette var. Prof. Dr. Recep Duymaz dostumuz da eline ve yüreğine sağlık bu zorluğu bizim için fazlasıyla kolaylaştırmış. Geri kalan kısmı da Türk Aydınının olmazsa olmaz vefa borcudur. Siyaset Bilimcilerimiz Siyaset Bilim zaviyesinden, sosyologlarımız içtimai zaviyeden Türk okuruna "Muhayyelat"ı okumalı ve okutmalılar.
Geleceğimizi hazırlamamız, geçmişe köprü kurmakla mümkündür. Geçmişi olmayanın, köklerine tutunmayanın geleceği karanlıktır. Gelecek için köklerimize dönelim.
Yazı Tarihi : 13 Mart 2009 Cuma
Bu yazı 289 kere okudu
YASAL UYARI: Bu sayfada yayınlanan yazı, yazarın kendine ait görüşleridir. Yazılan yazıdan ve yorumlardan medyabar.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
Zafer Bey,
Selamlar.
İkinci hafta oldu yazılar güncellenmiyor. Bir sorun mu var? Yoğunluktan dolayı mı?
Tekrar selamlar. Sağlık ve esenlikler dilerim.
Galip Boztoprak
galip boztoprak @ 26.03.2009 01:55:00