23 Ekim 2014 Perşembe
IMKB 100 : 78.081 %(0,56)
Dolar : 2,2445 TL
Euro : 2,8415 TL

Sakarya'da 40 Tarihi Eser - I

Gümrükönü Yazıları / Fahri Tuna


1.Adliye Kalesi: Adapazarı'nın güneyindeki Adliye Köyünün 1,5 km kadar güneyinde Sakarya nehrinin batı kıyısında yer alır. Sakarya nehrinin Geyve Boğazından çıktığı stratejik bir noktayı kontrol etmektedir. Duvarları üç yüz metrekarelik bir alanı çevreler. En sağlam yeri olarak tanımlayabileceğimiz doğu kısmında altı metreye yakın yüksekliğe sahiptir. Moloztaş almaşık diyebileceğimiz bir duvar işçiliğinde, nispeten düzgün ve ince taşlarla meydana getirilmiştir. Duvar kalınlıkları ortalama iki metredir. Batı kenarında görülen kemer on üçüncü yüzyıl Bizans kalelerinde görülen bir teknik olan tuğlalarla tasarlanmıştır. Bu durumda kale Michael Palailogos veya haleflerinden birinin eserlerinden biri olabilir.(Sakarya Kaleleri, s.77-79)

2.Ağa Camii (Adapazarı): Adapazarı şehir merkezinde Bankalar caddesi üzerinde, Uzunçarşı'nın sonunda bulunmaktadır. 1734 tarihli bir belgede Çark deresi üzerinde bir su dolabı ve terazi yaptırarak Ağa Camii, Tozlu Camii ve Orta Camii çeşmelerine su akıtan hayırsever Devoğlu Mustafa adlı birinden söz edilmektedir. Cami avlusundaki mezar taşında 'himmet, ihsan ve hayır sahibi Mustafa Beyin adı' ve hicri 1188 (m.1774) tarihi bulunmaktadır. Bu bilgilerden yola çıkarak camiinin 1700'lü yılarlın başlarında yapılmış olması muhtemeldir. Bugünkü yeni betonarme cami kuzey-güney doğrultusunda düzenlenmiş, dikdörtgen planlı bir ana kitle ile altı son cemaat yeri, üstü mahfil olarak düzenlenen iki katlı bir bölümden meydana gelmektedir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.45-47)

3. Alicanlar Evi-II (Adapazarı): Adapazarı Kurtuluş mahallesi Bahçıvan sokak 44 numarada tescilli bir evdir. 1922-23 yıllarında İbrahim Diyarbekirli tarafından yaptırılmıştır. Evin sahibi Cavit Alican'a ev dedesi İbrahim Diyarbakirli'den tevarüs ve bir kısmını varislerinden satın alarak ulaşmıştır. Her üç katta da 'orta sofalı plan tipi' uygulanmıştır.evi girişi güneyden sokak yönünden, kuzeybatısında ise hamam, çeşme ve çamaşırhane mevcuttur. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.52-54)

4. Beşköprü (II. Jüstinyanus Köprüsü-Adapazarı): Bizans'ın 9. Yüzyıl tarihçisi Theophanes köprüye Pentagephyra adını verir. Bu kelime Helen dilinde 'Beşköprü' anlamına gelmektedir. Bu isim günümüzde de halk arasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Adapazarı kent merkezinin 5 km güneybatısındadır. Günümüzde Sapanca Gölünün sularını boşaltan Çark suyunun bir kolu akmaktadır. II.Jüstinyanus tarafından Ramsay ve Mango'ya göre 560 yılında, Gazzalo ve Alpan'a göre 561, Whitby'e göre 562 yılında yapılmıştır. Köprünün uzunluğu 365 m, genişliği ise 10 m'dir. (Sakarya Köprüleri, s.86-105)

5. Cevatbey Konağı (Adapazarı): Adapazarı Çark caddesi üzerinde sahibi merhum işadamı Cevat Adapazarlı'ya ithafen Cevatbey Konağı olarak bilinen ev, deprem sonrası kundaklanarak yakıldığından yeterli teknik bilgilere sahip olunamamış; 2011 yılında ise aslına bağlı kalınarak yeniden inşa edilmiş, halen özel bir şirket tarafından kahvehane/cafe olarak hizmet vermektedir. Aslı 1900'lerin başlarında yapılmış orta sofalı plan tipi özelliklerindedir. Bodrum kat üzerinde ahşap karkas tekniğiyle iki kat olarak inşa edilen konak giriş kapısı kuzeydeki Çark caddesine açılmaktadır. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.428-432)

6. Çakırlar Konağı (Taraklı): Taraklı merkezinde Hisar'a çıkan Yıldırım sokak ile Hattat Saim Özel sokağın birleştiği köşede bulunmaktadır. 1910 yılında Abdullah Çakır tarafından yaptırılmış olup halen Selahattin Kozcağız'a aittir. Meyilli bir arazinin yamacı üzerine ev, zemin (hayat), 1. ve 2. katlardan oluşmaktadır. Giriş evin doğu tarafındandır. Kozcağız ailesi tarafından restore ettirilerek 2005 yılından itibaren turizmin hizmetine sunulmuştur. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.308-311)

7. Çark (Adapazarı): Adapazarı Kaymakamı Mehmet Nüzhet Beyin 1892 yılında Almanlara, Adapazarı şehrinin çeşmelerine su sevkiyatı yapması amacıyla Çark Mesire bölgesinde Çark deresi üzerinde kurdurttuğu tesis, Adapazarı Araba Fabrikası'ndan (sonraları TZDK) elde edilen elektrikle 1917 yılında dönemin belediye başkanı Emin Muharrem Güner tarafından küçültülerek yeniden devreye sokuldu. Söz konusu çark, halen Çark Mesire yerinde korunmaktadır.

8. Çobankale - Boğazkesen (Geyve): Evliya Çelebi bu kaleden Geyve'den üç saatlik mesafede, Sakarya Nehrinin ve yalçın dağların kenarında, haraç almaya uygun bir konumda yer alan bölgede diye söz eder. Yaklaşık 4 m yüksekliğindeki bir kısım yapının günümüze gelebilen tek parçasını oluşturur. Ortalama 28 cm uzunluğu, 3 cm genişliğindeki tuğlalardan meydana gelen bir yapıdır. Kalenin geç Bizans dönemine ait olduğu anlaşılmakta, XII. Yüzyılın sonlarında bir tarihi akla getirmektedir. (Sakarya Kaleleri, s.72-76)

9. Elvanbey Zâviyesi (Geyve): Geyve merkezinde hâlen ilçe halk kütüphanesi olarak kullanılan tarihi yapı. Hazirede yer alan bânisi Sinan beye ait mezar taşında ölüm tarihi h.883 (m.1478) yazılıdır. Yapı gerek mimari tipi gerekse yapım tekniği bakımından genel olarak XIV. Yüzyıla tarihlendirilmektedir. Eseri yaptıran Sinan Beyin babası Elvan Bey, Çelebi Sultan Mehmed'in çeşnigiri ve mukbili olduğu bilinmektedir. Zâviye erken dönem Osmanlı mimarisinde sıkça kullanılan 'Bursa tipi cami ters T biçiminde cami, çift fonksiyonlu cami, zâviyeli cami veya çapraz-mihverli cami' olarak adlandırılan bir plân özelliğine sahiptir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.117-120)

10. Fenerliev (Taraklı): Taraklı merkezinde Rüştiye sokak 12. numarada bulunmaktadır. Tescilli eser Hattat Saim Özel'in anne tarafından dedesi Haşim Ağa Ailesine aittir. 1900'lerin başlarında yaptırıldığı sanılmaktadır. Yapı zemin (hayat) kat, 1. ve 2. kat ile fener şeklinde yapılmış cihannüma katından oluşmaktadır. Taraklı evlerinin en görkemlilerinden olan ev, SATSO yönetimince satın alınmış, Taraklı Müzesi olarak restore edilmek üzere Taraklı Belediyesi'ne devredilmiştir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.338-341)

11. Gazisüleymanpaşa Camii (Geyve): Geyve merkezinde bulunan cami. Süleyman Paşa, Sultan Orhan Gazinin ilk eşi Nilüfer hatundan olup cami onun tarafından yaptırılmıştır. Bilindiği gibi Orhan Gazi İzmit'i 1331 yılında fethettikten sonra bölgenin yönetimini oğlu Süleyman Paşaya devretmişti. Gazi Süleyman Paşa söz konusu camiyi 1331-1356 yılları arasındaki bir tarihte yaptırmış olmalıdır. Zira gazi Süleyman Paşa Osmanlıyı Gelibolu'dan Avrupa'ya geçiren komutan olup 1359'da av sırasında Gelibolu'da vefat etmiştir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.421-22)

12. Harmantepe Kalesi (Söğütlü): Söğütlü ilçesi yakınında Harmantepe köyünün kuzeyinde bulunan kale küçük doğal bir tepecik üzerinde yer almaktadır. İl içerisinde tespit edilen kaleler içerisinde neredeyse tüm hatlarıyla ve savunma sistemleri ile günümüze gelebilmiş tek örnektir. Daireye yakın dikdörtgen planlı olup 16.900 m2'lik bir alanı kaplamaktadır. Yaklaşık olarak 8-10 m yüksekliğinde ve 3-4 m genişliğindedir. Çeşitli boyutlarda düzgün kesme taşlardan yapılmış bir kaplamayla, moloztaş bir dolguya sahiptir. Kaleyi XII. Veya XIII. Yüzyıla tarihlendirmek mümkündür. (Sakarya Kaleleri, s.88-93)

13. Hasanfehmipaşa Camii (Sapanca): Sapanca ilçesi Mahmudiye köyünde bulunan caminin giriş kapısı üzerinde Zümer suresinin 73 ayeti ve yapım tarihi olarak h.1303 (m. 1887) tarihi yazılıdır. II. Abdülhamit döneminde Meclis-i Mebusan Reisi, Nâfia Nazırı (Bayındırlık Bakanı) ve Hazine-i Hassa Nazırı (Maliye Bakanı) olara görev yapan Gürcü Hasan Fehmi Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen plânlı, kubbe ile örtülü bir harim kısmı ve tavanla örtülü bir giriş bölümünden meydana gelmiştir. Cami Rokoko-Ampir karşımı bir mimari üslupla inşa edilmiştir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.223-229)

14. II. Beyazıt Köprüsü (Geyve): Geyve ilçesi Alifuatpaşa beldesinde Sakarya nehri üzerinde yer almaktadır. Kaynaklarda yaptıran hükümdarın adına hitaben II. Beyazıd Köprüsü bilinir, Moustier ve Charton ise Kemerköprü olarak adlandırmışlardır. H.901 (m.1495) yılında yaptırılmıştır. Kitabesinden mimarlarının Abdullah ile Murad bin (oğlu) Abdullah olduğu yazılıdır. Köprünün uzunluğu 196,5 m, genişliği 5.5 m'dir. Köprü düzgün beyaz kesme taş malzeme kullanılarak inşa edilmiştir. Bu malzemenin köprüye 4 km mesadedeki Akaya köyü civarından getirildiği yöre halkı tarafından söylenmektedir. (Sakarya Köprüleri, s.147-173)

15. Kadirler (Çakıroğlu) Konağı (Taraklı): Taraklı'da belediye parkının güneyinde Yıldırım sokakla Santral sokağın kesiştiği sol köşede bulunmaktadır. 1905 yılında Çakıroğlu Ailesi tarafından yaptırılmış, 2010 yılında Kadir Sayın (ve ortakları) tarafından satın alınarak restore ettirilmiş, 2011 yılı itibarıyla da butik otel olarak turizmin hizmetine sokulurken da Kadirler Konağı adı verilmiştir. Meyilli bir arazinin yamacı üzerine kurulan ev, zemin (hayat) kat, 1.kat ve 2.katlardan oluşur. Plan ve süsleme özellikleri ile bir taraftan geleneksel Türk ev mimarisinin tipik özelliklerini bünyesinde taşırken diğer taraftan XIX. Yüzyılda Türk mimarisine egemen olan Batılı unsurları da bünyesinde taşıyan ilginç örneklerden birisidir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.321-338)

16. Karaaptiler II.Jüstinyanus Köprüsü (Adapazarı): Merkez Karaaptiler köyünde (şimdi mahallesinde) 3-16/758 parselde, zamanında Sakarya nehri üzerinde kurulan bir köprüdür. Konumu itibarıyla Sapanca ile Regio Tarsia arasındaki ulaşımı sağlamaktadır. Prof.Dr.Enver Konukçu, köprünün Nikomedia'dan Regio Tersia'ya buradan da kuzey doğuya yönelen yol üzerinde yer almış olabileceğini belirtmiştir. Talat Tarkan tarafından Roma veya Bizans dönemine ait olduğu iddia edilen köprünün üst yapısı günümüze kadar gelmemiş olup on iki adet taş ayağa oturmakta olduğu anlaşılmaktadır. Horasan harcı kullanılarak yapılmıştır. Bu köprünün bölgede yer alan beş Bizans köprüsünden birisi olduğu da Prof.Dr. Sencer Şahin tarafından ileri sürülen bir görüştür. Köprün kalıntıları halen halk tarafından 'Kaledibi' denilen mevkidedir. (Sakarya Köprüleri, s.80-81)

17. Kazımpaşa Yukarımahalle Camii (Serdivan): Serdivan ilçesi Kazımpaşa beldesinde Yukarımahalle'de bulunmaktadır. Camide yer alan kitabeye göre 1908 yılında yapılmıştır. Kim tarafından yaptırıldığı tma olarak bilinmeyen ilk cami yıkılmış, daha sonra betonarme olarak yenilenmiştir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.50)

18. Mekece Kalesi (Pamukova): Mekece kalesi, Adapazarı ilçe merkezinin 45 km güneybatısında yer alan Pamukova ilçesine bağlı ve ilçenin 13 km güneybatısında yer alan Mekece köyünden 1 km kuzeybatıda olup, Ahiler ve Kemaliye köylerine giden yolun iki tarafına dağılmış halde günümüze çok az korunarak gelebilmiş kaledir. Bulunduğu alan itibarıyla iki sıradağ tarafından çevrelenen bir ova içindedir. Sakarya nehrinin yaklaşık iki kilometre batısında kalan bu bölge Papaz Su Vadisi olarak bilinir. Sivritepe denilen bir dağın eteklerinde yer alan kalenin, coğrafi konumu nedeniyle Nicaea'ya (İznik'e) ulaşan vadiye girişi engellemek için tasarlanmış olduğu düşünülmektedir. Sur duvarlarının kalınlığı iki buçuk metre olup yöre taşlarından yapılmıştır. Kaba duvar işçiliği tarzı genel olarak Bizans'ın geç dönemine atfedilmektedir. Goltz kalenin Türkler tarafından tamir edilen ve bir camiyle hamam eklenen bir Bizans yapısı olduğunu belirtmektedir. Erken Türk kaleleri ile Geç Bizans kaleleri arasındaki yukarıda belirtilen duvar işçiliği yönünden benzerlikler ve bu yüzden ayırt edilememeleri kalenin kime ait olduğunun belirlenmesinde bir sorundur. Bu nedenle Mekece kalesinin Erken Osmanlı dönemine ait olduğu da düşünülebilir. Osmanlılar, bölgeyi ele geçirip güvenlik altına aldıktan sonra dikkatlerini Nicaea üzerinde yoğunlaştırmışlar, bir takım kaleler yaparak saldırı hazırlıklarını buralarda gerçekleştirmişlerdir. Kale Osmanlı döneminde yapılmış olmasa bile, Nicaea saldırıları zamanında kısa süre de olsa kullanılmış olmalıdır. (Sakarya Kaleleri, s. 42-45)

19. Millet Hamamı (Adapazarı): Adapazarı Sakarya mahallesi İnönü caddesi Hamam sokakta İzzet Şükrü Enez Kreş ve Gündüz Bakımevinin arkasındadır. Yapım tarihi kesin olarak bilinmeyen hamam yapım tekniği ve malzemeler göz önünde bulundurularak XVIII. Yüzyıla tarihlendirilmektedir. Hamam 1946-50 yılları arasında, dönemin belediye başkanı İzzet Şükrü Enez tarafından onarılmıştır. Adapazarı merkezinde günümüze ulaşabilen tek hamam olan Millet hamamının soğukluk kısmı tamamen yıkılmıştır. Doğu batı doğrultusunda planlanan hamam, mevcut haliyle dikdörtgen bir plana sahip olan yapı, oldukça ölçülü ve dengeli olup klaisk Osmanlı hamamlarının tüm özelliklerini bünyesinde taşımaktadır. Hamam gerek planı gerekse mimari özellikleri ile klasik dönem İstanbul hamamları ile yarışabilecek niteliktedir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.75-81)

20. Mollalarevi (Hendek): Mollalar evi Hendek merkezinde Başpınar caddesi 1.çay sokakta bulunmaktadır. Evin yapım tarihi ile ilgili yazılı bir belge yoktur. Ancak evin sahibi Mustafa Asım Gündüz evin dedesinden kaldığını, yaklaşık olarak yüz elli yıllık olduğunu belirtmektedir. Bu ifadelerden anlaşılacağı kadarıyla ev XIX. Yüzyılın son çeyreğinde kalmış olması gerekir. Evin üslup özellikleri de bu tarihi doğrular niteliktedir. Tescili bulunmayan ev oldukça görkemli ve büyük bir bahçenin içinde yer almaktadır. Doğu batı doğrultusunda iki katlı olarak planlanan evin arka tarafına daha sonradan yeni bölümler eklenmek sureti ile genişletilmiştir. Evin zemin katı plan itibarıyla 'iç sofalı plan tipi' özelliği göstermektedir. İki ayrı kapıdan girilen evin esas giriş kapısı, doğudaki ahşap çift kanatlı olanıdır. Tescili henüz yapılmayan Hendek Mollalarevi, plan özellikleri ile Sakarya ve çevresinde pak rastlanmayan, alt katında iç sofalı, üst katında orta sofalı planın uygulandığı nadir örneklerden biridir. Cephede yer alan zengin ahşap süslemeleri de bölgede görülmeyen ilginç özelliklerle karşımıza çıkmaktadır. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s. 162-168)


21. Orhan Camii ? Büyükesence? Erenler ilçesine bağlı, Adapazarı-Ankara Karayolu'nun (D-100) 5. km'sinden kuzeye dönülüp 600 m gidildiğinde Büyükesence (Büyük Tersiye) mahallesine (köyüne) ulaşılır. Büyükesence Orhan Camii ise köyün yaklaşık 500 metre doğusundaki 85 m yüksekliğindeki tepecik üzerinde kurulmuştur. Vakıf kayıtlarında 'Tersiye-i Kebir Karyesinde vâki merhum ve mağfirun-leh Sultan Orhan Cami-î Şerifleri' diye geçmesi ve bölge halkının rivayetleri, bölgenin Osmanlı hakimiyetine girdiği 1330'lu yıllarda dönemin sultanı Orhan Gazi tarafından yaptırıldığını göstermektedir. Camii ? hâlen de devam ettiği üzere- Büyükesence, Küçükesence ve Hasanbey köylerinin Cuma camisidir. Cami 15.40 X 8.60 ebatlarında çandılı (birbirine geçmeli ahşap) bir sistemle yapılmıştır. Kuzeybatı Karadeniz bölgesinde görülen bütün çandılı camilerin ortak özellikleri ile Fütüvvet camileri (Orhan Gazi dönemiyle başlayıp Kanuni Sultan Süleyman dönemi ile sona eren) mimarisinin tipik özelliklerini gösterir. Taban taş temellere oturtulmuş, birbirine geçmeli 7-10 cm kalınlığında 20-30 cm eninde kalaslarla inşa edilmiştir. Bölge halkının, söz konusu caminin hemen yanına yeni bir cami inşa etmesi nedeniyle cami bugün tamamen metruk ve bakımsız durumda olup, Vakıflar Genel Müdürlüğünün restorasyonunu beklemektedir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s. 47-51)

22. Orhan Camii (Adapazarı)? Camii'nin Orhan bey tarafından vakfedildiğini Omsalı Arşivindeki şu belgeden anlamaktayız: 'Karye-i Beloyan vakfdur, Orhan beyden. Ada (karyesi) Camiinün hitabetine her kim hatîb olur ise tasarruf ider. El-ân hatîbi Lütfî bin Mahmûd bin Hacı Ahmed'dür. Elinde Sultan Murat Han tâbe serâhümâdan mukarrernâmeleri var ve padişâhımuz azze ve nasruhû hazretlerinden dahi mukarrer kılıp nişân-ı şerîf verilmiş, kendinün bir çifti yürür.'(BOA (Başbakanlık Osmanlı Arşivi), TT. D,nr.733, s.326) Osmanlı arşivindeki bir başka belgeden de Orhan Camiinin inşa edildiği 1330'lu yıllarda Adapazarı'nın 24 haneli bir köy olduğunu anlamaktayız: "Sapanca kadısı Mevlana Mehmed, Divan-ı Hümayun'a sunduğu arzında 'Sapanca kazası ile ona bağlı Kadılı ve Kızılbeyli köyleri ahalilerinin salih ve ileri gelenlerinin kendisine sunmuş oldukları arzuhallerinde Sultan Orhan'ın Adapazarı'nda yaptırmış olduğu camiye hatip olanlara Sapanca'ya bağlı Beloyan köyünü vakfettiğini, adı geçen sakin 24 Müslüman reayanın her tamire muhtaç oldukça sözü edilen camiyi tamir etmeleri karşılığında avarız-ı divaniyeden muaf olduklarını, zamanla çevre köylerden bazı kimselerin de gidip mütevelli izniyle sözü edilen (Ada) köye yerleştiklerini, oların da bu köye yerleştikten sonra bu köyün eski sakinleri olan Müslüman ve Hıristiyan reaya ile birlikte menzil imdadiyesi ile diğer vergileri ödediklerini'? Bugünkü betonarme Orhan Camii, II. Abdülhamit döneminde, büyük bir deprem sonucu hasar görünce dönemin Adapazarı Kaymakamı Mehmet Nüzhet Bey öncülüğünde devlet-vatandaş işbirliğiyle 1894-95 yıllarında yeniden yapılmıştır. İlk Orhan Camii'nin, Büyükesence Orhan Camii büyük benzerlik taşıdığı kuvvetle muhtemeldir. Halen korunan ahşap süslemeli tavanıyla Fütüvvet camilerinde görülen beşikörtüsü kiremit çatı bunun delili sayılabilir. (Dr. Murat Cebecioğlu, Adapazarı Akyazı Tarihi ve Şeyh İsmail Vakfı Belgeleri s.66-67), (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s. 37-41)

23. Orhangazi Çarşısı (Taraklı): Taraklı ilçe merkezinde Ankara-İstanbul yolunun güneyinde doğu-batı yönünde uzanmaktadır. Yapıldığı tarih kesin olarak bilinmemekle beraber, Ertuğrul Gazi döneminde 1292 yılında fethedilen ilçenin sosyo-ekonomik yapısına bağlı olarak ?adından da anlaşılacağı üzere- Orhangazi döneminde yapılmış olması kuvvetle muhtemeldir. Orta Çarşı olarak da adlandırılan çarşı, Türk çarşı geleneğinin tipik özelliklerini göstermektedir. Anadolu Türk şehirciliğinin özelliklerine uygun olarak konut alanından tamamen arındırılıp ticaret alanı olarak planlanmıştır. Çarşının hemen batısında Yunuspaşa Camii ve parkı bulunmaktadır. Son yıllarda Taraklı Belediyesi tarafından restorasyonu gerçekleştirilerek tekrar halkın kullanımına kazandırılmıştır. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.393-394)

24. Orhangazi İmarethanesi (Mekece)? Üzerinde Orhan Gazinin tuğrası olan h.724 (m.1324) bir vakfiyeden Orhan Gâzi'nin Mekece'de bir vakfiye yaptırdığı anlaşılmaktadır. Söz konusu vakfiye Farsça yazılmış olup, asıl metin yirmi üç, şahitler dört, tasdik ve tarih de üç satır olmak üzere otuz satır, yan tarafına ayrıca yedi şahit imzası bulunmaktadır. Orhan Gâzi bu vakfiye ile Mekece'de kendi mülkünden bir yer ayırarak dervişler, miskinler, garipler ve fakirlerden gelip geçenlerin yeme içmeleri için Akhisar (bugün Pamukova ilçesi) Mekece'de bir vakıf yaptırıyor. Erken Osmanlı döneminden çok önemli bilgiler veren söz konusu imarethane binasından 1970'lere kadar bazı kalıntılar dururken, günümüze gelememiş olması Sakarya ili adına önemli bir kayıptır. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.393-394)

25. Orta Camii (Adapazarı)? Adapazarı şehir merkezinde Aynalıkavak Çarşısı, Pirinç Pazarı ve Ayakkabıcılar Çarşısının tam ortasında yer alır. Altı dükkân olmak üzere iki katlı ahşap olarak Devoğlu Mustafa Ağa tarafından 1720'lerde inşa ettirildiği, alttaki çeşmesinin ise yine aynı hayırsever tarafından 1734'de yaptırıldığı bilinmektedir. Cami tamamen ahşap olarak fevkani biçimde yapılmıştır. Ahşap bir merdivenle çıkılan cami kuzey-güney doğrultusunda uzunlamasına dikdörtgen planlı bir ana kitle ile altı son cemaat yeri, üstü mahfil olarak düzenlenen iki katlı bir ön bölümden meydana gelmektedir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s. 44-45)

26. Paşalar Kalesi (Pamukova)? Pamukova ilçesinin 8 km kuzeybatısında bir yerleşim olan Paşalar köyünün kuzeybatısındaki bir tepede inşa edilmiştir. Kalenin yer aldığı tepe, küçük bir vadiye bakan 834 rakımlı yüksek v sarp bir yerdir. Kale, üzerinde yer aldığı tepeden puslu bir yaz gününde bile Mekece'den Geyve'ye dek uzanan, Malagina ovası olarak düşünülen Sakarya ovasını, arkasında yer alan ve güneye doğru yükselen dağ sıralarıyla birlikte muazzam genişlikte bir görüş açınsa sahiptir. Paşalar kalesi için; Manuel Commenos tarafında büyük bir tamirata tabi tutulan bir VII. Yüzyıl kalesi denilebilir. (Sakarya Kaleleri, s.46-67)

27. Rahimesultan Camii (Uzunkum/Sapanca)? Sapanca ilçesinin doğusundaki Uzunkum köyünde bulunan ve II. Abdülhamit tarafından süt annesi Rahime Sultan adına h.1310 (m. 1893) tarihinde yaptırılan camii, Ankara-İstanbul Otoyoluna 500 m mesafededir. Cami plân itibarıyla dikdörtgen bir yapıya sahip olup, düz bir alanda kurulmuştur. Batılılaşma dönemi Osmanlı cami mimarisinde sık sık karşımıza çıkan bir plân özelliğine sahip cami, son cemaat yeri mahiyetindeki bir giriş bölümü ve harim kısmından meydana gelmektedir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s. 241-251)

28. Rüstempaşa Kervansarayı (Sapanca)? Sapanca ilçe merkezinde Rüstempaşa mahallesinde bulunan Rüstempaşa Camii'nin batısında yer almaktaydı. Kanuni Sultan Süleyman döneminin ünlü veziriazamlarından (başbakanlarından) ve Kanuni'nin damadı Rüstem Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bir külliye olarak cami, imaret, hamam ve kervansaraydan oluşan yapının yapım tarihi 1555-61 yıllarıdır. Mimar Sinan tarafından yapılan külliye hakkında Evliya Çelebi, 'Sapanca'da Sarı Rüstem Paşa kasaba içinde büyük bir han yaptırmıştır ki, 170 ocaktır. Güzel bir camii, bir hamamı, güzel çarşısı vardır. İmareti gök kurşun ile örtülüdür. İmaretin tamamı Mimar Sinan yapısıdır.' demektedir. 1719 yılında yörede meydana gelen büyük bir deprem sonucu külliye harap olmuştur. Söz konusu kervansaray ve camiden günümüze gelebilen sadece Rüstempaşa Camiinin minare kaidesidir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.441-443)

29. Sabitefendievi/konağı (Adapazarı)? Adapazarı merkezinde Yahyalar mahallesi Turan caddesi başında bulunmakta olup, 1999 depreminde harap olmuş daha sonra da yıkılmıştır. Adapazarı'nın kurucu 24 ailesinden Sabitefendiler Ailesine ait olan ev/konak XX.yüzyıl başlarında yaptırılmıştır. Sabit Efendi, bilindiği üzere 1890'larda Adapazarı Belediye Başkanlığı da yapmış önemli bir şehir eşrafıdır. Zemin, 1. ve 2. katlar ve çatı katında cihannümasıyla birlikte dört kat olarak ve 'orta sofalı plan tipi' mimarisi ile inşa edilmiştir. Adapazarı evleri arasında farklı cephe düzenlemesi ve cihannüması (feneri) ile çok özgün bir yeri bulunan Sabitefendi evi/konağının orijinal plânına sadık kalınarak şehre yenide kazandırılması çok yararlı olacaktır. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.435-436)

30. Sakarya Köprüsü (Adapazarı)? Adapazarı ilçesinin birkaç km kuzeydoğusunda Sakarya nehri üzerinde yer alır. İl merkezi Adapazarı'na en yakın köprüdür. Trabzanlar ve Güneşler mahallelerine (köylerine) yakınlığından ötürü bu ki isimle de anılmaktadır. 1937 yılında betonarme olarak inşa edilmiş olan köprü uzun yıllar Ankara- İstanbul karayolu üzerinde yoğum bir araç ve insan geçişine imkân vermiştir. 108.60 m uzunluğunda, 4.80 m genişliğindedir. Köprü 1937 yılında 93.000 tl maliyetle yaptırılmışlar. Sakarya iliyle adeta özdeşleşmiş ve sembolü olmuş bir köprüdür. (Sakarya Köprüleri, s. 204-207)

31. Sarıbeyli Kalesi (Kaynarca)? İlimizde günümüze kadar gelememiş kalelerden birisi de Kaynarca ilçesinin güneydoğusunda yer alan Sarıbeyli kalesidir. Adapazarı-Kaynarca istikametinde Okçular-Sarıbeyli köyleri arasında yer alan ve halk arasında Hisar muhtemelen Bizans dönemi kalelerinden birisidir. Karadeniz'den Kandıra'ya, Kaymas'tan Karasu ve Kandıra'ya kadar çok geniş bir alanı görüş imkânı veren tepede kurulan Hisar, muhtemelen bir karakol vazifesi görmekteydi. 1530 tarihli haritada Hisar olarak geçen ve hemen bitişiğindeki köye de Hisarbeyi (bugün Sarıbeyli) adını veren kaleden günümüze az sayıdaki kale duvarları kalıntısı ve büyük bölümü toprak ile kaplı sarnıç kalıntıları gelebilmiştir. (Sakarya Kaleleri, s.100)

32. Seyifler Kalesi (Ferizli)? Sakarya ilinin 22 km kuzeyinde bulunan Ferizli ilçesinden kuzeybatısında yer alan Seyifler köyüne iden yolun, Çark deresiyle kesiştiği noktada inşa edilmiş bir kaledir. Sakarya nehri ile Çark suyunun birleştiği noktaya oldukça yakın olup, nehirler arasında oldukça dar, adeta bir yarımada şeklindeki bir kısmın üzerinde bulunmaktadır. Kaleyi ilk inceleyen kişi W. Von Diest'tir. Kalenin 80 m x 110 metrelik bir alanı çevrelediği bilgisini verir. Tam olarak tespit edilemese de özellikleri Geç Bizans dönemine işaret eder. (Sakarya Kaleleri, s.84-87)

33. Süleymanpaşa Camii (Geyve)? Gazi Süleyman Paşa bilindiği gibi 2. Osmanlı sultanı Orhan Gâzi'nin Nilüfer Hatundan doğan ilk en büyük oğludur. Ömrü 12 yaşından itibaren at sırtında geçmiş ve Gelibolu'da attan düşerek vefat etmiştir. 1331 yılında İzmit'in fethinden sonra Göynük- Taraklı-Geyve-Adapazarı-İzmit bölgesinin valiliğine getirildiğinde söz konusu camiyi yaptırmış olmalıdır. Söz konusu cami Geyve merkezinden güneye Antakyalı Ali Efendi Konağına gidilirken sol taraftadır. Erken Osmanlı mimarisinin tipik özelliklerini gösterir. Özellikle ahşap minaresi çok özgündür. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.422-423)

34. Şeyhmuslihiddin Camii (Kaynarca)? Kaynarca ilçesinin doğusundaki Topçu divanına bağlı Büyükkaynarca köyünde Sultan II. Beyazıt'ın kıssahanı Şeyh Muslihiddin tarafından 1486 yılında yaptırılan cami, erken Osmanlı döneminin tipik özellikleri gereği çandılı ahşap bir mimariye sahiptir. Cami 8.15 X 17.10 ebatlarında dikdörtgen bir plân özelliğine sahiptir. Ortadaki asıl ibadet alanını çevreleyen U şeklinde dehliz biçimli mahfili, iki katlı son cemaat yeri ve harim kısmından meydana gelen cami, Prof.Dr. Mustafa İsen beyin gayreti ve takibi ile Vakıflar Genel Müdürlüğünce restore edilerek 2009 yılı itibarıyla tekrar ibadete açılmıştır. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.173-183)

35. Tozlu Camii (Adapazarı)? Adapazarı merkezinde Unkapanı ile Pirinç Pazarının arasındaki kısımdadır. Adapazarı'nın 24 kurucu ailesinden Gubarizadelerin (Tozlu) aile büyüğü El-hac Mehmet Efendi tarafından 1837 yılında inşa edilerek ibadete sunulmuştur. Vakıf hüviyetindeki camiye gelir olarak bir kısım dükkân ile Büyük Hamam (şimdiki Kent meydanında) ve Küçük Hamam (yakın zamana kadar Küçükhamam caddesinin sol iç kısmında bulunmaktaydı) yaptırılmıştı. 1943 depreminde yıkılan ahşap Tozlu Camiinin yerine 1954'de altı çarşı üstü ibadethane ve iki minareli ve görkemli biçimde betonarme olarak yapılmış, 1999 depreminde o da yıkılınca Tozlu Camii Kebiri Külliyesi Mütevellisi ve Adapazarlı hayırseverler tarafından zemin kat üzerine yeniden inşa edilmiş ve 2011 Ramazanında ibadete açılmıştır. Yeni Tozlu Camiinin teknik özellikleri şöyledir: Kapalı alanda 2.500 kişilik cemaat namaz kılabilmekte olup, bahçesinin tamamlanması sonrasında kılacaklarla beraber 3.000 kişiyi geçebilecektir. Toplam 4.700 metrekareye yakın bir inşaat alanı mevcuttur. Ayrıca kıble kısmında Osmanlıdaki Arasta mantığıyla yapılmış 1.210 metrekare alanlı 40 civarında da dükkân mevcuttur.

36. Taraklı Hamamı (Taraklı)? Taraklı merkezinde Yunuspaşa Camiinin güney doğusunda 30-40 m mesafede, Fevziçakmak caddesi üzerindedir. Yunuspaşa Camiinin ısıtılmasının alttan geçen bir boru sistemiyle asırlarca söz konusu hamamdan sağlanması, vakfiyenin bir külliyeden söz etmesi ve mimari özellikleri nedeniyle söz konusu hamamın Yunuspaşa Külliyesi'nin bir parçası olma ihtimalini çok kuvvetlendirmektedir. Halen harap ve metruk durumdadır.

37. Taraklı Kalesi (Taraklı)? Halk arasında Hisar olarak bilinen kale muhtemelen bir Bizans kalesidir. 500 rakımlı tepe üzerinde inşa edilmiştir. Söz konusu kaleden günümüze büyük bölümü toprak altında kalmış iki su sarnıcı gelebilmiştir. Evliya Çelebi de Taraklı'dan bahsederken 'Osman Gâzi'nin fethidir, kadılıktır, 150 akçelik kazadır. Halen kalesi virandır' demektedir. Tepenin önündeki camiye Hisar Camii denmektedir. (Sakarya Kaleleri, s.98-99)

38. Tersiye Kalesi (Adapazarı)? Aşağı Sakarya Vadisi'nde, Adapazarı'nın doğusunda, Erenler ilçesine bağlı Büyükesence mahallesi (köyü), Küçükesence mahallesi (köyü) arasındaki 85 m yükseklikteki Tersiye Tepesinde inşa edilmiş bir Bizans kalesidir. 1895'te bölgeye gelip araştırmalar yapan Von Deist, burada bir kale olduğu söylentileriyle gelip kalıntılarını tespit etmiştir. (Sakarya Kaleleri, s.97)

39. Uzunçarşı (Adapazarı)? Kentsel sit alanı kapsamındaki Uzunçarşı, Adapazarı kent merkezinde Orhan Camiinin doğusunda Atatürk Bulvarı'ndan (Gümrükönü) Kömürpazarı'na güney-kuzey istikametinde yer alır. Tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber Ağa Camii, Orta camii ve çevresindeki diğer çarşılar göz önüne alındığında 1700'lerin başlarında inşa edilse gerektir. Depremlerde zaman zaman zarar gören ve yenilenen çarşı, mimari açıdan da 1800'lerde hakim olan Osmanlı Rumlarının tipik mimari özellikleri ve süslemelerine sahiptir. Çarşı güney-kuzey yönünde yaklaşık 500 metrelik mesafede sağlı sollu dükkânlardan oluşmakta ve Anadolu Türk şehrinin konuttan arındırılmış ticaret alanı özelliklerinin tümünü göstermektedir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s.62-64)

40. Yunuspaşa Camii (Taraklı)? Taraklı ilçesinin merkezinde Ulucami mahallesinde bulunmakta olup Yavuz Sultan Selim'in veziriazamı (başbakanı) Yunus Paşa tarafından yaptırılarak 1517 yılında ibadete açılmıştır. Veziriazam Yunus Paşa'nın Ridaniye Zaferi'nde veziriazamlık yaptığı, seferden dönülürken uygunsuz bir söz söylemesi üzerine Yavuz Sultan Selim tarafından idam ettirildiği ve Mısır hududunda Kalavanoğlu Sultan Halil'in yaptırmış olduğu kervansaray/hanın içine defnedildiği bilinmektedir. (22 Eylül 1517) Kare planlı, üzeri kubbe ile örtülü ve arkasında üç kubbeli üç bölümlü son cemaat yeri ve tek kubbeli Osmanlı camileri tarzında inşa edilmiştir. Halen Sakarya'da Osmanlı döneminden günümüze gelebilen en ihtişamlı cami olma özelliğini korumaktadır. Bugün ilçenin belediye parkı olan bölümde 1970'lere kadar gelebilen Yunuspaşa Çarşısı ile caminin hemen doğusunda halen varlığını koruyan ama metruk halde bulunan Yunuspaşa Hamamının varlığı da caminin bir külliye olarak yapıldığını göstermektedir. (Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, s. 294-308)



Adapazarı Orhan Camii-1935 (Yahya Razi Tunalı Arşivi)



Taraklı Yunus Paşa Camii-2007 (Fotoğraf: Servet Sezgin)

Kaynarca Şeyh Muslihiddin Cami -1973 (Fotoğraf: Hüsnü Gürsel)


Adapazarı Orta Camii-2009 (Fotoğraf: Nevzat Yıldırım)




Pamukova Paşalar Kalesi-2004 (Fotoğraf: Hüsnü Gürsel)


Adapazarı Sabitefendi Konağı -1935 (Yahya Razi Tunalı Arşivi)

Sakarya Köprüsü-1963 (Fotoğraf: Hayri Yazıcıgil)


----------------
Kaynakça:
1)Fahri Yıldırım, Sakarya Kaleleri, Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Adapazarı Kitaplığı No: 9, Adapazarı, 2006, 109 sayfa,
2)Fahri Yıldırım, Sakarya Köprüleri, Sakarya Büyükşehir Belediyesi Adapazarı Kitaplığı No: 30, Adapazarı, 2008, 235 sayfa,
3) Yrd. Doç.Dr. Yusuf Çetin, Sakarya'da Türk Mimari Eserleri, Sakarya Büyükşehir Belediyesi Adapazarı Kitaplığı no: 31, Adapazarı, 2008, 471 sayfa.



Yazı Tarihi : 13 Eylül 2012 Perşembe
Bu yazı 8976 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

tek kelimeyle harikasın
4 0
Mubin YENİ @ 29.09.2013 19:41:02
ilginize teşekkürler özcan kardeşim; rakam sislilesinde en çok 54'ü severim, iki cep telefonumdan birisi 5454'le biter. ancak tam sayfa yazı ancak 40 soru alabiliyor; ayrıca hem islâm geleneğinde hem de türk geleneğinde '40' rakamı sempatiktir. gelelim hayırsverlere; iki hafta önceki 40 hayırseverden sadece 4-5 tanesi yaşamaktadır. gösteriş ve riyaya sebebiyet verdiğimiz söylenemez. teşvik amaçlı bir yazıdır. selam ve teşekkürler.
3 1
fahri tuna @ 20.09.2012 10:09:14
kırk takıntınızı anlıyamıyorum. çocukluktanmı hani kırk uçurması yaparlardı. şunu elli dört yapında hiç değilse şehrin plakası olsun sayın yazar. hayırseverlerinde gizlisi makbuldur bilirsiniz dinende dillendirmek çayiz değil derler sol elinkini sağ el misali. sizin uzmanlık alanınız siz yinede iy....bi......z
4 2
özcan çamdağ @ 15.09.2012 16:15:54
Online Ziyaretçiler