Yokluk mertliği bozar derler.
Tarihte de bunun pek çok örnekleri var.
Örneğin, Hıristiyan İspanyollar yıllarca kılıçla dize getiremedikleri Müslüman Endülüsleri yokluk ve açlıkla ancak dize getirebilmişlerdi.
Bu gün de Türk halkı, yokluk ve açlık ile terbiye edilmeye çalışılıyor.
İşte kayıtsızlığımızın, tepkisizliğimizin, nemelazımcılığımızın tek sebebi bu...
Boşuna dememişler; "Allah kimseyi açlıkla sınamasın"…
Kolay değil; Bu gün ülkemizde her saat başı 25 kişi işsiz kalmakta, hasbelkader çalışanlar da işsiz kalma korkusuyla kendine ve ülkesine yapılanlara karşı sessiz kalmakta…
Nüfusumuzun çalışabilir yaş kesimi denilen 15 – 35 arası işsizlik oranı % 35'leri geçti.
Bir milyon insanımız umudunu yitirdiğinden iş aramaktan vazgeçti.
Peki, bu insanlar yaşamak için ne yapacaklar? Tahmin etmesi hiç de zor değil; Dünyanın en eski iki mesleğinden birini!
Hemen, hemen her evde bir, hatta birden fazla işsiz insanımız mevcut. Zaten çalışan kesimin büyük kısmı asgari ücret ile zar, zor yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.
Yoksulluğun silindir gibi ezip yok ettiği insanlar da süratle ahlaki değerlerinden uzaklaşıyorlar.
İşte örnek;
Baba 16 yaşında öz kızına tecavüz ediyor. Durum ortaya çıkıyor baba yakalanıp hapse atılıyor. Buraya kadar münferit bir olay gibi görünen bu olayın bizi ilgilendiren kısmı; Annenin mahkeme hakimine " Hakim bey, kocamı ben affettim sizde affedin, eğer bu adam hapse girerse biz aç biilaç sokakta kalırız" diye yalvarmasıdır.
Yine, dindarlığı kimseye bırakmayan bir gazetenin mangalda kül bırakmayan 80'lik yazarının 14 yaşındaki kıza sarkma meselesinde yaşananlar;
Kızın annesine; ‘bu adam beni rahatsız ediyor' demesi, karşılığında ise annenin "kızım bana da yıllardır aynısını yapıyor zaten başka bir şeyde yapamıyor idare et evimizin geçimini o sağlıyor" diyebilmesi…
Acaba kaç genç kızımız işsiz kalmama korkusuyla patron tacizine göz yummak zorunda?..
Kaç erkeğimiz onurunu ayaklar altına almış?..
İşte, yokluğun ve yoksulluğun Şerefli Türk milletini getirdiği durum…
Yıllardır söyledik;
Türk Milletini, aç ama hür… Tok ama esir olmak arasında bir tercihe zorluyorlar.
Sonuç mu?
Sonuç AKP'nin aldığı oy oranında gizli…
Veya Aziz Nesin'in verdiği aptallık oranı da işinize yarayabilir…
ADINIZ AK YÜZÜNÜZ KARA!
Dün MHP Parti Grubunda Devlet Bahçeli'nin konuşmasını izledim. Özetini paylaşalım;
"RTÜK Başkanı'nın görevinden ayrılmasını sağlamalıdır. RTÜK Başkanı'nın istifa etmemekteki cesaretini Başbakan'dan aldığı anlaşılmaktadır. Erdoğan partimize "Ak Parti deyin" diyor. AKP de desek Ak Parti de desek yüzünüz hep kara kalacaktır, böyle de anılacaktır
Başbakan Erdoğan'ın siyasi gerilimi sürekli tırmandırması dertli olmasında değil kavgayı siyasi varoluş olarak görmesinden kaynaklanıyor. Edep-adap, mertlik-namertlik tartışmaları konusunda Başbakan'ın sergilediği ilkesiz tutum, kendisinin ruh halinin yeni tezahürleri olarak görülmelidir. Başbakan dikkatleri başka yöne çekerek sinsi niyetlerini örtme telaşı içindedir.
Başbakan 57. Hükümet döneminde İsrail ile gizli anlaşmalar yapıldığı yalanına sığındı. Buradan bizim de ortağı olduğumuz 57. Hükümeti'nin İsrail'le gizli anlaşma yapmadığını belirtiyor ve kendisini namus ve ahlaka davet ediyorum.
Başbakan Erdoğan, siyasi ahlak, onur ve haysiyetten nasibini aldıysa bu iddiasını ispatlamak zorundadır... Aksi halde yalandan medet uman müfteri Başbakan sıfatını hak ettiğini gösterecektir. Karar ve tercih başbakanındır. Bunu yapmazsa 'adımız da alnımız da aktır" söyleminin içi boş olduğu anlaşılacaktır.
Başbakan Erdoğan ile dönemin Genelkurmay başkanı arasındaki Dolmabahçe görüşmeleri başbakanın açıklamalarıyla esrarengiz hale gelmiştir. Dolmabahçe'de iki yetkili kendi aralarında devlet işleriyle ilgili mahrem bir konuşma yapmışsa bunun devlet sırrı olarak açıklanmaması doğaldır. Ancak başbakanın genelkurmay başkanı isterse açıklayabileceğini söylemesi konunun devlet sırrı olmadığını gösteriyor. Görüşmenin içeriğinin açıklanmaması spekülasyonları daha da artıracaktır. Bu bakımdan konunun çok ciddi bir demokrasi sorununa dönüşmesini önlemek ve iki tarafı şaibe altında kalmaktan kurtarmak için sır perdesi kalkmalıdır."
Yazı Tarihi : 18 Haziran 2009 Perşembe
Bu yazı 51 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar