Tarihi eski ama içerik itibariyle eskimeyen bir yazımızı tekrar etmekte fayda var.
Sebep malum ve yazının bitiminde…
Milli Eğitim Bakanı Hz. Hüseyin Çelik, yargı duvarına toslaya toslaya sonunda bir yönetici atama yönetmeliği çıkarmayı becerebildi.
Lakin üzerinden haftalar geçmesine rağmen yönetmeliği uygulayan il sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor.
Uygulamayan illerden bir tanesi de Sakarya…
Sebep; Eğitim-öğretim işleri aksamasın!
Genelgenin, bir tarih vermek yerine ‘eğitim-öğretim faaliyetlerini aksatmamak kaydıyla' ibaresiyle kendilerine tanıdığı yetkiyi sonuna kadar kullanma gayretindeler.
Oysa eğitim-öğretim organizasyonunun önündeki en büyük engellerden bir tanesi ve en önemlisi, yüzlerce kurumun vekâleten yönetilmesidir.
Yani taşların bir türlü yerine oturamaması…
Bunu kendileri de biliyorlar ama temel düşünceleri vekâleten görevlendirilenleri kollayabildikleri kadar kollamak ve karşılığında siyasi erki memnun etmek olduğu için gevşek davranıyorlar.
Bu arada geçici görevlendirmeler de halen havada uçuşuyor.
Bu nasıl bir hırs, nasıl bir düşünce anlamak mümkün değil…
Bu yönetmelik bugün olmazsa yarın mecbur uygulanacak, kaçarı yok.
Ama gözünü hırs bürüyenler için bir haftalık saltanat bile o kadar önemli ki, hamili kart yakinimdir veya falan sendikanın üyesidir gerekçesine haiz olanlar, bir yere oturabilmek için müdürlük, sendika ve parti kapısını aşındırmaya devam ediyor, karşılığını da alıyorlar.
İdare; yönetmelik bugün yarın mecbur uygulanacak, bu tür değişikliklerle taşları yerinden oynatıp öğrencileri mağdur etmenin anlamı yok demiyor.
Görevlendirilenler de dediğim gibi anlık saltanatı bile kâr sayıyorlar.
Şimdi buna da bir kılıf bulacaklar ve diyecekler ki; bizim görevlendirme yaptığımız kurumlarda idari boşluk var, elzem olduğu için yapıyoruz.
Ben de soracağım ve diyeceğim haliyle; yahu yönetmeliği uygulayın o zaman...
Ne kadar acil ve gerekli görevlendirmeler yaptığınız da, atadığınız insanlardan belli…
Ve bir örnek vereceğim tam sırası;
Devasa bir kurum…
Kurucu müdürümüz tek başına mücadelesini sürdürürken ‘sana bir yardımcı verelim' diyorlar, istiyorlar da ama idareci arkadaşımız haklı olarak yönetmelik çerçevesinde ve asil bir atama ile bu boşluğun doldurulmasını istiyor ve palyatif çözümlerle bir yere varılamayacağını bildiği ve biraz da bu dönemde hangi tiplerin atandığını bildiği için, birini verelim tekliflerine pek sıcak bakmıyor.
Bu idari anlayışta bu mantığın yeri yok tabi…
Uzatmayalım; Kurum müdürü geçtiğimiz günlerde aranıyor, sana birini göndereceğiz, bak, olur dersen görevlendireceğiz.
Çaresiz tamam diyor. Yönetici adayı geliyor, görücüye çıkıyor. Tamam, o da malum sendikanın üyesi ama müthiş bir alt yapısı var. Kaçırılmaması gereken bir yardımcı…
Tamam diyor kurum müdürü, başvurusunu alıyor ve üst makama iletiyor.
Ama o da ne? Birkaç gün sonra bir haber geliyor; O arkadaşı başka bir kuruma vereceğiz, sana da filanı gönderiyoruz.
Filan, gelir. Daha doğrusu tek başına gelemeyecek kadar aciz biri ki, bir sendika yöneticisince elinden tutularak getirilir.
Çünkü Filan'ın malum sendikanın üyesi ve din kültürü ahlak bilgisi öğretmeni olmaktan başka meziyeti, hiçbir donanımı, birikimi, bilgisi, becerisi, tecrübesi alt yapısı yoktur.
Getirildiği yetmez, bir de malum sendikanın başkanı telefonla arar, sözüm ona zemin hazırlar.
Haliyle kurum müdürü Filan'ı tercih etmez, etmediğini üst makamlara sözle iletir.
Olay bir süre beklemeye alınıp soğutulduktan sonra emir gelir; Filan'ın dilekçesini işleme koy!
Sebep; Söz verildi (kimeyse artık!) aşamıyoruz…
İlginç!
Milli Eğitim Müdürlüğünün ve haberi varsa vilayetin, böyle saçma sapan bir yönetici görevlendirme konusunda aşamayacağı kim olabilir?
Milli Eğitim Müdürlüğünün ve vilayetin yasa ve yönetmelikler dışında dayanağı ne olabilir?
Milli Eğitim Müdürlüğünün ve vilayetin, yasaların kendilerine biçtiği görev ve sorumluluklar dışında hareket etmelerini sağlayan güç veya erk nedir?
Ve en önemlisi; Türkiye bir muz cumhuriyeti ve Sakarya muz cumhuriyetinin eyaleti midir?
Yorum sizlerin…
Gelelim bu yazıyı tekrar etmemizdeki sebebe;
O bahse konu şahıs geçen hafta, ilimizde bir örneği daha olmayıp önümüzdeki sezon eğitime açılacak bir devasa okulumuza kurucu müdür olarak atandı da…
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Erol kardeşim,bu zamana kadar sizin yapmış olduğunuz atamaları bazıları sindirirken şimdi başkaları yaptığında niye sizde bu kadar gaz yaptı, pardon rahatsızlık yaptı anlayabilmiş değilim!
AÇIK SÖZLÜ @ 18.06.2009 19:18:21
Bu yazıya yorum yazan kıymatlılar.önce adam gibi seviyenizi koruyunuz.Bizim DKAB öğretmenlerine sözümüz yok.Ancak sözümüz nokta kadar menfaat için virgülden beter olanlara,İslamı kendi tekelinde sanıp başkalarını islam dışı sananlara.Apuk sapuk yorumlar yapıp başkalarına çamur atanlara.Eğer saymaya başlarsam pislikler paçalarınızdan akarda temizleyemezsiniz.Tabi gerçekler acıdır.Sivridir batar.Sizin üç günde bir şiirle genel müdür olan Culali'lerizden asla olmak istemez Hiç bir TES üyesi.Sakının kişisel olayları toplumun üzerine atmayın.Yarın karşınıza çıkar.Akıllı bir öğretmen yapılan yorumları okuyunca sizleri daha iyi tanır zaten.
seyyah @ 18.06.2009 16:41:14
şimdi okullarda heryerde bir kadrolaşma var,mescitler çoğaldı takiyelr arttı,takinyeler arttı,üzüldüğüm bu Alah için değil makam için,tıpkı bi dönem atatürkçü olmak için yırtınan ama atatürkü göre bu kim diyen şahışlar gibi,olanmı eğitime geleceğimize çoçuklarımıza..
poyraz @ 18.06.2009 11:23:20
türk eğitim senci kardeşlerim.
sizdemi zekeriya beyazcı oldunuz...
ELMA @ 17.06.2009 19:22:31
BU YAZIYI TÜRK EĞİTİM SEN ÜYESİ OLMAYA DEVAM EDEN TÜM din kültürü ahlak bilgisi öğretmeni olmaktan başka meziyeti, hiçbir donanımı, birikimi, bilgisi, becerisi, tecrübesi alt yapısı OLMAYAN ÖĞRETMENLERE ARMAĞAN EDİYORUM.
HAZIMSIZLIK YAPABİLİR DİKKAT !
HAZMEDEBİLENLERE AFİYET OLSUN DİYEMİYORUM.
BU YAZI OLSA OLSA ZEHİR ZIKKIM OLUR.
İLAHİYATÇI OLMANIN ONURUNA YAKIŞIR TAVIR VE TEPKİ BEKLEMEK TÜM İLAHİYATÇI ARKADAŞLARDAN HAKKIMIZ DEĞİL Mİ?
TÜM-İLAHİYAT -DER
ithaf @ 17.06.2009 19:20:28
valla erol abi
aklınla bin yaşa 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi. o okula o kişiyi atandırttırma sakın. o okulun kuleleri var dimi.gözetlemecileri koy anasını satiiim.yetki,liler gelirse bir düdük çalarlar hemen kendinizi toparlarsınız.tam size göre bir sığınak yeri. müdürleriniz .......alın o okulu bu işbilmez beceriksizlerin meziyetsizlerin bi uçkurunu bile çözmeyi beceremeyenlerin elinden alın o okulu.tosun gibi müdürlerin varken,kelebek hastalığına tutulmuş çebiçlerin o okulda ne işi var.susma erol abi sustukça senin müdürler işsiz kalacak.kazık olacak valla...
bahar @ 17.06.2009 19:12:44
milliyetçi-muhafazakar e. afşar
Ah Din Dersi.... çarpsın seni
"din kültürü ahlak bilgisi öğretmeni olmaktan başka meziyeti" yok diyorsun. var mı yok mu bi yokla. yoklamadan niye yazıyon.
Dinci @ 17.06.2009 19:04:21
erolcuğum,
Neden hazreti hüseyini ikide bir yazıyorsunda meşhur battal gazinin maceralarını yazmıyorsun.yoksa sizin sendikalı müdürlerin her yaptığı meziyet mi oluyor? o meziyetsiz dediğin adamın 20 yıla varan öğretmenliği, 7-8 yıllık idareciliği, uzmanlığı, insanları sendikalarıyla ölçmeden oluşturduğu olgun insanca ilişkileri dışında nasıl meziyetler arıyorsun? Tek meziyeti Türk-eğitimsen kültürü ve ahlaksızlık bilgisi dersi öğretmeni ve müdürü mü olsaydı? o mu hoşuna giderdi? sizin atattığınız, kadrolaştırdığınız müdürlerin meziyetlerini de say da biz de öğrenelim. sizce en iyi müdür sağa sola küfürler yağdırıp, sabahtan akşama sendikanıza üye için baskı yapanmıdır? birkerede sendikanızdaki müdürlerin haberlerini duy ve duyur....
eğitim-sen @ 17.06.2009 19:00:03
E.Afşar'ın ağzı=K.......
bu yazın için bir kelime yeter:Çirkef.
Doğru söylüyorsun, din kültürü ahlak bilgisi öğretmeni olmaktan başka meziyeti olmayan o arkadaşın tabii sizin sendikanızın kalontör müdürleri gibi çok özel yetenekleri yok. bayan öğretmenini ayartamaz, kendisinden 40 yaş küçük kızı yaşındaki meslektaşını beceremez. arkadaşın bu tür beceriksizliğini gözler önüne serdiğiniz için size ve sendikanıza teşekkür eder, böyle çalışmalarınızın adapazarını sallayacak bomba haberlerinizin devamını dileriz.
özel yetenek @ 17.06.2009 18:45:04
Erol Bey
Ne zaman bu gibi seviyesiz yazılar yazmaktan vaz geçeceksiniz. Sözüne ettiğiniz arkadaş bir meslektaşınız.
Sizden olmayan bu kardeşimize "din kültürü ahlak bilgisi öğretmeni olmaktan başka meziyeti, hiçbir donanımı, birikimi, bilgisi, becerisi, tecrübesi alt yapısı yoktur" gibi ibareyi yakıştırdığınız için sizi şiddetle kınıyorum.
mehmet @ 17.06.2009 16:58:51
Erol bey yine sendikal taassubla alışılmış yazılarından birini daha yazmış bu köşeye.Gazeteciyim diyen bir kişi, bir başkasını karalamadan önce onun hakkında az çok bilgi sahibi olur. En azından yanındaki kişilere sorar. Burada din dersi öğretmeni olmaktan başka hiç bir özelliği olmayan kişi diye sıfatlandırdığı kişi, 7 yıllık idareciliği olan tecrübeli birisi. En azından bunu belirtmesini beklerdik.
Sendikal taassub bu olsa gerek.
alican karataş @ 17.06.2009 14:51:11
En çok zoruma giden o ki,bu adamlar çıkıp bir de liayakatdan,kul hakkından,haramdan helalden söz ediyorlar.
Volkan TURGUT @ 17.06.2009 14:11:37
SAYIN AFŞAR; ALLAH SİZE VE ARKADAŞLARINIZA AKIL FİKİR VERSİN.
SENİN MÜDÜRLERİNİ DE İYİ BİLİRİZ,GÖREVLENDİRME YAPTIRDIKLARINI DA,
2 SATIR YAZIYI AKŞAMA KADAR BEKLETİP TE YAZAMAYANLARINI DA....
ADALET BU ZAMANDA ASIL VAR SEN DE İYİ BİLİYORSUN AMA İŞİNE GELMEZ,GELEMEZ.
YAVUZ HIRSIZ MİSALİ EV SAHİBİNİ BASTIRMAK GÖREVİN.
SEN DE GÖREVİNİ İYİ YAPIYORSUN SANA DA HELAL OLSUN.
ŞERAFETTİN @ 17.06.2009 13:32:57