İlimiz ayakta kalsın, halkımız nefes alsın!
Teşvik açısından illeri gruplara ayırmak için 52 değişik parametre kullanılmış...
Değerlendirmeyi yapan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)... Bu konuda daha net verilere ulaşmanın başka yol ve yöntemi yokmuşcasına illeri bulundukları coğrafyaya göre sınıflandırıp sıralamaya tabi tutmuş...
Hal böyle olunca; ne zaman bir "teşvik projesi" gelse gündeme, ilimizden istediğini elde edememiş olmanın isyanları yükselir, daima.
Yapılan değerlendirmeye karşı tepki, bu defa da geçmiştekilere paralel ve benzer özellikler gösteriyor...
İlimizde aklı başında, gözü başkentte olan etkili, yetkili, siyasi, sivil tüm kurum, kuruluş ve örgütlerden yükselen ses bu konudaki hoşnutsuzluğu dile getiriyor, bir kez daha...
Hükümet "Ben yaptım, oldu" anlayışı içersinde... Geri adım atıp düzenlemeye gitmesi de zor...
Bu konuda ilimizin feryat ya da figanını başkente taşıyacak gözüyle bakılan siyasetçiler arasında başı çeken AK Parti Sakarya milletvekili Şaban Dişli'nin gayretleri de bir netice vereceğe benzemiyor.
Hal böyle olunca, kalkınmışlık açısından bizden fersah fersah ilerde bulunan illere güller, çiçekler, bize ise hüsran düşüyor, yeniden...
Ne yazık ki, ilimizin bu konudaki makus talihi değişmiyor ya da bir türlü değiştirilemiyor...
Yapılan yanlışlığa dur diyecek bir gücümüz yok anlaşılan...
Buna karşın harekete geçmesi beklenen siyasi, sosyal ve ekonomik iradenin ayağa dikilişinde zamanlama hatası olduğu da bir gerçek....
Zira, sitemler, tepkiler ya da karşı çıkışlar genellikle hep testi kırıldıktan sonra gösteriyor kendini.
Aylardır hazırlığı yapılan teşvik projelerine kayıtsız kalıp bilahare sızlanmanın etkisi, oyuncağı elinden alınan çocuğun ağlamasından öte bir ses getirmiyor.
Parlamenterlerimiz sosyo-ekonomik açıdan ilin içinde bulunduğu koşulları bilmiyor, bilemiyor olamazlar...
Büyük bir deprem felaketi ile sarsılan, yıllardır da bunun izlerini silmeye çalışırken yakalanılan küresel krizle zor günler geçiren Sakarya'ya, yararlanılabilecek gerçekçi bir teşvik uygulaması beklenirken, sırf fiziki şartlar yönüyle değerlendirilip ağzına bir parmak bal çalınması mükafat değil, mücazat olsa gerek.
SATSO Başkanı Akgün Altuğ'un tepkisi de böyle olduğunu gösteriyor.
"Bu saatten sonra ilimiz adına ne yapılabilir?" sorusu bir geniş platformda ele alınmalı ve ilin kaderi bir ölçüde değiştirilmelidir...
Eğer piyasalarda durum bugünkü haliyle devam ederse, daha uzun süre böylesine acımasız, ilin sosyal yapısını sarsacak her türlü ahlaksızlık, şiddet ve felaketlerin yaşanılması kaçınılmaz hale gelir...
Hazır Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün; pakette köklü bir değişime gidilemez, ancak gözden kaçan illere yönelik rötuş ya da düzenlemeler olabilir şeklinde bir yaklaşım içersine girmişken bastırmak ve yapılan adaletsizliği gidermek gerekir.
İlimizin buna şiddetle ihtiyacı var, zira...
Bu konuda öncülüğü milletvekillerine bırakıp, peşine sivil toplum örgüt liderlerini takmak şart.
Böyle bir girişime ilk adımı atmak zor mudur, bilemem ancak bildiğim, gördüğüm ve yaşadığım bir şey var ki, ilin her köşesinden feryatlar yükselmeye devam ediyor...
Dileğim isyana dönüşmeden bir şeyler yapılsın, ilimiz ayakta kalsın, halkımız nefes alsın!
Yazı Tarihi : 16 Haziran 2009 Salı
Bu yazı 43 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar