 |
Hüseyin Cumalı
|
Sapanca Gölü ve Rüstem Keleş...
Sapanca Gölü ile ilgili haber ve yazı yazmak tarzım değildir.
Neden?
Çünkü bu gölle ilgili olarak 23 yıllık gazetecilik yaşantımda ulusal ve yerel basın kuruluşlarına yaptığım haberin sayısı belli değil. Göl kirleniyor. Gölün dengesi bozuldu. Göl kuruyor. Göl yan yattı, çamura battı. Göle bok akıyor haberleri artık ulusal basında bizden istemiyor. Biz bu haberleri yaptık da ne oldu?
Soruyorum…
Hiç...
Hem de kocaman bir hiç...
Yıllardır gölün içine ediyorlar.
Ancak son yıllarda girişimleriyle ADASU'nun göl için bir umut olduğunu düşünüyorum.
Niye?
Çünkü Sapanca Gölü'nün yasal olarak sahibi olan ADASU göle sahip çıktı. İzmit'in gelişigüzel su almasından tutun da, gölün kirlenmemesi için birçok girişimde bulundu. Mahkeme açtı. Halen de bu mahkemeler sürüyor. Sizin anlayacağınız 'Yağma Hasan Ağa'nın böreği' günleri geçti.
Peki ama ADASU'nun yaptıkları yeter mi? Eksikleri var mı?
Tabi ki yetmez ve eksikleri var. Göl yine kirleniyor. Göl yine ekolojik tehdit altında... Yine göle bok akıyor.
Ama şu da bir gerçek ki, alınan önlemler sayesinde artık göl o kadar da hızlı kirlenemiyor. Göl artık sahipsiz değil. Kimse elini kolunu sallayarak gölde at koşturamıyor.
Kısacası eskiyi iyi bilen bir gazeteci olarak, şu anda gelinen noktayı da küçümsememek lazım diyorum.
Şimdi göl için tarihi bir fırsat ele geçti.
29 Ağustos ile 4 Eylül tarihlerinde yapılacak olan 'Uluslararası Cyonobacteria Konferansı' Sapanca Gölü için büyük önem taşıyor.
3 yılda bir ve son olarak Brezilya'da yapılan konferansa bu yıl ülkemizde yapılıyor. Her ülke kendisi için önemli su kaynaklarından numuneler getirip burada analiz yaptıracak. Bu analizleri ise dünyanın sayılı uzmanları değerlendirecek.
ADASU Genel Müdürü Yard. Doç. Dr. Rüstem Keleş ve ekibi ise gölden götürdükleri su numunelerini analiz ettirip, bilimsel ortamda gölün su kalitesini ve alınması gereken önlemlerini masaya yatıracaklar.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uzmanlarının da katılacağı konferansın göl için bir şans olduğuna ve bizim de bu şansı iyi değerlendireceğimize inanıyorum.
Bugüne kadar Sapanca için biz de dahil herkes çok konuştu. Çok tahliller yapıldı. Çok kararlar verildi. Çok imamlık yapanlar çıktı. Ama bu kez durum çok farklı... Bu kez tahlilleri dünyaca ünlü uzmanlar yapıp, göl için izlenecek yolun haritası çıkartılacak...
Sayın Keleş ve ekibine konferansta büyük görev düştüğünü buradan hatırlatmama gerek yok.
Ancak her ne kadar işini yapıyor gibi gözükse de, geleceğimiz olan çocuklarımıza kaliteli içme suyu bırakmak için didinen Sayın Keleş ve ekibine teşekkür borcumuz olduğunu, zannedersem size hatırlatmama da gerek yok...
Gençsin, güzelsin; sen beni üzersin !
Sıcak haber takibi yapıyorum…
Olay nerede biz oradayız...
Sürekli direksiyon sallıyorum...
Habere giderken yaşadığım stres yetmiyormuş gibi son günlerde bir de yayalarla boğuşuyoruz. Arkadaş bazı yayalar var ki insanı çıldırtıyorlar. Direksiyon başında çıldırıyorum.
Geçen gün trafik kazası oldu. Atatürk Bulvarı'ndan kaza yerine doğru seyir halindeyim... İki genç kızımız sallana sallana yolun karşısına geçiyorlar. Havalar o biçim...
Bir yandan acelem var, diğer yandan ise iki bayanı rahatsız etmemek için çaba sarf ediyorum. Ancak hayli güzel iki sarışın kızımız yolun karşısına geçene kadar 10 dakika geçti. Klakson çalacağım olmuyor. Yanlarından geçeceğim olmuyor.
Küçük hanımefendiler yolun karşısına kendilerini attılar ama bende de sigortalar attı.
Hanımlar...
Güzel olabilirsiniz...
Genç olabilirsiniz...
Sarışın birer afet de olabilirsiniz...
Ama trafikte olmanın da bazı kuralları var. Hem 10 metre ilerdeki yaya geçidinden geçmiyorsunuz, hem de yolda sallana sallana yürüyorsunuz. Bu tip olaylarla günde en az iki kere karşılaşan bir araç sürücüsü olarak isyan noktasındayım...
Eminim cadde ve sokaklarda sallana sallana yolun karşısına geçen yayalardan diğer sürücüler de rahatsızdır.
Bu yayalarla ilgili kim ne önlem alır bilmem ama ben önlemimi aldım.
Direksiyon başına geçince önce kendini sallamaktan iki saatte yolun karşısına geçemeyen bayanların önüme çıkmaması için dua ediyorum. Sonra da sakinleşmek için Mozart dinliyorum...
Biliyorum beni kıçınıza takmayacaksınız ama...
Biliyorum... Hatta eminim...
Bu yazıyı okuyanlar beni kıçına takmayacak. Ama olsun... Bu kentte gazetecilik yapıyorsam, insanları uyarmak asli görevimizdir.
Yaz geldi. Okullar kapandı. Aileler çocuklarına karne hediyesi bisiklet aldılar. Alsınlar tabi... Bana soracak halleri yok.
Buraya kadar zaten sorun da yok.
Ancak çocuğunuza bisiklet alıp onun gönlünü kazanmakla bu iş bitmiyor. Yollarda, caddelerde gezerken görüyoruz. Siz de görüyorsunuz. Bisikleti alan çocuk, yolda tersten gidiyor. Ara sokaktan şak diye ana caddeye çıkıyor.
Bisikletleriyle yarış yapıyorlar...
Kısacası bisikletli çocuklar kentte resmen korku salıyor. Dengesiz beslenmekten parmağını kaldıramayan çocuğun altına bilmem kaç vitesli dağ bisikleti veriyorlar.
Sonra...
Sonrası malum... Allah korusun.
Bir fren, biraz kan, bir ambulans, bir acil servis ve dökülen gözyaşları...
Yapmayın... Çocuklarınızı kendi ellerinizle ölüme itmeyin. Çocuklarınızı ömrü billah bisikletle yaşayacağı bir kaza sonrasında yüzünde taşıyacağı bir ize mahkum etmeyin.
Benim uyarımı kıçınıza takmayın. Çok da önemli değil. Bu kenti yönetenler bizi kıçına takmıyor. Siz taksanız ne olur?
Ama hiç değilse çocuklarınıza sahip çıkın. Çocuklarınızla ilgilenin. Çocuğunuzu mutlu etmek için altına verdiğiniz bisiklet, size en büyük acıyı yaşatmasın.
Unutmayın...
Bir bisiklet gider, on bisiklet gelir.
Çocuğunuz giderse, geriye bir tek mezar taşı kalır...
Yazı Tarihi : 15 Haziran 2009 Pazartesi
Bu yazı 80 kere okudu
YASAL UYARI: Bu sayfada yayınlanan yazı, yazarın kendine ait görüşleridir. Yazılan yazıdan ve yorumlardan medyabar.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır. Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
Ellerine sağlık kardeş eksik olma şehirden biraz erenlere yeni mahalleye gel yıllardır sahipsiz kalan yeni mahallelilerle ve küpçüler mah muhtarı ile bir söyleşi yap fazla uzak değil emniyatin karşısı kafamıza yağan saçmalardan bıktık zaten her tarafı senin dediğin gibi bok götürüyor 2016 sk.küpçüler kuran kursu sokağının sonu sol taraf keleş efendi biraz dolaşsın gerçi yeni mahalleden ne kadar su parası alabiliyor istersen bir sor cumalı kardeş elektrik zaten sorma gitsin yakılan lastikler mi boşver belediye çevre zaten uykuda birde 3-4 gün süren düğünler saat 12 kadar devam ses kirliliği zaten hiiiç sorma selamlar
yolcu @ 17.06.2009 16:36:17
hocam varya tesbitlerin çok güzel aynı zamanda tesbit yaparken çözümde üretmen dahada güzel.öğle ya olurda yazını okuyan ... birileri çıkar kafa patlatmasına gerek yok nasılsa önerilerde var.emir verirde bazı sorunları çözerler.gerçi sanmam ama yinede umut herzaman vardır.bizlerin umudu hiç tükenmeyeceği için.
fevzigökcan @ 17.06.2009 10:36:17
şehrin sorunları ile bu şekilde ilgilenmeniz bizi memnun ediyor. Devamını bekliyoruz..Bütün bu sorunların yanında cadde aralarındaki röfüjlere dikilen büyük çam ağaçlarından da bahsetmenizi rica edeceğim. Yayaların yolun karşısına geçmelerinde mühim bir engel teşkil ediyor. Yaya karşıya geçerken yolun ordasına geldiğind ağaçlar sebebiyle gelen araçları göremiyor, görmek için de eğilmek veya yola inmek zorunda kalıyor. Bu da istenmeyen kazalara sebep vermekte/verebilir. Sizden ricam bunun yetkili kişilerin dikkatini çekecek şekilde dile getirmeniz..
alican karataş @ 16.06.2009 15:57:50