Maalesef insanımız sadece şirazeden değil zıvanadan çıktı. Moral değerlere eskiden sıkı sıkıya sarılan muhafazakâr kesim mütevazı ve sade vatandaşlardan daha çok bu fani hayata zapturapt olup beka ile uzaktan yakından bir alakalarının olmayacağını farz ederek vehmettiler. Hakikaten düşünüyorum da bizim milli, kültürel, insani ve de ahlaki değerlerimizi kimin kime tavsiye edeceği noktasında önemli bir kriz geçiriyoruz.
Eskiden ehli dünya tabir edilen insanlarımız bile belli bir doyum noktasından sonra kendileri yapmasalar bile insani değerlere sarılan kesime ya destek olurlar ya da en azından onlara karşı bir gıpta idraki geliştirirler idi. Halen de dünya ehli tabir edilen kesimin bir duruş, durak ve de ahlak noktasının mevcudiyetine hep şahit olmaktayız.
Geçenlerde Asitaneye avdet etmiş, geç saatler olmasına rağmen gönül adamı Zekeriya İyilik Beyefendiyle karşılaşmış ve bir teşehhüt miktarı kendisini dinlemiştim. Gerçekten dünya ve memleket meselelerine vukufiyet kesbetmiş bu dostumuzun tahlilleri takdire şayan olup ancak hep ötekine teksifiyeti münasebetiyle kendilerine "Efendim söylediklerinizin hepsinin altına imza koymamak namümkün, ancak öteki ve ötekinin ötekisinin sadece ve sadece vazifesiyle meşgul olup kendi ideolojilerinin gereğini yapmaları hasebiyle bendenizin öyle eskisi gibi hamasetle ötekine tezellüm yapmamı beklememesini" hatırlatarak bizim esas problemimizin kendi kendimize milli ve de yerli ifadesiyle toz kondurmadığımız mensubiyetimizin gereğini yapıp yapmadığımız tespitini hep göz ardı etmekten neşet ettiğini belirtmeye çalıştım. Efendim ötekisinin milli kaynakların yüzde yetmişini deruhte ettiklerini, geriye kalan nüfusun ise bu yüzde otuzla iktifa ettiğini seslendirerek bir hınçlandırmanın yarar yerine zarar getireceği kanaatindeyiz.
Psikoloji ilminde nasıl ki büyük adam psikolojisi ve megolomanya mevzubahis ise literatürde küçük gruplar sosyolojisinin mevcudiyetini hatırlayarak küçük adam psikolojisinin de mercek altına alınması gerekir. Evvel emirde dar-ı bekayı görmemezlikten gelmenin veya ihmal etmenin hesapların en zilletlisi ve en küçüğü olduğu realitesini bir tarafa koyduktan sonra dünyevi menfaatlerde bile çok önemli ve de ehven derecede bir küçük insan psikolojisi modelinin kesinlikle unutulmaması ve üzerinde düşünülmesi gerektiği kanaatindeyiz. Farz edelim ki ahrete taalluk eden hakların metafiziksel veçhesi münasebetiyle uzun vadeli olması en azından takdirde de birer tehiri gündeminize taşıyabilir. Ama şu kısacık dünya hayatının rezil edilerek rüsvay olunulmasına akıl erdirmek namümkün.
Sahte dostluklar, şer ittifakları, birbirlerini pazarlama ve de çok ucuza satma hadisatı. Hem de o kadar ucuz ki. Bir çay içirdiğiniz mahlukatın kendisine biraz sonra kahve ısmarlaması neticesinde sizi saltığa çıkarması. Hele, hele bu pazarlık payı bir daha artırılmış ise daha yarım saat önce kuzu sarması olunan zevatı ahmağın size cenk ilan etmesi. Ama nereye kadar? Eğer eğilim buysa ta can çekişene kadar bu böyle gelmiş böyle gider. Ne yapalım her fert kendi ameliyle muamelatta yeğlenecekse diyecek bir şeyimiz yok. Biz sadece durum tespitinden başka bir şey yapıyor değiliz. Pek tabiidir ki insan olarak birbirimizi ikaz vazifemiz de var ama ehline muhatap olabilirsek.
Geçenlerde yine ahlak-ı hamide ile ilgili bir vecizeyi hattata yazdırarak istinsah ettikten sonra gerekli yerlere asılmasını temin ederken tanıdık bir simaya da aynını odasına asması kaydıyla hediye ettiğimde ilgili yazıyı okuduktan sonra kabul etmediğini söylediler. Çünki ben bu zatın bu suçu sürekli işlediğine hep şahit olduğumdan naşi ve bu mahlukatın bu alışkanlığından da kolay, kolay vazgeçemeyeceği gerçeğine binaen eğri çizgisini bir türlü düzeltemeyeceği; çünki haramın çok tatlı olduğunu, belki de kendi mantığı açısından dürüst davrandığını düşünüyorum. Aksi takdirde yanlış yapan bir kimsenin sürekli doğru söylemlerde bulunmasının daha çirkin olacağını kabul ediyorum. Zaten bu makalemin müşteki olduğu mantığın da eğri eyleme düzgün söylem problemi muvacehesindedir.
Şimdi gelelim bir ömür tedbir problemine. Haddizatında bu cümle doğru istimal edildiği takdirde taşlar yerli yerine oturtuldu demektir. Nasıl yani derseniz, pek tabiidir ki bir ömür tedbirle geçmelidir. Tedbire tevessül bilahare takdire tevekkül gerekir. Bunlardan birisinin eksik olması zaten yaratılış gayesine aykırıdır. Esasen bizim burada üzerinde durmak istediğimiz meselenin hayatın bütün veçhelerinin ve de özellikle dareyn perspektifi açısından mütalaa edilmesinin hakiki maksada ve de mutluluğa vesile olabileceği düsturudur. Halbuki günümüzün en vahim probleminin parça ve de bütün ilişkisinin ya bilinmemesi ya da görmemezlikten gelindiği zehabıdır. Eskiden hayat çok homojen iken insanların teveccüh ettikleri eğilimlerde açıktan gözlenebilinir. Kimisine dünya ehli, kimisine de ukba ehli denilirdi. Her ne kadar bazılarının hayatın öbür tarafını ihmali veya elinin tersiyle itmesi birer tercih meselesi olsa da gerek ferdi ve gerekse kurumsal dayanışmalar neticesinde hayat yine de bir şekilde gönüllü bir paylaşım sayesinde güzelleştikçe güzelleşir. Herkes birbirinin sınırlarını ihlal etmediği gibi birbirlerinin yüklerini de omuzlamaya çalışırlardı.
Bu meyanda batının tasallutu ve bizdeki kötü uyarlamaları bizi hem biz olmaktan kopardığı gibi bir türlü batılı da olamadık. Keşke ya eskisi gibi şarklı olarak kalabilseydik ya da adam gibi bütün kural ve normlarıyla batılı olabilseydik. Çünki ne olursanız olunuz o olmak istediğiniz şeyin iklimi ve yapısı içerisine teslim olup adeta cenazenin gassalın elindeki gibi refleksiz olamazsanız hele, hele bir de içinizde hinlik varsa sizin de, talip olduğunuz kültürün de çekeceği var. Mesela keşke bizler de batılılar gibi gerçekten bireyselleşebilip her fert kendi işiyle meşgul olabilseydi o zaman görecektiniz ki bu insanlarımız nelere imzasını atacaktı. Bugün bizler bir taraftan batılılaşma gayreti gösterirken eski ehven alışkanlıklarımızı da beraberimizde yaşatıp doğuyla batıyı mezcedip ucube bir form yarattık dersem beni anlayacağınızı ümit ediyorum.
Bugün üniversitelerimizden tutun da hemen hemen bütün kurumlarımıza kadar ahtapot gibi sarılan gizli bir yapılanmanın söz konusu olduğunu ve bu yapının kırılmadan bizden hiçbir hayrın sadır olabileceğini zannetmiyorum. Geçenlerde zavallı bir devlet memuruna bütün meslektaşları çullanmıştı ki müdahale ettiğimizde hem de bütün musallat erbabının hem de muhafazakârlardan mütevellit olduğuna şahit olunca şaşırmıştım. Yahu bu adamcağıza neden her türlü haksızlığı reva görürsünüz denildiğinde hiç tereddüt, ar ve de utanma emareleri gösterilmeksizin verilen cevap bu adamın lobisi yok.
Atalarımız ne demiş "Allah iti bile sahipsiz etmesin". Evet, işte geleneksel yapımız bu. Halbuki hakikaten batılılaşabilseydik herkes kendi işine bakacak. Bundan gerek fert ve de gerekse mensubiyet fazlasıyla olumlu yönde faydalanacaktır. Aksi takdirde insanlarımız kendiişlerine mi sarılacak, yoksa başına bir felaket gelmesin diye güçlü zannettiği lobilerle mi flört edecek. Bu meyanda da azmanlaşmış iradelerin yanlışlarına köle mi olacak. Allah aşkına bir düşünelim. Hani biz cemaatten cemiyete yönelerek sosyalleşecektik; kim bize modernleşiyoruz diyorsa bunları atlıyor demektir. Biz olsa olsa dış görünümüyle albenisi yüksek, sözüm ona batı medeniyetine meftun ama büyük bir aşiretten hiçbir farkımız yok. Burada aşiretin de hakkını yememek gerekir. Aşiret yapısında gerek dahili ve de gerekse harici münasebetlere çok sağlam olup tezellüme meydan verilmez. Takdir karilerimizindir, vesselam binler selam.
Yazı Tarihi : 15 Haziran 2009 Pazartesi
Bu yazı 72 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar