Merkez, Sağ, Sol.

Cem Hatunoğlu

Cem Hatunoğlu
Artık seçimler bitti, ancak sonuçlar önemli bir noktaya işaret etti: Sakaryalım Sol'a biraz soğuk bakıyor. Zira yerel seçim sonuçlarına göre, Sakarya'da sağ partilerin aldıkları oy toplamının %90'larda olduğunu ve Sakaryamızda solun hak ettiği ilgiyi göremediğini üzülerek fark ediyorum. Bazı yerlerde, "Sol" deyince, "Sosyal Demokrat" deyince, "Sol Parti" deyince birden araya mesafeler giriyor. İlgi azalıyor. Hâlbuki bazen dinleyenlere, sadece "evet" veya "hayır" şeklinde cevap istediğiniz birkaç soru sorduğunuzda, cevapları alınca "ağabeycim, amcacım, siz aslında sosyal demokrat olduğunuzu biliyor musunuz?" diyesiniz geliyor. Sakarya'da alınan bu sonucun birçok sebebi var. Az ya da çok, ancak; kulaktan dolma bilgilerin, yanlış bilgilendirmelerin, geçmişten gelen ön yargıların da bu sebepler içinde yeri var.
Lütfen internete girin ve "POLİTİK TEST" yazıp, arama motorundan arayın. Karşınıza 10 soruluk bir "evet-hayır" testi çıkacak. Test sizin politik görüşünüzü genel olarak ortaya koyduğunu iddia ediyor. Test bilimsel olarak doğru mu? Bilemiyorum, umarım öyledir… İngilizce bilenler için bir de, daha teferruatlı 6 test sunan bir site var. "THE POLITICAL COMPASS" yazıp arayın. Sonuçları ilginç bulabilirsiniz. İncelemenizi öneririm.
Duygusal bir toplumuz. "Sağ" ve "Sol" kavramlarına, aslında olduğundan fazla duygusal anlamlar yüklüyoruz. Doğru veya yanlış, haklı veya haksız genellemeler yapıyoruz. Kimimiz sağ iyidir, sol kötüdür diyoruz, kimimiz de bunun tam tersini söylüyoruz. İyilik meleğimizin sağımızda olduğuna inanıyoruz. O gün biraz aksiliğimiz üzerimizdeyse solumuzdan kalkıp kalkmadığımız soruluyor. Sağduyulu olmaktan bahsediyoruz. İngilizcede bile "sağ" anlamına gelen "right" kelimesi aynı zamanda "doğru" ve "haklı" anlamına da geliyor. Hâlbuki aslında bu terimlerin kullanılması tamamen rastlantısal. İlk defa, 1789 Fransız Devrimi sürecinde, kralı ve statükonun devamını isteyenlerin meclisin sağ tarafına, cumhuriyeti ve halktan yana politikaları isteyenlerin ise sol tarafına oturmasıyla kullanılmaya başlanmışlar.
Bugün, kendilerinin ne sağcı, ne de solcu olduklarına inanan veya her ikisi de olmadıklarını iddia edenler var. Sağı veya solu seçmekten rahatsızlık duyanlar var. Aynı anda hem sağcı hem de solcu olmak isteyip de, her iki tarafta da kendilerini fazla kısıtlanmış hissedenler var. Politikanın göğüslemek zorunda olduğu sorunların karmaşıklığı ve yeniliği karşısında; artık neredeyse sağ'lar ve sol'lar aşağı yukarı aynı şeyleri söylüyorlar, seçmenleri için hemen hemen aynı programları hazırlıyorlar ve aynı amaçları güdüyorlar, diyenler var. "Merkez" kavramı da işte böyle düşünenlere hitap ediyor.
Ancak bir gerçek var: sağ'ın olmadığı yerde sol sol olamaz, sol'un olmadığı yerde de sağ sağ olamaz. Her ikisi de birbirlerine dayanarak ayakta duruyorlar. Aslında tek bir sol olmadığı gibi, tek bir sağ da yok. Akıl sınırlarında tutulmak kaydıyla her iki akım da saygıya değer. Biri peşinen iyi ve diğeri peşinen kötü değil. Bu iki görüşe sahip iki insan, karşıt olsalar da düşman değiller. Aslında ideal bir demokratik sisteme sahip olmanın ve toplumsal ilerlemenin temel kuralının; solun ve sağın bir arada yaşayabildiği, bir sarkaç gibi, neredeyse sırayla iktidara gelecekleri bir sistem olduğunu savunanlar var.
Mesela, Norberto Bobbio'nun "Sağ ve Sol" isimli kitabındaki görüşlere göre: Sağ ile Sol arasındaki temel ayrım, "EŞİTLİK" kavramında yatıyor. Sol fikirli insanlar, farklı olmaktan çok eşit olduklarını düşünme eğilimindeler; sağ görüşlü insanlar da, eşit olmaktan çok, "dil, din, mezhep, ırk, cinsiyet, kültür, sınıf" gibi konularda farklı olduklarını düşünme eğilimindeler.
Sol, insanları ayıran şeylerden çok onları birleştiren ortak şeyler olduğuna, eşitsizliklerin büyük kısmının toplumsal olduğuna ve böyle oldukları için de giderilebileceklerine; sağ ise eşitsizliklerin büyük kısmının doğal olduğuna ve onun için de giderilemez olduğuna inanıyor.
Sağ diyor ki: tarih, eşitsizliklerin eşitlenmesi mantığıyla değil, tam tersine üstünlük için verilen bireysel veya kollektif mücadele yoluyla gelişir; insanların arzuladığı şey gerçekte eşitlik değil, rekabet ve düşman karşısında elde edilen üstünlüktür; insanlığın ilerlemesini sağlayan eşitlik için değil de üstünlük için yapılan savaşlar ve mücadelelerdir.
Buna karşılık sol, ısrarla; eşit olduğunu hissettiremediklerimizi, özürlüleri, çocukları, kadınları, fakirleri, sosyal adaleti, hatta hayvanları ve çevreyi daha eşit hale getirmeyi savunuyor, eşitlikte önceliği; kişinin onurunu zedeleyen ekonomik, sosyal ve kültürel koşulların etkilerini azaltmaya, temel insan haklarına veriyor.
Sol "plan ekonomisi", sağ "pazar ekonomisi" iyidir, diyor. Her zaman yeni eşitsizlikler yaratmaya gebe olan pazar ekonomisinin küreselleştiği bir topluma doğru, frensiz ve kontrolsüz bir şekilde ilerliyoruz. Toplumlarda hiyerarşi ve eşitsizlik yaratmaya dair sürekli bir eğilim var, solun görevi de: eşitsizliğin bu yeni biçimlerine karşı çıkmak ve onları düzeltmeye çalışmak, daha eşit ve yaşanabilir bir dünya için mücadele etmek.
Kitabında bu mukayeseyi daha uzun uzun yapıyor.
Benim bu yazımda dikkatinizi çekmek istediğim iki husus var.
Birincisi, Sakarya'da %90'ımız, dünyaya aşağı yukarı tek bir pencereden baktığımız takdirde, şehrimiz için sağlıklı bir gelişimi ne ölçüde gerçekleştirebileceğimiz...
İkincisi ise, bir insanın kendi siyasi görüşünü doğru tanımlamasının bile ne kadar emek istediği...
Birincisi için: şehrimizde Sol'un güç kazanmasına, hak ettiği gerçek yeri almasına ve siyasete denge getirmesine ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
İkincisi için ise: ön yargısız bir şekilde, doğru bilgiler ışığında, kendi dünya görüşümüzü terazinin sol ve sağ kefelerine koyup tartmanın, gerçekte hayata vicdanen nasıl baktığımızı düşünmenin ve neresi ağır basıyorsa, kendimizi sağlam bir şekilde orada tanımlamanın, yaşadığımız topluma ve coğrafyaya karşı çok önemli bir yükümlülüğümüz olduğuna inanıyorum.



Yazı Tarihi : 14 Haziran 2009 Pazar
Bu yazı 156 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Değerli KÖSE,teşekkür ederim,ancak üzüldüm.40 günlük bir GP tecrübem var ancak daha önceki seçim sonuçlarına bakarsanız sırf şansını denemek isteyen biri önce CHP'yi aklına getirmez.Emeğimi gönlümü koyduğuma inanmanızı dilerdim.13yaşında şehirden fiziken ayrılmış vatan bilip her yerde görev yapmış bir çocuğun,sizin bakışınızla,katma değer sunma hakkını elde edebilmek için,43yaşına geldiğinde meleketinden başka hangi şehirde daha fazla yiyip içip doyup aday olma hakkını elde edebileceği sorusuna ben bir cevap bulamadım.Keşke şehrin iyi tanıdığı,dediğiniz gibi DOĞRU DÜRÜST noterli bir aday,bir adım öne çıksaydı,keşke bu işleri çok iyi bilen bir kısım,gözümün içine baka baka,nasılsa kazanamaz demeyip,utanıp,başkasına değil CHP'ye oy verseydi.
Cem Hatunoğlu @ 20.06.2009 10:58:18
Sayın hatunoğlu siyaseeti bilimsel bir zemine oturtarak anlatmaya çalışıyorsunuz ama anlaşılır gibi değil 2002 seçimlerinde sağın merkezini oluşturacağız iddasıyla çıkan cem UZANın partisinden aday değilmiydiniz siz bu seçimdede şansımı solda deneyim bi demedinizmi yani bu siyaset biliminin neresinde duruyor acaba. bide bunu izah edin bize ne olur chp şansızlığı bu şehirde yememiş içmemiş doymamış katma değeri olmamış birisinin temsilci olarak seçilmesidir bence yazık ettiler bu partiye yine kazanamıyacaktı belki ama şehrin tanıdığı doğru,dürüst bir aday olsaydı daha doğru olmazmıydı bence olurdu bu hatayı nasıl yaptınız genç parti sonra chp tanınıtlığınızı artırmanın yolunu teşki varmısın yoksuna katılarak yapsaydınızda bize yazık etmeseyd
tumer kose @ 19.06.2009 20:19:56
Sn. Hatunoğlu.İnsanlar eşitlik istemiyor.İnsanlar erişilmez olmak, tepeden bakmak istiyor.Siz genç, bilgili, heyecanlı, insanları ikna edebilecek yapıda birisiniz. Sakarya için çok şeyler yapabileceğinize inanıyordum. Ama bizim insanlarımız kandırılmayı, yalanı, ikiyüzlülüğü öyle benimsemişler ki, doğruyu görmüyorlar bile.Doğrudan kaçıyorlar. Sizinle aynı yaştayım. Memurum. Çok farklı kurumlarda çok kişiyle çalıştım. İnanın insanlar kendi gücüyle bir yere gelmeyi değil, siyasetçilerin gölgesinde geçici makamları çok seviyorlar.Tepeden bakmayı seviyorlar. Bizler insanlara sevgi dolu, yardımsever olarak çırpınsak da önemsenmiyoruz.Düşüncelerimizden de taviz vermiyoruz. Size siyasi yaşamınızda başarılar diliyorum. Başaracağınıza da inanıyorum
H. ARSLAN @ 18.06.2009 14:50:32
Sevgili Hatunoğlu.
Sol zihniyetin Türkiye'ye verebilecek hiç bir şeyi olmadığını Sakarya'lımız çok iyi biliyor ve şimdiye kadar yaptıklarıyla da görüyor.Söylediğiniz o testi önce genel başkanınıza ve sonra da milletvekillerinize ve fırsat bulursanız da il başkanlarınıza uygulayınız.demokrasinin,sosyal demokratlığının neresinde olduklarını görsünler.Yazarlık hayatınızda başarılar diliyorum.
Aşk İklimi @ 15.06.2009 19:57:55
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk