Amerika'dan başlayan ekonomik kriz dalga dalga herkesi vurdu. Biz de Mars'ta yaşamadığımız için kriz otomatik olarak ülkemizi de vurdu.
Kimine göre "Kriz kapıdaydı. Dünyayı vurunca hükümeti kurtardı."
Kimine göre "Global krizden Türkiye de nasibini aldı."
Kimine göre ise "Başka hükümet olsa kriz daha beter vururdu."
Kriz gelir miydi, gelmez miydi, bizi ne kadar etkilerdi bilmem. Ben ekonomist olmadığım için bu polemiğin içinde fazla yerim yok. Ama bir aile babası olarak krizin etkisini içimde hissedenlerden biriyim... Yine krizle beraber belli bir kısıtlamaya giden yüz binlerce Türk ailesinden de birisiyim.
Şimdi gelelim mevzuya...
Dünyada kriz varsa Türkiye de bu krizden payını alacaktır. Türkiye'nin krizden etkilenmemesine imkân yok. Buraya kadar zannedersem herkes hem fikirdir…
Ama kriz nedeniyle binlerce iş yeri kapanırken, binlerce insan işsiz kalırken, kemer sıkmaktan insanlar kabız olurken, insanlar kuru ekmeği bile almanın hesabını yaparken, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın söylediği "Kriz bizi teğet geçti" sözü halen hafızalardan silinmedi.
Şimdi bazıları, "Kardeşim bu söz çok geride kaldı. Bırak şimdi eski defterleri açmayı da, biraz da güzellikleri gündeme getir" diyebilir.
Evet...
O tarihi söz çok geride kalsa bile hafızalardan silinmedi. Dün gittiğimiz bir haberden dönerken, kapanmış bir fabrikanın bacasına leyleklerin yuva yaptığını gördüm. Koskoca tesis ne zaman ve ne şartlarla kapandı bilmiyorum. Ama böylesine güzel bir tesisin bacasının tütüp, içerisinde insanlar ekmek parası için çalışması gerekirken, bacası lak lak ailesinin yuvası olmuş.
Demek ki kriz bizi teğet geçmemiş.
Fotoğrafı çekip bilgisayara yükleyince, aklıma, "Acaba geçen yıl ve bu yıl Sakarya'da kaç sanayi kuruluşu kapandı" diye düştü.
Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası'nı (SATSO) aradım.
Rakamlar korkunç...
Geçen yıl 318, bu yılın ilk 6 ayında ise 148 iş yeri kapısına kilit vurmuş.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Bu, yüzlerce insanın işsiz ve aşsız kalması demek... Bu, işsiz kalan insanların eşleri ve çocuklarının da otomatik olarak bunalıma girmesi demek. Bu, sabah kuru ekmek alacak parası olmayan insanların, komşularından her sabah borç istemesi demek. Bu, insanların psikolojilerinin bozulması, akrabaların bile birbirlerinden kaçması, komşuların birbirini misafir istememesi demek...
Bu rakamlar var ya...
Krizin bizi "teğet" geçmediğinin göstergesidir.
Bu rakamlar kriz gibi leyleklerin de Sakarya'yı teğet geçmediğinin en büyük göstergesidir.
Evet beyler...
Kriz bizi teğet geçmedi.
Tıpkı lak lak ailesinin bizi teğet geçmeyip, tütmesi gereken bir sanayi bacasının üzerine yuva yapması gibi...
Dikencik !
Leyleklerin fabrika bacasına yaptığı yuva beni çok etkiledi.
Düşünün...
Binlerce lira, hatta milyonlarca lira harcıyorsunuz ve fabrika yapıyorsunuz. Yüzlerce insana iş ve aş veriyorsunuz. Bir zaman geliyor. Fabrikanızda işler kötü gidiyor. Fabrikanın kapısına kilit vuruyorsunuz.
Bir tek siz değil, sizinle beraber yanınızda çalışanlar da işsiz ve aşsız kalıyor. Aile reisi işsiz kalınca evdekiler de aç kalıyor. Bir söz var "Aç mezarı yok" diye... Evet Türkiye gibi cennet bir ülkede aç mezarı yok. Ama kuru ekmek yerine 3 çeşit yemeği çocuklarınızla yiyip de sofradan kalkmak da var.
Ayrıca krizle beraber insanların psikolojileri de bozuluyor. Sinirler geriliyor. Sonuçta aile kavgaları ve parçalanmalarındaki sayı çığ gibi artıyor. Çevrenize bir bakın… Aile içi şiddete uğrayan kadın sayısına bir bakın.
Dünyada kriz var. Tamam...
Türkiye'de kriz var. Tamam...
Sakarya'da kriz var. Tamam...
Orasını burasını bilmem. Ben Sakarya'ya bakarım. Sakarya'da krizi en az zararla atlatmak için milletvekilleri, Büyükşehir Belediyesi, SATSO, SESOB ve Başkent'e gönderdiğimiz beyler acaba ne yaptı?
Soruyorum...
Bu beyler Sakarya'nın krizden en az etkilenmesi için ne gibi somut bir girişimde bulundular? Teşvik Sistemi masalı anlatmaktan başka ne yaptılar? "Konuşmaktan başka şey de yaptık" diyen bir adım öne çıksın. Bu köşe ona açık.
Biliyorum.
Bana yine bana kızacaklar ama şu bacaya yuva yapan leylekler gibi hepimizin ömrü laklakla geçmiyor mu?
Naci baba üzdü...
Sakarya Gelir İdaresi Başkanlığı Alifuat Cebesoy Vergi Dairesi Takibat Şefi Naci Türkücü, kalp krizi geçirmiş. Muhasebeci Umut Türkücü'nün de babası olan Naci Baba, yoğun bakımda tedavi altına alındı. Bilen bilir. Naci Baba çetin cevizdir. Baba Naci'nin kısa sürede iyileşip yine işinin başına döneceğine inanıyorum. Naci Baba'ya Cenab-ı Allah'tan şifalar dilerken, Türkücü ailesine de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum...
Yazı Tarihi :
Yazı Tarihi : 11 Haziran 2009 Perşembe
Bu yazı 39 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar