Gençken çok hayal kurardım. Olmayacak hayallerdi ama güzellerdi. Zaten adı üstünde "Hayal"…
Mesela mahallemizde oturan bir sarışın vardı. Platonik âşıktım. Hayallerimde onu alıp, dünya turuna çıkıyordum. Ne hayallerdi ama...
Neyse fazla detaya da inmeden gençlik hayallerimi kapatalım. Bir de bunun hanıma hesap verme kısmı var ki, Allah muhafaza!
Bizim gençlik yıllarında kurduğumuz hayaller gibi bizim kentimizde de hayal kuran beyler var.
Aslında samimi olmak gerekirse, bu insanların kurduğu hayallere saygı duymak lazım. Bu insanların hayal dünyalarına sahip çıkmak lazım. Ancak siz de takdir edersiniz ki, adı hayal olunca ne kadar da takdir etseniz, hepsi hayallerde kalıyor.
Tıpkı Sakarya'nın Teşvik Sistemi'ne alınması için kısa süre önce gazetelerin sayfalarını süsleyen beylerin açıklamaları gibi... Ne yalan söyleyim, bu açıklamalar hayal de olsa insanın hoşuna gidiyor.
Usta kalem Cevdet Güngör'ün gündeme getirdiği ve sırasıyla SATSO Başkanı Akgün Altuğ, AKP İl Başkanı Şenol Morgül ve SESOB Başkanı Hasan Alişan'ın, Sakarya'nın Teşvik Sistemi'ne alınmasıyla ilgili açıklamalarını hatırlarsınız.
Bizim hayalperest beyler, "Bakan'la görüşelim. Sakarya mutlaka sisteme alınmalıdır. Öyledir. Böyledir" diyerek basında yer aldılar. Ben de 30 Mayıs tarihinde bu köşeden bu beylere bir gönderme yapmıştım. Yan tarafta Dikencik'te o gün neler yazdığımı kısaca sizinle paylaşıyorum. Kısaca bu beylere ve bu işlere soyunanlara, "Bırakın tıraşı" demiştim.
Cinayetler, intiharlar, Kurudere ve Akyazı seçimleri nedeniyle biraz geç oldu. Olsun... Geç olsun temiz olsun derler yaaaa...
Bizim, zamanında "tıraş" dediğimiz Teşvik Sistemi açıklandı. Sakarya'ya da klasik olarak kol saati çıktı. Bir zamanlar iyi niyetle yerel gazetelerde boy gösteren beylere soralım bakalım...
Beyler ne oldu şu sizin Teşvik Sistemi hayalleriniz? Hani milletin ağzına bir parmak bal çalıp, "öyle olacak, böyle olacak, şöyle girişimlerdeyiz, mutlaka Sakarya sisteme dâhil edilmeli, işin peşindeyiz, bırakmayız" masallarınıza...
Başkent'te bir lobiniz bile yok... Burada kısır çekişmelerden bir araya gelip Sakaryaspor'a bile destek veremediniz. Ellere rezil olduk. Bir de Teşvik Sistemi için devreye gireceksiniz.
Siz, hani o muhteşem arabaları olan, hatta aile boyu jiplere binen, yazlıkları ve kışlıkları olan, iş yerlerinde yüzlerce kişiye ekmek veren, burnunuzdaki kılları bile aldırmayan beyler bir araya gelip "Sakarya Teşvik Sistemi'ne alınmalıdır" diye masaya vuracaksınız.
Haaa...
Bir de size bizim vekillerimiz destek verecek...
Sonra Sakarya sistemin içinde kendini bulacak...
Sakarya hak ettiği yerlere gelecek...
Avrupa kenti olacak...
Marka şehir olacak...
Sakarya'nın ıslama köftesini Tanzanya yerlileri bile bilecek...
Bunu da siz yapacaksınız...
Vallahi hanıma rağmen gençlik yıllarımdaki o sarışınla yemek yemek aklıma gelir de sizin bu işleri becereceğiniz aklıma gelmez...
Öyle yaa...
Hayallerin de bir sınırı var. Abartmamak lazım...
30 Mayıs'ta biz bu köşede kısaca ne demiştik ?
17 Ağustos depremi sonrasında da Sakarya'nın teşvik alan iller arasına girmesi için suni bir gündem oluştu. Milletvekilleri, belediye başkanları, sivil toplum örgütleri gazetelerde boy boy açıklamalar yaptı.
Sonuç?
Tıraşş...
Düzce, Teşvik Sistemi'ne girdi, bize kol saati...
Şimdi gene aynı gündem ve aynı açıklamalar... Hikâye...
Neden?
Bugünleri yıllar önce yaşadık be kardeşim... Tecrübeliyiz, terliyiz. Başkalarını bilmem ama en azından ben terliyim. Yemem... Şu anda gelişen senaryo aynı senaryo... Milletin ağzına bir parmak bal çalıyorlar.
Siz asrın felaketi olarak kabul edilen 17 Ağustos depremi sonrasında Sakarya'yı teşvik alan iller arasına aldırmadınız. O acı ve gözyaşı dünyayı dağlarken, bir işi başaramadınız. Komşu Düzce teşvik alan iller arasına girerken, seyirci kaldınız.
Şimdi...
Sakarya, Teşvik Sistemi'ne girsin...
Vayyy beee...
Kim yapacak bunu?
Herkes başladı "Ben destek veririm" yalellisine... İki fotoğrafı gazeteye çıkacak diye, yap bir destek açıklaması gitsin...
Cevdet Ağabey'in düşüncesi güzel ama o da biliyor ki bu teşvik masalı tutmaz.
Haaaa...
Keşke Teşvik Sistemi'ne bizi dâhil etseler de; ben de bu yazdıklarım yüzünden kıçıma kadar kızarsam. Keşke ben bu köşeden, "Hepinizden özür dilerim" desem. Başkent orada ise Sakarya da burada...
Göreceğiz bakalım bizi Teşvik Sistemi'ne alacaklar mı, almayacaklar mı? Ama şunu peşinen söyleyin. Köşe malzemesi bulamadığım her gün Arap yalellisi gibi bu konuyu işler, "Hani şu Teşvik Sistemi vardı ya... Ne oldu" diye sorarım.
Bakın beyler...
Bu ülkede teşvik 3. sınıf kentlere veriliyor. Sakarya kendini birçok konuda aşmış bir kent... Bizim teşviğe ihtiyacımız yok. Bizim bu kentteki potansiyeli, bu kentteki iş gücünü, bu kentteki ekonomiyi doğru yönlendirecek, girişimci, aktif, oturduğu koltuğun hakkını veren yöneticilere ihtiyacımız var.
Bırakın Teşvik Sistemi masalına destek vermeyi de, Başkent'te yıllardır çekişmelerden bir araya gelip kuramadığınız 'Sakarya lobisi'ni kurun. Bir araya gelin de iş adamlarının ve esnafın sorunlarına çare bulun.
Olmayacak duaya âmin diyeceğinize, acil servisten musalla taşına doğru yol olan Sakarya ekonomisine, esnafına, işçisine, çiftçisine, sanayisine, vatandaşına sahip çıkın.
Siz bunları yapın da ben de bu yazdıklarım yüzünden kıçıma kadar kızarayım...
Yazı Tarihi : 10 Haziran 2009 Çarşamba
Bu yazı 35 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar