Mustafa Gümüşel e-mail mgumusel@sakaryahalk.com
Siyasi irade aranıyor!…
Geçtiğimiz cuma günü İl Genel Meclisi'nin hazırladığı "Çevre Düzeni Planı" ile Karasu'da kurulmak istenen "ağır sanayi" bölgesinin çevreye vereceği zararları dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım…
Yine aynı yazımda, Ankara'da bazı bürokratların "Çevre ve Orman Bakanlığı" nezdinde girişimlerde bulunarak, İl Genel Meclisimizin aksine, "ağır sanayi" olarak ayrılan bölgeyi "sulak alan" ilan etmesiyle Karasu'nun ve ilimizin büyük bir "çevre felaketinden" kurtulduğunu yazmıştım…
Tabi bildik çevreler tarafından yine müthiş bir "elektronik posta" bombardımanına tutuldum. İyi niyetlerinden şüphe ettiğim bu "elektronik posta" sahiplerine buradan laf yetiştirmeyeceğim…
Ancak onlara "çevre" ile ilgili komşumuz Kocaeli'den ve "100 Doğa Harikası" adlı kitapta yer alan, "Mayıs ve Haziran'da görülmesi gereken 10 yer" arasında ilimizin hangi ilçesinin bulunduğunu aktaracağım…
İsterseniz önce "100 Doğa Harikası" adlı kitapla başlayalım. Bizi ilgilendiren ve "Türkiye'nin yeni bitkileriyle tanışın" başlığıyla başlayan yazı şöyle devam ediyor…:
"Sakarya'nın Karasu ilçesinde, Sakarya Nehri'nin Karadeniz'e döküldüğü noktadan batıya doğru yaklaşık 26 kilometre uzanıyor. Kumul, bataklık ve subasar ormanları baharda muhteşem bir çiçek örtüyle kaplanıyor…
Kumulunda tehlike altındaki altı tür yetişiyor. Türkiye florasına (bitki varlığı) yeni eklenen hydrocotyle vulgaris, leucojum aestivum gibi endemik türler de bulunuyor…
Acarlar Gölü ve Longozu birinci derecede sit alanı. Ancak habitat henüz incelenmedi. Daha vahimi, birçok bölgesi imara açıldı…"
Bu kitabın yazarı Karasu'nun binlerce dönümlük arazisinin İl Genel Meclisi tarafından "ağır sanayi" bölgesine çevrildiğini bilseydi acaba "vahim" yerine hangi kelimeyi kullanırdı…
Gelelim hemen komşumuz Kocaeli'ne. Geçtiğimiz aylarda Kocaeli'nde de "Kartepe" ve "Uzunçiftlik" mevkiinde "demir-çelik fabrikası" kurumak için "bizim kucak açtığımız bu firmanın" bir müracaatı oldu…
Sonra ne oldu biliyor musunuz? Önce "siyasi irade" sonra "sivil toplum örgütleri" ve vatandaş ayağa kalktı. Kocaeli "topyekun" bu firmanın karşısına dikildi…
En önemlisi de "siyasi irade" bu konuda hiç taviz vermedi. Zaten "siyasi irade" biraz zafiyet gösterseydi, adamlar bizdeki gibi amaçlarına ulaşmıştı…
Ama onlar her defasında, "Hiç kimsenin Kocaeli, Kartepe ve Uzunçiftlik'in havasını, suyunu, toprağını kirletmesine izin vermeyiz. Burada ‘demir-çelik fabrikası' kurulmasına sıcak bakmıyoruz ve böyle bir şeye izin vermeyiz" diyerek net bir tavır sergilemesini bildi…
Biz ise, Ankara'daki bazı bürokratlar ki, onları alınlarından öpmek lazım, Karasu ve ilimizin içine edilmesini "dur" dedikleri için bozuluyoruz. Adeta gelip havamızın, suyumuzun, toprağımızın kısacağı "çevremizin" içine edin diye yalvarıyoruz. Acaba niye…?
Niye olacak, bir kere Sakarya'da "çevreye" sahip çıkacak "siyasi irade" yok. Sakarya Nehri, Sapanca Gölü ve yamaçlarının hali, vs, en önemlisi de Karasu'ya "demir-çelik fabrikası" kurulmasına izin vermek bunun en bariz örneği. Diğerini ise ne siz sorun ne ben söyleyeyim…
*****************************************************
Gel de ye!...
Bugün sizlere takvim yaprağından bir yazı aktarmak istiyorum. Gerçi ben ne yerim ne de evime sokarım. Eminim bu yazıyı okuduktan sonra siz de benim gibi düşüneceksiniz. Evet, salam ve sosisten bahsediyorum…
"ABD'li newstarget sitesi şarküteri ürünlerinin ürkütücü fotoğraflarını yayınladı. Salam ve sosisleri iki üç katı büyüterek yapılan çekimlerde işlenmiş etin dokusu açıkça görülüyor. Örneğin ‘dana yüreğinden yapılmış salamların' içinde, çıplak gözle bakıldığında ‘karabiber' olduğu düşünülecek kara parçacıklar var…
Hâlbuki ‘içindekiler' listesinde ‘karabiber' yok! Salamlara pembe renk veren ‘sodyum nitrit' isimli katkı maddesi ise ‘pankreas kanseri, beyin tümörü, lösemi ve diğer kanser' türlerinden sorumlu ‘zehirlerden' biri. Fotoğraflarda görünemeyen şeyler de var tabii; MSG (monosodyum glutamat) gibi katkı maddeleri görülemiyor…"
Hayır, anlayamadığım insan sağlığını tehdit eden "salam-sosis" gibi gıda maddeleri dururken, kalkıp bizim "kokoreç" ve "çiğ köftemize" laf etmiyorlar mı ifrit oluyorum. İyisi mi siz bizim "kokoreç" ve "çiğ köftemize" dokunmayın. Alın "salam-sosisinizi" ne yaparsanız yapın…
Yazı Tarihi : 08 Haziran 2009 Pazartesi
Bu yazı 165 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar