Ara seçim nedeniyle kanki Nurettin Eryılmaz ile yollardayız. Önce Karasu'nun Kurudere beldesinde soluğu aldık. Bizi beldede yerel muhabirlik yapan Mustafa Özdemir karşıladı. Biraz sohbet ettikten sonra, Alemdar Balık Restoran'a gittik.
İşyeri sahibi İdris Alemdar, "Buradaki doğa harika ama yılladır burayı kimse keşfedemedi. Reklamını yapmadı. Fındığın hali belli ve belde ekonomisi felç... Oysa burası turizm cenneti olur" diyor.
Masada bulunan herkes balıkçı Hasan Bey'e hak veriyor.
Biraz sonra merkezdeyiz. MHP adayı Mehmet Alemdar, söylemiş çayları, icraatlarını anlatıyor. 30 yıllık devlet memurluğu yapan Alemdar, saygılı ve mütevazi bir insan... Biz de oturup muhabbete dalıyoruz. Masamızda MHP Kurudere Belde Başkanı Mehmet Dilsiz de var. Seçim çalışmasından çok neşeli muhabet de var masada...
Biraz sonra karşı kahvehanedeyiz. Orada da AKP adayı Ali Dilsiz var. Aynı zamanda başkan olan Dilsiz de çok nazik bir insan... Yeri gelmişken yazayım; Kurudere halkı gerçekten on numara insanlar... Sizi öyle ağırlıyorlar ki, kendinizi kral hissediyorsunuz.
Başkan Dilsiz ile sohbet ettikten sonra, adayları bir araya getirmek istediğimizi söylüyoruz. Dilsiz, "Ne demek" diyor ve hep birlikte karşı kahvedeyiz. Saadet Partisi'nin kurt belediye başkan adayı Celil Bergin de gelince ortalık iyice şenleniyor.
"Hep böyle şen, neşeli ve birbirinize yakın mısınız? Sonuçta seçime 3 gün var ama bir gerginlik yok" diyorum.
(Ortalık kahkahadan geçilmiyor)
Başkan Dilsiz, "Biz hep birlikteyiz. Seçim var. Rekabet elbette var. Ama önce dostluk var. Biz birimize kız alıp vermişik" diyor. "Seçim ne olur" diyorum.
Celil Bergin, "2 dönem başkanlık yaptım. Biraz eksiklerim var. Onları da tamamlamak için bu kez yine ben başkan olmalıyım" diyor.
Ali Dilsiz, "Sen sıranı kaybettin. Sıra benim... Ben birkaç projeyi daha hayata sokayım. Sıramı kimseye vermem" diyor.
Mehmet Alemdar ise, "Yahu ikiniz de başkanlık yapmışsınız. Yeter ama... Sıra artık bende... Bırakın ben başkan olayım" diyor.
(Kahkahadan meydan inliyor)
Sizin anlayacağınız Kurudere'de ülkenin belki de hiçbir yerinde olmayan, hoş gürü ve dostluk var. Demokrasi diye bir şey varsa, o da Kurudere'de var.
Rekabetse rekabet... Ama saygılı ve tatlı bir rekabet...
Seçimse seçim... Ama önce dostluk denilen bir seçim...
Hırssa hırs... Ama beldeye hizmet aşkıyla yaşanan bir hırs...
Sizin anlayacağız Kurudere'de demokrasi şöleni var. Bu arada seçimin kimin alacağına gelince... Seçmenle birebir görüştük. 29 Mart'ta kim hangi partiye oyunu verdiyse yine o partiye oyunu vereceğini söylüyor. Ama "Pazar günü de sonuç aynı olur" demeyin.
Çünkü...
Seçime girmeyen siyasi partiler var. İşte Kurudere'de son sözü söyleyecek olan geçen seçimde oyunu başka partilere veren seçmendir. Kim bu seçmenlerin oyunu alırsa o kazanacak. O mutlu sona ulaşacak.
Bence pazar günü yapılacak seçimi boş verin.
Çünkü Kurudere hoşgörü ve demokrasinin kalesi olmuş. Marka olmuş. Herkesin birlik ve beraberlik içinde olduğu ve 'Önce Kurudere' dediği bir ortamda Kurudere genel başkanlara bile örnek olacak bir belde olmuş...
Birileri gitsin de Kurudere'de insanlık görsün...
Dikencik ...
Kurudere'de gezdik. Dolaştık. Ara seçimi konuştuk. Seçmene, 29 Mart seçimleri sonrasında "Fikrinde bir değişiklik var mı?" diye sorduk. İnsanlık ve demokrasi dersi aldık... Ama bölge insanının isyanını da gördük.
Konuştuğumuz birçok vatandaş isyan ediyor. Nasıl etmesin ki? Nasıl dertli olmasın ki?
Kurudere halkının geçimi fındık...
Fındığın hali ortada...
Tam 3 yıldır hükümetin fındıkçıyı cezalandırdığının altını çizen üretici Kurudereliler hayli tepkililer. İçlerinden biri, "Gazeteci hoş geldin. Sen seçim için geldin ama bırak seçimi de geçime bak. Fındık üreticisi 3 yıldır perişan ve mağdur... Hükümet bu yıl fındığı 10 TL yapsa bile fındık üreticisi borcunu ödeyemez" diyor.
Dertli mi dertli üretici konuşurken, kahvehanede bulunan herkes tepki veriyor.
Fındıkçı isyan ediyor.
Konuşmasını sürdüren fındık üreticisi, "Sen işini yapıyorsun ama asıl sen bizim içinde bulunduğumuz hale bak. Pazar günü gider oyumuzu veririz. Kim kazanırsa kazansın, zaten bizden. Bunda sorun yok. Ama ekonomik kriz nedeniyle gelinen nokta da biz bittik. Yandı" diyor.
"Haklısınız. Doğru söylüyorsunuz" dedikten sonra, "Tamam fındıkçı perişan. Tamam, fındıkçı yandı. Tamam, fındıkçı bitti. Ama seçimde fındık bölgelerinde yine hükümet belediye başkanlıklarını aldı. İsteyen istediği partiye oyunu verir ama bunu nasıl değerlendiriyorsunuz" dedim.
İç çeken bir üretici:
Ahhh ahh... Beş parmağın beşi de birbirine benzemiyor ki...
Yazı Tarihi : 05 Haziran 2009 Cuma
Bu yazı 86 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar