Garı bırakın dönün baloya

Mücahit Türetken

Mücahit Türetken
Garı bırakın dönün baloya

Neymiş Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, AK Parti Milletvekilleri ve Vali Mustafa Büyük ile Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ı ziyaret etmişler ve bazı kararlar almışlar.

Vay efendim koca bakanı ziyaret edip, bu soğuk kış günlerinde yudumlanan limonlu ıhlamur eşliğinde havadan, sudan konuşmak yetmiyormuş beyefendilere sanki de birde üstüne bazı kararlar almışlar.

Sanki Ulaştırma Bakanlığı kendilerine bağlı alt bir kurum gibi her gün görüşüyorlar; madem Binali Bey'i buldunuz oturun için çayınızı, kahvenizi biraz sohbet edin, bakın keyfinize.

Size kim karar al diyor ki? Sizden karar almanızı isteyen mi var? Hem bu şehirde karar alma yetkisini nasıl kendinizde görürsünüz?

Bu şehrin akil adamları var. Yıllardır bu şehirde köşe başlarını tutmuş, çok büyük hizmetlerin gelmesini sağlamış, 28 Şubatta asker yalakalığında sınır tanımamış, verilen her görevi başarıyla yerine getirmiş, bu şehrin akil adamlar var. Bakanla görüşüp karar almak, proje üretmek size mi kalmış?
Siz Bakan beye sunacağınız projeler için bu akil adamların onayını aldınız mı?
Ahh değerli protokol ah çok büyük hata ettiniz. Öyle kafanıza göre işlere kalkışmayın. Bu şehir sizin bildiğiniz şehirlerden değil. Siz bu şehirde öyle her istediğinizi yapabileceğinizi falan mı zannediyorsunuz?
Mesela Ayhan Sefer Üstün, sen kalk Ferizli'nin köyünden gel bu şehri yıllarca yönetmiş akil adamlarına danışmadan proje üret. Bu kabul edilebilir bir şey mi?
Sayın Üstün, Milletvekili olmuş olabilirsiniz ama bu makam sizin, "Hızlı trenin Sakarya'ya iki katkısı olacaktır; birincisi, gürültü kirliği; ikincisi, hava kirliliği" diyen Cumhuriyetin yılmaz savunucu ağabeylerimizden onay almadan iş yapabileceğiniz anlamına gelmiyor.

Peki ya siz Sayın Toçoğlu, bu şehirde on binlerce kişinin oyunu aldım diye bu şehri istediğiniz gibi yöneteceğinizi mi zannediyorsunuz?
Zaten hiç biriniz ne baloda dans etmeyi bilir ne heykelden ne resimden anlarsınız.

Siz hep böyle hep kafanıza göre takılın. Ne yapacakmışsınız siz, Bakanla görüşüp neye karar vermişsiniz? Tren garını taşımaya.

Kusura bakmayın ama siz bu insanlarla makara mı yapıyorsunuz? Siz öncelikle Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası'nın ya da şehir planlaması ve mimari konularda uzman olarak sayılabilecek sendikacıların fikrini almadan nasıl bu işe kalkışırsınız?

SENDİKACILAR GARDA EYLEM YAPIP AÇIKLAMA YAPMIŞLARDI..


İnsanın akıl sağlığını zorlayan bu şehirde kafayı yememek mümkün değil. Nasıl bir şehirdir anlayamıyorum. Bir garip sendika kalkmış garda eylem yapıyor, neymiş efendim tren seferlerinin durmasına neden olan uygulamaya son verilsin ve tren seferleri yeniden başlatılsın.

Be kardeşim tren seferlerinin durma sebebini sen bilmiyor musun?
Ne yani şimdi, hızlı tren için yapılan çalışmalar durdurulsun mu? Bunu mu istiyorsunuz, Allah aşkına biraz ciddiyet lütfen.

Ağzımızdan çıkanı kulağımız duyuyor mu?

Hızlı trenin hava kirliliğine neden olduğunu söyleyen kişi bu şehirde akil
adam adı altında yıllardır gazetecilik yapıyor. Kardeşim hızlı tren öyle sizin çocukluğunuzdaki gibi kömürle falan çalışmıyor ki, neyin hava kirliliği.

Siz nerde yaşıyorsunuz, dünyadan haberiniz yok, sanki 1940'larda donup kalmışsınız. Koca dünyayı kendi hastalıklı dünyanızdan anlamaya, değerlendirmeye çalışıyorsunuz. Kendinize hep güldürüp hem acındırıyorsunuz.
Bırakın artık bu Kemalist/ulusalcı dar görüşlü bakış açınızı. Biraz kendinizi yenileyin. Herkesi hırsız, iş yapmaz göreceğinize biraz kendinizi sorgulayın.

Neden insanlar bizi kimse ciddiye almıyor diye düşünün.
Dünyaya açılamıyorsunuz bari kalkın Türkiye'nin gelişmiş şehirlerini gezin. Oturup fi tarihinde burada şu vardı ötede şu vardı romantizmine girmeyin. Bunun sonu ruh sağlığı açısından da hiç iyi olmaz, bir bakmışsınız kendinizi Balıklı Rum Hastanesi'nde elektro şok masasında bulmuşsunuz.
CHP'li kimliğinizi saklayıp aslında biz şehrin menfaati için çalışıyoruz numaralarınızı artık kimse yemiyor. Kendinize ve çevrenizdekilere bir güzellik yapıp önce durumu kabullenin.


xxx xxx xxxx xxxxx xxxxx xxxxx


Sakarya'nın zengin dindarları nereye bakıyor?

Sosyal adaletçi görüşleriyle tanınan yazar İhsan Eliaçık son zamanlarda dindarların ekonomik gücü ele geçiriş biçimleriyle ve bu gücün toplumda adil bir şekilde paylaşılmadığı yönündeki eleştirilerinin dozajını biraz daha arttırdı.
Tamam, İhsan Eliaçık biraz abartıyor olabilir, ancak tamamen haksız diyebilir miyiz?
Müslümanlar kazançlarını Hz. Peygamber'in sünnetine uygun bir şekilde paylaşıyorlar diyebilir miyiz?
Dindar zenginlerin kibirli olmadığından…
Mağdur insanları, komşularını gözettiklerinden…
Bunca yoksulluk mahrumiyet varken Allah'ın yasakladığı israftan kaçındıklarını net bir şekilde söyleyebilir miyiz?
Maalesef ki hayır. Bugün dünyaya gelişini dahi bidata kaçıp kandillerle, kutlu doğum haftalarıyla kutlayacak kadar sevdiğimiz Hz. Peygamber davranışlarımıza, sözlerimize, birbirimizle olan ilişkilerimize, harcamalarımıza, paylaşmalarımıza, aramızdaki samimiyete, dayanışmamıza baksa işte benim ümmetim diyebilir mi?
Hangimiz gönül rahatlığıyla bu sorulara net bir şekilde evet diyebiliyoruz?
Hz. Peygamber'in sahip olduğu tevazu kaçımızda var?
Hz. Peygamber bizi ümmeti olarak görür ve bağrına basar mı?
İnandığımız dini sarıkla, cüppeyle, misvakla, tespihle, sakalla, turistik Umre ziyaretleriyle, efendilerle, cemaatlerle anlamaya çalışan bizler gerçekten doğru işler mi yapıyoruz?
Sünnetini dahi kaçırmadığımız her namazdan sonra 33 kez tespih çekme konusunda gösterdiğimiz hassasiyetin çeyreğini aldatmama, adil ve dürüst olma konusunda gösteriyor muyuz?

Aylardır Sakarya'da yaşam mücadelesi veren mültecilerin halini hiç düşünüyor muyuz?
Bu soğuk kış günlerinde Irak'tan, Suriye'den, Filistin'den, Afganistan'dan kaçıp gelen, Sakarya'ya sığınan insanların ne şartlarda yaşamlarını sürdürdüklerini merak ediyor muyuz?
1500 kişi Sakarya'da bize emanet. Bu emanete hakkıyla bir Müslüman gibi sahip çıkıyor muyuz?
Ben çalışıp kazanıyorum, zekâtımı da veriyorum deyip kimse kendi vicdanını rahatlatmaya kalkmasın. Bu inandığınız din sizin en güzel evlerde oturan, en iyi arabalara binen hoca efendilerden öğrendiğiniz gibi bir din değildir.
Bütün yaşamı boyunca olduğu gibi vefatından sonra da kendisinden geriye dünya mülkü namına bir şey miras bırakmayan Hazreti Peygamber midir örnek almamız gereken yoksa bu kanaat önderi dediğimiz insanlar mı?
Çocuğuna süt alamayan Iraklı annenin, kocasını Afganistan'da bırakmış kadının, gece aç olduğu için gözüne uyku girmeyen ve bütün gece ağlayan Filistinli bebeğin üzerimizde hakkı vardır. Bu acıları hissedebiliyor musunuz?
Bu mu sizin İslam'dan anladığınız? Her yıl Hac'a gidip, şehrinize gelen emanete sahip çıkmıyorsanız sizin inancınızda, ibadetleriniz de sorun vardır.
1500 kişinin arasında dul kadınlar, yetim çocuklar, ailesinin geçimini temin edemeyecek sakat babalar, hasta insanlar var.
Tecavüze uğramış gencecik kızlar var. Bu nasıl bir Müslümanlık, bu nasıl Hz. Peygamberin ümmeti olma şuurudur, bu nasıl bir Allah korkusudur!
Zulme uğramış Müslümanların acısını paylaşmadığımız için Allah'ın hesap sormayacağına mı inanıyorsunuz?
Tecavüze uğramış mülteci kadının çocuğu bebe bisküvisi bekliyor. Buda mı canınızı sıkıp, acıtmıyor? Hiç mi Allah'tan korkmuyorsunuz? Sürdürdüğünüz yaşam kalitesinden ödün vermenizi beklemiyoruz ama can sıkıntısından alıp da hiç kullanmadığınız kıyafetleriniz var ya işte o israf ettiğiniz parayla kaç çocuğun süt ihtiyacını karşılayacağınızı hiç düşündünüz mü? Ve bu şehirde yaşam mücadelesi veren mülteciler bu şehrin zenginlerinin yardımlarını bekliyor.
Bu insanlar markalı elbiselerinizden istemiyor, sadece soba, bebe bisküvisi, halı, yatacak bir koltuk, süt, ısınacak battaniye ve erzak gibi temel insani ihtiyaçları bekliyor.
Ey dindar zenginler gözleriniz nereye bakıyor? Bu insanları görmediğiniz bir istikamete mi?
Eğer baktığınız yerde bu açlık gözükmüyorsa yönünüzü değiştirin. Gittiğiniz yol yol değildir.
Allah size verdiklerimizden infak edin, merhamet edin diye emrediyor. Peygamber komşusu açken tok yatan bizden değildir diyor.
Müslümanlar komşularımız aç. Ve biz rahat yatıyoruz.
O halde ortada bir sorun var. Ya biz Hz. Peygamber'in hadisinin muhatabı olanlardan değiliz ya da başka bir problem var. Bunu iyice düşünmemiz gerekiyor.



Yazı Tarihi : 09 Şubat 2012 Perşembe
Bu yazı 721 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

zeki beye birilerinin artık dur demesi lazım daha ne kadar bekleyeceğiz şehri berbat etmesi için medya bu konuda sadece yazıyor icraat yok
ayfer yangel @ 10.02.2012 08:49:47
Muco sen böyle değildin seni bu hale ne getirdi senin nerde kaldı adalet duygun nerde kaldı merhamet yanın yazık sana tüh demiyorum bu tür yazı ve akp borazını gibi yazı yazmanı bu kadar gözü kapalı yüreğı taşlaşmış halini hangi pisikoloji ile yazdığını anlamıyorum aklın yetse az daha İhsan eli acık hocaya bile laf edecek duruma seni ne getirdi bunu merak ediyorum birde bilmem ne sendikası ve benzeri işçi kamu sendikacılığına bu şekil saldırmanı neye kime dayanarak yaptığını ve pisikolojini komleksine duygusallığına veriyorum benim bildiğim muco iyi bir mumin idi oysaki bu arkadaşın ne adalet ne merhamet duygusu hükümetle beraber üst yapının şehir getirimçi güçlerin kalemşörlüğünü ihale rantiyecilerine ruhunu fatiha yapan nedir bu rezi
veyselsaka @ 10.02.2012 00:40:16
allah aşkına enkaz halinde bir garımız var ve şehrin ta göbehinde sizde biliyorsunuz siz sadece dava acmayı bilirsiniz bırakın allah aşkına siz benim bir sakaryalı olarak hakkımı savunacaksanız savunmayım lütfen sizden rica ediyorum şehrin merkezinde gar askeriye fabrikanın ne işi var be bıktık artık sizin zihniyetinizden
ismail @ 09.02.2012 15:33:38
her daim yazının ikinci bölümündeki tariflere uyabilenlerden olabilmen(m)iz umuduyla.....
selami aydın @ 09.02.2012 14:19:06
keşke düzelse, ama bu şehrin sorunları...düzelmiyor.....bu şehirde sorun yok diye düşünenler ya bu şehirde yaşamıyor ya da 1. cümledeki eylemle sorunların düzeleceğini sanıyor, ama maalesef öyle değil..onur da maalesef para ya da menfaat karşılığı ayaklar altına alınabilir bir şey oldu günümüzde....bu sitede şehrin sorunlarıyla ilgili yapılan haberlerin(Trafik, sağlık, eğitim, imar, su, elektrik v.s.) altında olumsuz yorumlar uzayıp giderken, hala, yerel yönetimin ya da ilgili diğer birimlerin her şeyi doğru yaptığını düşünen, yanlış ypılan işler eleştirilince de "vay ulusalcı kemalist bilmem ne bunlar her şeye karşı çıkıyorlar" diyebilen insanların şerrinden Allah herkesi korusun, ne diyeyim artık,hakikaten aklım tutuldu bu yazıya
selami aydın @ 09.02.2012 14:17:10
Sevgili abim kimse hızlı tren projesinin durmasını istemiyor ama nedense insanlar madur edilerek yapılıyor bu çalışma Ankaradan Köseköye kadar yeni bir hat üzerinden yapılan yol Köseköyden sonra eski hattın bulunduğu yola bağlanıyor hızlı trenin hızlı gitmesinin sebebi gittiği yolda viraj olmamasıdır.Fakat eski hat üzerine dünyanın en modern rayınıda yapsak o tren yine yavaş gidecektir yine yavaş gidecektir.Avrupada bu işleri aynı anda yapabiliyorlar tek rayı yenilerken diğerinden trafik seyir edebiliyor neden Adapazarı hattındada yapılmasın.Uluslarası anlaşmalar gereği kesemedikleri yük taşımacılığını gemilerle trakyaya taşıyolar ki madur olmasın taşımacılar bu hat üzarinde seyir eden 20 bin kişi ki çoğu öğrenci ve işçi ne yapsın...
Sefa Çelik @ 09.02.2012 11:13:19
sevgili Mücahit kardeş; size tek bir soru sorabilirmiyim...
Irak'ta milyonlarca Müslüman, Amerika tarafından katledilirken Dindar Hükümetimiz Amerika'ya karşı hangi yaptırımları uygulamıştır?
Murat @ 09.02.2012 10:10:22
Ey çakma müslümanlar;

?Güneşi ceketinin astarı içinde kaybetmiş marka Müslümanları? diyerek, senin hakikatini ortaya sermişti. Lakin sen bu hakikate, bu kadar zamandır kulağını ve yüreğini kapattığın için mesele artık ?marka?dan da çıkarak ?çakma?ya vardı.
evet_isyan @ 09.02.2012 09:45:09
Online Ziyaretçiler
-