Şehrin menfaati edebiyatının iflası

Mücahit Türetken

Mücahit Türetken
Yıllar önce Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Akgün Altuğ, Başbakan Erdoğan'ın yurt dışı gezilerinden birine dahil olmuş, aynı uçakta seyahat etme fırsatını bulmuştu.
Fırsat bu fırsattır diyen Altuğ, bu seyahatte Erdoğan'la yaptığı görüşmenin detaylarına, en ince ayrıntısına kadar yerel basınla paylaşmıştı.
Peki, Akgün Altuğ, Başbakan Erdoğan'la ne konuşmuş? Gar meydanı.
Evet evet yanlış okumuyorsunuz, koskoca Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'la 2 ya da bilemediniz 7 dakika görüşme imkanı bulmuş ve şehrine hizmet etmek adına, gar meydanı meselesini görüşmüş.
Ne büyük girişim ne büyük fedakarlık değil mi?
Oysaki Altuğ çok daha büyük ve önemli konuları görüşebilirdi. Örneğin yatırım konusunda bazı taleplerde bulunabilirdi. Ancak Altuğ; hayır, bizim şehrimiz için en önemli konu gar meydanıdır ve ben bu sorunu çözmek için Sayın Başbakan'dan talepte bulundum demiş herhalde.
Tayyip Erdoğan'ı çok az tanıyan bilen insanlar Erdoğan'ın bu görüşmenin ardından neler düşünebileceğini az çok tahmin etmiştir…
Aradan 2-3 yıl geçtikten sonra şehrin gündemine yine gar meydanı meselesi geliyor. Muhatap yine SATSO.
Ancak bu kez SATSO'nun bu denli istekli olmadığını görüyoruz. Büyükşehir Belediyesi gar meydanı için istimlak çalışmaları yürütürken SATSO'dan gar meydanındaki yerlerini kendilerine bağışlamalarını istiyor fakat SATSO bu teklife pek sıcak bakmıyor.
Olabilir tabii ki buna da saygı gösterilmesi gerekiyor. SATSO üyelerinin haklarını göz önünde bulundurarak kendi mülkünü bağışlamak zorunda değil.
Ancak burada altı çizilmesi gereken bir husus var; o da SATSO'nun TİGEM arazisiyle ilgili yürüttüğü kampanya sürecinde kullandığı dille gar meydanı arazisinin bağışlanması konusunda kullandığı dilin farklılığı.
İnsan nisyan ile maluldür derler ama unutmuş değiliz. Hatırlayın o dönemde SATSO'nun taleplerini, yaptığı açıklamaları, olaya Sakaryalılık ruhuyla yaklaşımını…
Konu Tigem olunca SATSO üyeleri şehrin menfaatinden, SATSO'nun bir sivil toplum örgütü olduğundan, iyilikten, güzellikten bahsederken konu gar meydanına gelince şehrin menfaati söz konusu olmuyor. Neticede SATSO bu araziyi bağışlarsa Büyükşehir Belediyesi burada ticaret falan yapmayacak, bu işten bir kar elde etmeyecek. Bu arazi bildiğim kadarıyla yeşil alan olarak kalacak ve halkın hizmetine sunulacak.
Demek ki neymiş, şehrin menfaati adı altında yürütülen kampanyalar aslında hiçte görüldüğü kadar masum değilmiş. Herkes işine geldiği gibi davranıyormuş.
Şunu bir kez daha belirtmek istiyorum, benim altını çizdiğim husus asla SATSO'nun kendi mülkünü bağışlamaması değildir. Ben sadece iki benzer olay arasında nasıl farklı davranışlar sergilendiğine, şehrin menfaati adı altında yürütülen kampanyaların aslında gerçekçi olmadığını belirtmek niyetindeyim.
Tabii ki herkes kendi menfaatini koruyacaktır, bu en temel haktır.
Mülkiyet hakkı kutsaldır, kimseye zorla bir yer bağışlatılamaz.
Ama hal böyleyken kalkıp da "biz Sakarya için canımızı veririz, Sakarya bizim için önemlidir, şehrin menfaati her şeyin üzerindedir, el ele verelim birlik olalım" edebiyatına girerseniz bunun gerçekçiliğini/samimiyetini sorgularız.



Yazı Tarihi : 07 Şubat 2012 Salı
Bu yazı 66 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-