CUMA YAZILARI
Bilal Maruf Şimay
parlakay@msn.com
Şarkılarda yalan dünya denir ya boş verin siz onu dilimizle la ilahe illallah deriz amma kalbimizde la ilahe illa dünya vardır. Varsa yoksa dünya ve ekonomi vicdanlar susmuş cüzdanlara bakar olmuşuz işte bu hafta asıl krize bir hikaye ile başlayalım isterseniz.; Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. Bir hindistancevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistancevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el bu yarıktan dışarı çıkamaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü, tamahkârlığı o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür. Bizi bu dünyada tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, sonu gelmeyen ve tatmin olamadığımız arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Aslında yapmamız gereken, tuzaktan kurtulabilmek için elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla hem bedenimiz hem de ruhumuzla özgür olmaktır. Üretmeden tüketen, insani değerlerden giderek uzaklaşan, herşeyin paraya endeksli olduğu toplumdur. sadakatsiz yaşamlar, yalanlar ve dolanlar, kaybolan değerler ve tüketilen insanlar...değersizleşen ilişkiler ve sonra hep aynı zamanlar hep aynı mekanlar hep aynı şeyler...yalnızlıktan kaçarak, yalnızlıktan deli gibi korkarak hep bir başkasına sığınmalar...başkalarına ihtiyaç duymalar... kendine yetememek, başka bir ten olmadan yapamamak... hep bir şeyleri özlemek ama neyi özlediğini bilememek...özlediğini hep bir başka şeyde aramak ve önüne gelen herkesi her şeyi tüketmek... içindeki boşluğun yerine bir şey koyamamak sonucu mutluluğu şuursuzca alışveriş yapmakta aramak, hep daha iyisine sahip olmayı istemekten gözünü hırs bürümüş durup da düşünmeyi, hissetmeyi unutmuş insanlar sadece tüketirler, tüketirler ve farkında olmadan giderek tükenirler... Çevremize şöyle bir baktığımızda insanoğlunun yaşadığı çıkmazların boyutlarını üzülerek görmekteyiz. Özellikle gençler için hayat; iyi giyinmek, iyi yemek, iyi yaşamak ölçülerinden daha fazla bir şey ifade etmemektedir. Aldıkları eğitimi ise, bu hedeflere ulaşmanın bir parçası olarak görmektedir. Hedefler bu kadar bayağı ve dünyalık olunca; çok daha ulvi amaçlar olan, ilim,irfan, güzel ahlak, vatanseverlik, millet perverlik, hak ve adalet, güzel ve faydalıya ulaşma, erdem sahibi olma gibi değerler göz ardı edilmektedir.Ne yazıktır ki, gençliğimiz, manevi değerlerin zayıfladığı, kimlik ve kültür krizlerinin yaşandığı bir dönemden geçmektedir.
Hangi kesime mensup olursa olsun, ülke gençliği hat safhaya ulaşan bir manevi boşluk içerisinde ümitsizce kıvranmaktadır. Eğer biz bu gençliğe bu boşluğu dolduracak başka bir kültür zemini sunmazsak, alternatifsiz kalan gençlik, kişiliksiz, sinmiş, çıkarcı bir yaşamı tercih edecektir. Sorumsuz ve duyarsız gençlik; anlamsız, davasız, inançsız bir toplumu meydana getirecektir.
Netice itibariyle amaçsız bir hayat, kimlik bunalımı, değer kargaşası, onun getirdiği ahlak krizi ile fuhuş, uyuşturucu, kapkaç, hırsızlık, cinayet, adam kaçırma toplumdaki bozulmanın ve çürümenin bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır.
Günümüz insanının içindeki manevi boşluğu dolduracak tek çare, manevi açlığını doyuracak tek gıda, ona dünya ve ahirette huzur ve saadet kapısını açacak tek yol, manevi dert ve hastalıklarına şifa olacak tek reçete Kur'an'ın emrettiği ve Hz.Peygamber s.a.v.'in gerçekleştirmek üzere gönderildiği, iç temizliği, nefis ıslahı, yani insan terbiyesidir. Bu terbiyeyi verecek olanlar da, hiç şüphesiz, kendileri terbiye olmuş kâmil insanlar Allah aşkına boyanmış evliyaullahtır"
ONLAR OLMASAYDI...
Mevlanalar, Yunus Emreler, Hacı Bayram Veliler geçmişte yaşamışlar ama bakıyoruz hala onların gönüllerinden nefeslenen satırlar sadırlarımıza ilaç oluyor evet Onlar olmasaydı, Hz.Peygamber s.a.v.'in gönderiliş gayesi olan kalp temizliği ve nefis terbiyesi gerçekleşmezdi. Bu hedeften uzaklaşan İslâm ülkelerine bakınız. Korkunç bir uçurumla burun buruna geleceksiniz. Bu uçurumu ne ilimde derinleşme, ne zekâ üstünlüğü, ne de edebiyat zenginliği doldurabilir. Bu durum, devası olmayan ruhi ve ahlâki bir buhrandır. Çözümü hiç de kolay olmayan toplumsal bir meseledir.Zira o buhranda insanlar, madde ve malın kurbanı, toplumsal hastalıkların müptelasıdır. Gerek dinî, gerekse milli kültür almış olan aydınlar, makam-mansıp kurbanı, riya, benlik, yükselme aşkı, iki yüzlülük, yağcılık, madde ve kuvvet karşısında eğilmek gibi hastalıklarla karşı karşıyadır. Politik ve toplumsal hareketler, ihtirasların çarpışması, nefis terbiyesinin yokluğu ve zayıf lider kadrosu yüzünden, bir kör dövüşü halindedir. Kurumlar, ihtilaf ve ayrılıkların hüküm sürmesi, sorumluluk duygusunun yok denecek kadar kıt oluşu, sırf madde ve maaş artışı düşünceleri yüzünden laçkadır.Alimler ve din adamları gösterişe fazlaca düşkün olmaları, fakir düşme endişesi, üst tabakanın ve insanların gazabından korkmaları, rahat ve konforlu bir hayata fazlasıyla alışkın olmaları sebebiyle, irşad ve ıslahta cılız kalmakta, vazifelerini yapamamaktadırlar. Evet, ruhi ve ahlâki buhranın olduğu yerlerde durum budur. Bütün bunların devası ise, Kur'an'ın emrettiği ve Hz.Peygamber s.a.v.'in gerçekleştirmek üzere gönderildiği, iç temizliği, nefis ıslahı, yani insan terbiyesidir. Bu terbiyeyi verecek olanlar da, hiç şüphesiz, kendileri terbiye olmuş kâmil insanlar Allah aşkına boyanmış rabbani alimler,varisi enibiya,kamil mükemmil zatlardır"
Sevgi ve muhabbetle Allaha emanet olunuz efendim...
Yazı Tarihi : 27 Ocak 2012 Cuma
Bu yazı 453 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
insan için cehennem ateşinden beter kriz mi var.Asıl önlem onun için alınmalı.İman kuvvetli ise insan önlem almaz mı...
GÜRKAN BEYCAN @ 01.02.2012 13:23:29
Allah razı olsun.İnsanı kendine getiren bir yazı olmuş.Yüce Yaradan kalplerimizi iman ile tedavi etmeyi nasib etsin inşallah.Hayırlı cumalar
ebru @ 27.01.2012 15:09:51