Zordur gazeteci olmak. Dostunuz azdır ama çok görünür...
Sağlam arkadaşlıklar kuramazsınız, kimin size nasıl davrandığını, neden bu
şekilde davrandığını anlamakta güçlük çekersiniz.
İşin en kötü tarafı da size karşı gösterilen ilginin nedenini ancak
gazeteciliği bıraktığınızda anlarsınız.
Büyük gazetelerden birinde muhabirlik yaptığım sırada bir abi vardı sağ
olsun. Beni her gün arar, alır gezmeye götürür, içmediğim halde barları
gezdirirdi...
Ben de öğrenci halimle beni bu kadar gezdiren, bana bu kadar kıymet veren bir
dostum olduğuna sevinirdim.
Bu abi her sabah erkenden beni arar kahvaltıya davet eder, öğlen yemeğini
benimle yer akşam da beni eve kadar kendi arabasıyla bırakırdı. Ehliyetim
olmamasına rağmen aracını bana kullandırır, hatta akşam arabasının bende
kalabileceğini söylerdi...
Sonra ben gazeteden ayrıldım ve işten ayrıldığım günden sonra o abi beni hiç
aramadı.
Taaa ki ben yeniden büyük bir gazetede işe başlayana kadar. Güya "hayırlı
olsun" demek için beni aradığında da ben telefonu soğuk bir şekilde açtım
sonra da beni aramamasını rica ettim.
Ama o abinin o tavrı bana o kadar çok şey kazandırdı ki, artık hiç
şaşırmıyorum insanların tavırlarına. Bana kardeşim dediklerinde aslında ne
demek istediğini görüyorum insanların.
Bir defasında elimizde Kanal D kamerası ile bir araba yarışına gittik. Tülin
Şahin adında bir manken de vardı orada. Ben kendisinden birkaç özel görüntü
ve röportaj almak istediğimizi söylediğimde adımı sordu ve hemen adımın
sonuna "ciğim" ekini konduruverdi. Benim yanımdaki arkadaşım da "Abi kız
senden çok hoşlandı, baksana sana -ciğim'li konuşuyor" dedi. Ah be kardeşim o
bana değil Kanal D'ye diyor o -ciğim'i...
Her ne hal ise işte bu -ciğim'leri, kardeşim'leri çok eskiden gördüğümüz için
artık kimin ne anlamda ve neden kardeşim dediğini görebiliyoruz.
Bir gazetecinin köşe yazması için ise mutlaka bir derdi olmalı. Bizim
derdimiz de Karasuluların gerçekleri görmesi.
Bizim kimseden ne korkumuz, ne beklentimiz ne de kimseye bağlılığımzı var.
Biz hayatımızı tabutumuzun altına girecek dört kişi için yaşıyoruz.
Biz bildiğimiz her şeyin en doğrusunu ve toplum için en yararlısını
yazıyoruz. Yazmadıklarımız ise kendi ağzımıza, kalemimize
yakıştıramadıklarımızdır sadece...
Hani derler ya "her lafa bir cevabım var lakin bir söze bakarım söz mü diye
bir de adama bakarım adam mı diye" o hesap bizimki de...
Bir gazeteci yol açar toplumun çıkarı için. Eğer siz evinizi toplumun
geçeceği yolun ortasına yapmaya çalışırsanız gazeteci o evin yıkılması için
çalışır. Ama evini yola yapanlar, yani toplumu çalanlar, çırpanlar öyle
yaygara koparır ki toplum aslında gazetecinin haksız olduğunu sanır.
Ben yazdığım her haberi yazmadan defalarca düşünürüm. Bu haber kime ne
kazandıracak diye. Ve inanın ki her yerde yazmadığınzı haber yazdığınızdan
çok daha fazla para kazandırır.
Ama bir toplumda biri ahlaksızlık yapıyor ve gazeteci ona ahlaksızlık
yaptığını söyleyemiyorsa inanın ki kimse söyleyemez.
Bizden çekinen insanlara bakarsanız hepsiniz bir ahlaksızlık içinde
olduklarını görürsünüz. Namuslu adam vergi memurundan korkmaz ki. Polis
geliyor dendiğinde ben bir çay fazla içecek diye düşünüyorum, alnım ak çünkü.
Bizden çekinenler gibi, "Acaba hangi suçtan yakalandık" diye düşünmüyorum.
Ha bir de gazeteciler birileri ölsün de haber yapalım diye beklemiyor. Sadece
sizin cenazeniz olduğunda dostlarınızın haberi olsun da acınızı paylaşsınlar
diye haber yapıyorlar.
Keşke hiç ahlaksızlık olmasa, keşke hiç kimse ölmese de biz de kurumlarımızı
kapatsak gitsek...
Yazı Tarihi : 25 Ocak 2012 Çarşamba
Bu yazı 310 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar
Yaptığınız objektif gazetecilikle doğru tarafta yer alma mücadeleniz için sizi kutluyorum.Ben aslında bir kamu çalışanıyım.Sakaryadaki sorunlar bizi gönüllü çevreci yaptı.şehrin her alanında önemli sorunlar var. Halkı bilinçlendirmek çok önemli. Doruları yazmaya söylemeye hep birlikte devam etmek zorundayız.
ABDULLAH ALICI @ 12.02.2012 17:56:01
Sayın Kara,sizin yine de abi dediğiniz kişiye iki borcunuz var. İlki size çok genç yaşlarda hayatın tatsız gerçeklerinden birini kestirmeden öğreterek hocanız olmuş. İkincisi ise,şeffaf davranarak size karşı oynadığı arkadaşlık (asla dostluk değil,zira o kavramı hak edecek kişiye belki de ömründe hiç rastlamayacaksın)oyununu işi bitince hiç saklamadan aşikar etmiş.Yani halen devam erttirmediği için teşekkür etmelisin.Ne yazık ki, bunlara hayat tecrübesi diyorlar. Başarılar.Av.Zülfü Yaşar GÖNÜL.
Zülfü Yaşar GÖNÜL @ 26.01.2012 08:57:17