Estetik, duble yollar ve şehrin ruhu!

Mücahit Türetken

Mücahit Türetken
Youtube'da, Céline Dion'un seslendirdiği "My Heart Will Go On" parçasını dinliyorum. Ancak bu videoyu sadece dinlemeniz yetmez ayrıca izlemeniz de gerekiyor.
Amerikan müzik endüstrisinin sanatçı ve ürününün sadece sahne performansıyla yetinmeyip bunu görsel bir şölene, şova çevirmesine verebileceğimiz en güzel örneklerden.
Celine Dion'un sesi zaten olağanüstü. Sevdiğiniz birisinin kulağınıza en güzel sözleri mırıldandığını hissettiriyor insana. Mükemmel bir ses rengi.
Sahnede bir yerküre beliriyor, üzerinde yürüyen bir "melek". Bir yandan yan flütün eşsiz tınısı, diğer yanda keman sesi…
Ardından "melek" ve etrafında ona hayran bakışlarla gözlerini dikenler usulca sahneyi terk ederken, salonu dolduran izleyicilerin alkışlarıyla bu kez Celine Dion beliriveriyor.
Bu video çok şey anlatıyor. En başta sanatın insana hissettirdiklerini, müziğin tılsımını ve gücünü anlıyoruz.
Özellikle Celine Dion'un sahneyi çıktığı anı kesinlikle izlemelisiniz klipte. Beklenen bir kurtarıcı gibi süzülüyor sahnede…
Ne büyük bir ihtişam…
Yoğunluk, keşmekeş hayatımızı içinden çıkılmaz bir hale getiriyor.
Sanattan uzaklaştıkça hoyratlaşıyor, adeta barbarlaşıyor insan.
Tek düze bir yaşamın esiri oluyoruz. Çünkü sanatın insan hayatına ve dolayısıyla toplumsal yaşama getirdiği standardın yeri başka bir şey ile doldurulamıyor.
Sanattan uzaklaşmak bir anlamda estetikten de uzaklaşma anlamına da geliyor. Estetik anlayışı gelişmemiş insanların/toplumların ürettiği kültür ise maalesef pek yararlı değil.
Ülkemiz eşsiz bir tarihi mirasa sahip olmasına rağmen uzun yıllar bu mirasa sahip çıkılmadı. Bugün Türkiye'den kaçırılan ve onlarca müzeyi dolduracak sayıda tarihi sanat eserinin son birkaç yıl içinde Türkiye'ye geri getirildiğini görünce bunu daha iyi anlıyoruz.
Böylesi bir zenginliğin miras kaldığı, dünyanın en eski şehirlerinin kurulduğu ülkede şehirlerimiz hiçbir estetik tasavvuru ve kaygısı olmayan kişiler tarafından yönetildi ve ortaya çıkan ucubeler bunun nişanesi olarak ayakta duruyor.
Mesela Sakarya'ya bakalım.
Sakarya'da gelişmiş bir estetikten bahsedebilir miyiz? Tabii ki hayır. Çünkü daha düne kadar bırakın Sakarya'yı memleketin dört bir yanında gücünü başka türlü hissettirmeye çalışan Kemalist elitler bu algıdan çok uzaktılar. Yüzlerce yıllık Camilere, medreselere, hanlara, hamamlara, çeşmelere, kütüphanelere dönüp bakmamışlardı bile. Dönüp bakmadıkları bir yana bunları çürümeye, yağmaya terk edip, bazılarını depo ve ahır haline getirmişlerdi.
Ama artık çok şükür yavaş yavaş ülkemizde bu bilinç gelişiyor. Ülkenin neresine giderseniz gidin tarihi eserlerin restorasyon çalışmalarına şahit oluyorsunuz.
Bu konuda özellikle yerel yöneticilere çok büyük görevler düşüyor. Asfalt, çocuk parkı, kaldırım taşı, ağaç dikme vs tarzı işler artık rutinin bir parçası olmuştur. Bunları bugün hala konuşmak bile ayıptır.
Elbette asfaltsız, susuz, otobüssüz yer kalmamalıdır. Ancak bir yerleşim yerini kent yapacak olan o şehirdeki ruhtur. Bahsettiğimiz ruh ise Kemalistlerin zannettiği gibi darbeyle, tankla, tüfekle değil şehrin sanatçılarının yazdıklarıyla oluşur. Ve Bu da öyle tepeden inme baloyla, sanat müziğini yasaklayıp klasik müziği kakarak değil.
O şehirde yapılan besteler en az asfalt kadar önemlidir.
Çekilen filmler, verilen konserler o şehir için su ve otobüs kadar temel ihtiyaçlardandır.
Orhan Camii'nde okunan ezan… Kitapçılar çarşısı… Paneller, tiyatrolar, sinema gösterimleri, ustalara saygılar gibi organizasyonlar ruhu oluşturur.
Bu nedenle Necati Mert'in havuzlu çarşıdaki kitapçı dükkanı; Ercan Yılmaz'ın Sosyal Bilimler Lisesi'nde verdiği mücadele; Fatma Çolak'ın yazdığı şiirlere ilham veren sokaklar; Zeynep Arkan'a gurbeti yaşatan Sakarya, Osman Suroğlu'nun karikatürleri, Hamza Hoca'nın Kapalıçarşı'daki Arapça dersleri; Sakarya'nın gelişmesi için en az duble yollar! kadar değerlidir.
Bu şehrin sanatçılarına sahip çıkmak şehri yönetenlerin en önemli görevlerindendir.
Ancak hariçten gazel okuyup bağırıp, höykürenlerin ise pek bir önemi yoktur.



Yazı Tarihi : 25 Ocak 2012 Çarşamba
Bu yazı 151 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

SEN UZAYDAN FİLAN MI GELDİN ?

NERDE YAŞIYORSUN SEN ?

YA SENİN YAŞADIĞIN YER, SAKARYA DEĞİL ?

YA DA BİZ SAKARYA DA YAŞAMIYORUZ.

UCUBE HERİF . . .
Ali GÜNEBAKAN @ 25.01.2012 13:10:09
Online Ziyaretçiler
-