Yahya Kemal'in cemiyet rüyası

Galip Boztoprak

Galip Boztoprak
Medeniyet maceramızın tahlilini hiç şüphesiz en güzel yapanların ilk sırasında Yahya Kemal yer alır. Aydınlanma çağının önemli temsilcilerinden Avrupa'yı tanımış, Paris'in debdebeli fikir, sanat ve felsefe tartışmalarının ortasında tahsilini yaparken kendi tarihinden, medeniyetinden, sanatından yüz çevirmeden şahsiyetini korumasını başarmış ender şahsiyetlerden biridir o.
Devrinin çalkantılı fikir hareketlerine kendini kaptırmadan siyasi tarih ve tarih şuurunu elde etmiş, estetik ve sanat alanında batının birikimini özümseyerek sanat, estetik ve dil problemlerini enine boyuna tenkit süzgecinden geçirerek ülkesine döner.
Tanzimat hareketiyle fikir ve sanat hayatımız, aydınlanma düşüncesinin güdümüne girerek ortaya konulan fikir, sanat ve edebiyat eserleri tarihinden, medeniyet ve kültüründen kopuk taklit, hem de çok kötü kopya taklit eserler olmaktan öteye geçememişlerdir. Yahya Kemal tam da bu fırtınalı ortam hüküm sürerken Paris'te tahsilde ve bu debdebeli ortamda tahsilini yapar. Yahya Kemal'in ortaya koyduğu şahsiyet, sanat, edebiyat ve tarih şuurunun önemi ve büyüklüğü de buradan kaynaklanmaktadır. Yaşadığı fırtınalı ortamın sam yelinden korunmasını bilmiş tarih, medeniyet ve kültürüyle barışık bir şahsiyettir Yahya Kemal.
Paris dönüşü hocalık serüveni başlar. Müktesebatını ve sahip olduğu şuurunu yoğun bir şekilde öğrencilerine aktarma cehdi ve gayreti içindedir. İfade etmeye çalıştığımız Yahya Kemal portresini en güzel bize anlatan da Ahmet Hamdi Tanpınar olmuştur. Tanpınar "Yahya Kemal" isimli etüdünde anlatıyor:
"… Bir gün Yahya Kemal'e "Neydi bu eskilerin hayatı acaba? Nasıl yaşarlardı?" diye sormuştum. Gülerek "Gayet basit, dedi, pilav yiyerek ve mesnevi okuyarak. Medeniyetimiz pilav ve mesnevi medeniyetiydi." Birkaç yıl sonra Bağlarbaşı'ndan Karacahmet'e doğru inen yolda, -kim bilir hangi vesile ile- canlanan maziyi yakalama arzusuyla aynı düşünceye döndü. "Medeniyetimiz mesnevi ve cihad medeniyetiydi" dedi.
Bu değerlendirme ve tespit milletiyle, tarihiyle, medeniyetiyle, sanat-edebiyat ve kültür birikimiyle barışık, maziyle köklerini koparmamış bir şahsiyetin umut dolu sessiz feryadıdır.
Tanpınar anlatıyor:
"Bir başka defasında da roman üzerinde konuşurken "Bizim romanımız şarkılarımızdır" demişti. Bu sözle hem edebiyatımızdaki terkip noksanını, hem de halkımızın hayat ve aşk görüşünü anlatmış oluyordu.
"Eski İstanbul bir ud sesindedir." Mısraı bu görünüşün yürüttüğü ifadelerden biri gibi alınabilir."
Yahya Kemal, genç cumhuriyetin getirmeye çalıştığı yenilikler ve muasır medeniyet hülyaları karşısında geçmişle bağların koparılmaya çalışıldığı bir ortamda var gücüyle geçmişe köprüler kurmaya çalışmıştır. Bugünden geçmişe baktığımızda da bu gayretinde fazlasıyla muvaffakiyet göstermiştir. Bir tarih ve medeniyet şuuru kazanmış isek bunu Yahya Kemal'e borçlu olduğumuzu unutmamamız gerekir.
Sezai Karakoç "Fecir Devleti" şiirinde:
"-Yahya Kemal mi?
-Ha evet Yahya Kemal;
Bozgunda bir fetih düşü." Bu tespit ne yazık ki talihsiz bir ifade olmuştur. Sezai Karakoç Yahya Kemal'i anlamamış gibi bir hafifliğe, yanlışlığa ve de insafsızlığa düşemeyiz. Ne var ki bu vasıflandırma Yahya Kemal için insafsız, talihsiz ve aceleye getirilmiş bir tespit olduğunu da ifade etmeden geçemeyiz.
Tanpınar'a dönelim:
"Hakikatte Yahya Kemal, Müslümanlığı halkımızın saf ruhunun hem yapıcısı, hem de en sahih aynası addediyordu. Eski şiirin havasına daha derinden girdiği devirlerde yazdığı birkaç gazelde bu din telâkkisini enelhak felsefesine doğru derinleşmiş göreceğiz. Bununla beraber yakınında yaşamış bir insan sıfatiyle hususi konuşmalarında cemiyetimiz için daha ziyade sünnî akideyi tercih ettiğine şahit oldum. Kaç defa bana, "eğer tasavvuf ve Melamilik araya girmese idi, tıpkı İngiliz'ler gibi işinde ve ibadetinde çalışkan insanların cemaati olurduk" demişti. Kendi kendisine zanaatkâr ve sünnî, elinin işiyle geçinen bir halk tipi, bir nalıncı Ahmet efendi tahayyül etmişti. Ona göre bu çalışkan, namuslu, işinde, gücünde insandı. Ve cemiyetimizin asıl temeli melamiliği ve ona kaçan tasavvuf ceryanlarını, bilhassa XVII. Asır sonu tarihimizi tenkit ederken (Eline her def alan, ben Allah'ım diyor. Böyle bir cemiyeti nasıl idare edersin? Ve nasıl terakki ettirirsin?) diye sık sık tenkit ederdi."
Yahya Kemal'in sancıları ve hülyaları Sezai Karakoç'un ifade ettiği gibi bozgunda fetih düşü gören bir adamın haleti ruhiyesini ifade etmekten çok uzakta. Sezai Karakoç'un sancılarıyla Yahya Kemal'in sancıları arasında ben bir fark da göremiyorum. Yahya Kemal'in yaşadığı dönemi ve toplum üzerinde oynanan oyunları ve uygulamaya çalışılan toplum mühendisliği göz önüne alınınca yapılabilecek bundan başka bir şeyin olmadığı anlaşılır. Yahya Kemal ve nesli nadasa bırakılan bir toplumun ekime ve hasada hazırlanması hususundaki çabalarını unutmamamız ve gözden kaçırmamamız gerekir. Daha sonra yetişen nesil kabul etmemiz gerekir ki Yahya Kemal ve onun neslinin bizlere bıraktığı nadas ortamının meyveleridir.
Yahya Kemal ve onun çizgisinde yürüyen fikir, sanat ve edebiyat adamlarını yok sayarak, ya da gayretlerini küçümseyerek bir yere varamayız. Bu manada Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Yahya Kemal" kitabını gündeme alarak Yahya Kemal'i yeniden keşfetmeliyiz. Yahya Kemal ve Ahmet Hamdi Tanpınar sanat, estetik, edebiyat ve tarih şuurunun şekillenmesinde unutulmaması ve geleceğin yeniden inşası noktasında işaret taşlarıdır.



Yazı Tarihi : 03 Haziran 2009 Çarşamba
Bu yazı 18 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Bu yazıya hiç yorum yapılmamış.
Online Ziyaretçiler
-
Silkroad Silk, Silkroad Online, Silkroad ESN, Silk