Vicdan Meselesi !...

Salih Yalçıntaş

Salih Yalçıntaş
VİCDAN MESELESİ !...

Köşe yazımı yazarken hanım telefonla aradı !..
"Aldığın ıspanağın çürük çıkması nedeniyle yarısını çöpe attım" …
Ispanağı katlı pazar yerinden almıştım.
El insaf dedim !..
Katlı pazar yerinin bu konularda sabıkalı olduğunu biliyordum ama, ıspanakla bile bu kadar oynuyacaklarını düşünmemiştim.
Tabi bu bir vicdan meselesi.
Bizede ders oldu .
Katlı pazar yerinden bir daha alışveriş yapılmıyacak.
Git bir markete.
İstediğin ürünü seçme özgürlüğü ile üstelik çok daha ucuza al.
Bu arada Büyükşehir Belediyesine de bir çift sözüm var.
Şuraları arasıra denetlesiniz , vatandaşımız mağdur olmasa .
Bakın bakalım ,tezgahların ön taraflarına konan ürünlerle ,arka taraflarına konan ürünler arasında ne gibi farklar var.
Lütfen.

KOTA BAHANE ,ŞEKER ŞAHANE !...

Şeker Fabrikasının geleceği tartışılmaya devam ediyor.
Aslına bakarsanız fabrikanın tartışılacak bir tarafı kalmadı.
Özelleştirilmesinin ardından , "har vurup harman savurma mantığı" ile yönetilen fabrikanın, sonunun bu şekilde olacağı en baştan belliydi.
Zaten 2008 yılında Sakarya Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Mali Şube ekipleride , Adapazarı Şeker Fabrikası'na bir operasyon düzenlemiş ve sonucunda da dava açılmıştı.

Bildiğim kadarıyla dava halen devam ediyor.

Kamuoyunda sürekli olarak soru işaretleriyle gündemde olan Şeker Fabrikası'nın bu hale gelmesinden, ne "siyasi irade" ,nede özelleştirme esnasında fabrikaya kredi veren "banka" kuruluşu sorumludur.
AK Parti Hükümeti o günlerde ANASOL- M hükümetinin aldığı kapatma kararını uygulasaydı, özelleştirme esnasında banka kredi vermesiydi , bugün ortada Şeker Fabrikası diye bir şey olmuyacaktı .
Şeker Fabrikasının bu hale gelmesinin en büyük sorumlusu özelleştirmeden bu yana fabrikayı yöneten zihniyet ve onun uzantılarıdır.
Kota masalıyla yıllardır herkesi avutan bu zihniyet , fabrikanın üzerinden elini çekmediği sürece , fabrikanın kotası yüksek olsa ne olur, düşük olsa ne olur .

Birde benim anlamakta zorlandığım bir şey var.

Fabrikayı borç batağına sokanlar hiçbir şekilde sorgulanmazken, kredi veren banka kuruluşu veya siyasi irade yani AK Parti suçlu gösteriliyor.
İşte bunu anlamıyorum.
Fabrikanın en son bildiğim kadarıyla eski parayla 160 trilyon civarında borcu olduğu , özelleştirme esnasında fabrikaya geçen malvarlıklarının bir çoğunun satıldığı ve fabrikanın şuanda üzerinde olduğu arazisininin bir bölümünün kredi borçları nedeniyle bankaya geçtiği söyleniyor.
Tabi özelleştirme esnasında fabrikanın depolarında bulunan ve APEK'e devredilen tonlarca şekerin akibeti de bilinmiyor.
Ortada böyle bir durum olduğu halde, Şeker Fabrikasını tam anlamıyla borç batağına çekenlerden hiçbir hesap sorulmazken, kapatılan fabrikayı yeniden açarak özelleştirilmesini sağlayan AK Parti Hükümetinden ve fabrikayı satın alan APEK'e kredi desteği sağlayarak fabrikanın çalışmasına katkı veren banka kuruluşundan hesap sorulmaya kalkışılıyor.

Tam bir şark kurnazlığı .

Bu arada ANASOL-M hükümeti ve döneminde, fabrikayı "Üçlü Kararname" ile kapatan ve o dönemin koalisyon ortaklarından olan MHP yöneticilerinin bugünlerde sırf siyaset olsun diye fabrika ile ilgili yaptıkları açıklamaları görünce insan hayretler içerisinde kalıyor.
Bu konuda MHP'nin konuşmaya hakkı olmadığını düşünüyorum.
Önce MHP'nin Sakarya Kamuoyuna çıkıp ANASOL-M hükümeti döneminde üçlü kararname ile Adapazarı Şeker Fabrikasını neden kapattıklarını açıklamaları gerekmezmi.
Tabi kapatma kararnamesinde dönemin Devlet Bakanı ve sonrasında CHP'den Milletvekili olan Kemal Dervişin'de imzasının olduğunu unutmamak gerekir.

Evet Adapazarı Şeker Fabrikası bugün itibarıyla can çekişiyor.
Muhtemelen yakın zamandada kapanacaktır.
Bu masalda burada sona erecektir.

Sonuç olarak ,fabrikayı bu hale getirenler hiçbir şeyin hesabını vermeden yollarına devam edecekler.

Yaptıkları ise yanlarına kar kalacaktır.

Tabi kaybeden ise yine her zaman olduğu gibi Sakarya olacaktır.



Yazı Tarihi : 13 Ocak 2012 Cuma
Bu yazı 925 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Salih bey Şeker Fabrikası konusunda düşüncelerinize kısmen katılıyorum. Ancak Şeker Fabrikası zamanında kapatılacaktı demişsiniz. Bunu ilk defa sizden duyuyorum. Şeker Fabrikası o zaman kapatılabilirmiydi? Kapatmak bu kadar basitmiydi?. 1 yıl bile Fabrikanın çalışmaması nelere mal olurdu? Buna kim cesaret edebilirdi?. Neyse sonuçta kapatılmamış ve yazınızda diyorsunuz ki, Ak Parti hükümeti özelleştirme sırasında fabrikaya kredi verilmesini sağlamış. Sanki hükümet borca kefil olmuş, bankada tamam hükümet kefil verdim krediyi demiş. Yazıdan anladığım bu. Madem kapatılmasını önlediyse hükümet çalışmasını da sürekleştirmelidir. Çiftçimiz ve Sakarya için büyük önem arz eden fabrikayı bahanelere dayanarak kapattırmayalım...
Ahmet Girgin @ 13.01.2012 09:53:13
Siz Katlı pazarla ilgili ilk defa mı sıkıntı yaşadınız? Yıllar oldu millet bas bas bağırıyo denetim denetim denetim diye. Siz hiç katlı pazar yerinde alışverişe değil de denetime çıkmış zabıta gördünüz mü? Ya da bi kez ordan elma, domates alırken seçmeye kalktınız mı? Kalksaydınız Devlet hastanesi acil de bulurdunuz kendinizi. En iyisi ordaki esnafı Allaha havale etmek lazım. (havale masrafı almayan bankayla) Banka deyince, Şeker fabrikasında ihaleyi bankaya da bıraktınız ya helal olsun.
lütfü layık @ 13.01.2012 09:04:01
Online Ziyaretçiler
-