Beyler... Adam Paris'ten gelmiş!

İbrahim Bulut

İbrahim Bulut
Sakarya'da yapılan her şeyi, herkesin beğenmesini beklemek fazla iyimserlik olur. Ama yapılanların tümünü de yok saymak ilkinden daha da tehlikelidir aslında. Ama bu tehlikeyi farketmek için de "küçük bir" çaba gerekir. Öyle armut piş ağzıma düş minvalinde olmaz. Bir de Adapazarı'na "Paris" gibi dünya metropolünden gelenler vardır ki, onların Adapazarı'nı ve Sakarya'yı beğenmelerini bekleyemezsiniz! Adam Eiffel Kulesi'ni neredeyse ayak yolu yapmış. Paris'in bütün sokaklarını avucunun içi gibi biliyor. Dünyanın en eski ve en büyüklerinden olan Paris Metrosu'nu yıllarca kullandığı için Adapazarı'ndaki otobüsler ona işkence gibi gelir. Bırakın otobüsleri falan yenilemeyi ağzınızla şahin tutsanız yaranamazsınız!

Değil 2012, isterseniz 2025 model otobüs alın sefere koyun, imkânı yok "güzel olmuş" lafını duyamazsınız...

"Adam Parisli kardeşim, boru değil!" Bu gerçeği sık sık hatırlatmak zorunda kalıyorum ama kolay değil, adam Paris'ten gelip bizim gibi "sefilleri" şereflendiriyor. Onu da anlamak lazım, hürmet göstermek lazım. Yani adam bir bakıma "Celebrity" öyle her önüne geleni beğenecek değil ya!

Adapazarı'nın bakımsız, ilkel ve çağdışı(!) caddelerinde onu gördüğünüzde yüzünde bir memnuniyetsizlik göreceksiniz ki, başından sonuna haklıdır. Sonuçta Adam Paris'ten gelmiştir.

Paris'in dünyaca ünlü Champs-Elysees Caddesi'nde (Şanzelize) turlamaya alışmış birinin Adapazarı Atatürk Bulvarı'nı beğenmesini bekleyemezsiniz değil mi?

Biraz olsun hak verin, Adam Paris'ten gelmiş...
Tabi kolay değil, kültürün anavatanı(!) olan Paris'in entelektüel ortamından Adapazarı'na gelmek. İnsan bir boşluğa düşmüş gibi olur ve oradan da çıkması çok uzun zaman alabilir.

Hiç çıkamama ihtimali bile var...

Bizim gibiler doğup büyüdükleri ve yaşadıkları şehirde en ufak bir gelişme olsa yürekten sevinirler. Uzun zamandır beklenen hamleyi gerçekleştirememiş ve zaman kaybetmiş şehirleri için atılan her adımın hakkını verirler...

Ama Paris'ten gelen adam için bunu beklemeyin. O bizim gördüğümüz gelişmeyi Paris'in yüz yıl önce geçirdiğini çok iyi bilir. Bu bakımdan şehirde yapılan veya yapılacak olan hiçbir şey onu memnun etmez...

Ancak yine de ısrarla Paris yerine bu şehirde yaşamayı tercih eder.

Aslında Adapazarı'nda yaşamakla bizim gibi "saflara" çok büyük iyilik yaptığını düşünür. Öyle ya onun gibi entelektüel ve Paris görmüş birini nereden buluruz bir daha...

Benim "bir kişi" gibi yazdığıma bakmayın. Aslında "Paris'ten gelen adam"lardan etrafımızda epey var. Dikkatli bakarsanız görürsünüz...

Memnuniyetsizdir. Her şeyi o bilir. En iyi o eleştirir. Yapılan hiç bir hizmeti, yatırımı asla ve asla beğenmez hep karşı çıkar. Arada bir "Paris'i"de eleştirmesini beklersiniz ama nafile Paris'i eleştirdiğine hiç tanıklık edemezsiniz. Kimse kusura bakmasın sonuçta "Adam Paris'ten gelmiş!.."


Trafikteki sorun nedir?

Büyükşehir Belediyesi'nin geçtiğimiz Ramazan Ayı'nda başladığı "yeni trafik düzenlemesi" henüz bitmedi.

Tamam buraya kadar sorun yok. Bitmesini bekleriz, yapacak bir şey de yok! Ama küçücük olumsuzlukta bile anında "kilit" konumuna geçmeyi artık "ustalık" haline getiren "yeni trafik düzeni" sabırla bekleyenlerin bile sabrını taşırıyor.

Önceki gün biraz yağmur yağdı. Malum kış şartları. Öyle aman aman da bir yağış da olmadı ha! Ama bakıyoruz şehir merkezinin her kavşağında bir yığılma, bir sıkışıklık var...

İnanılır gibi değil!

Sanki otomatik bir güç anında devreye girip trafiği sıkıştırıyor!

Tabii ki böyle bir durum söz konusu değil. Ama yetkili birinin çıkıp açıklama yapması gerekiyor. "Güneş bulutun ardına girdi mi" bakıyoruz trafik sıkışmaya başlamış. Bir yerde bir hata mı var? Olmaması gereken bir yerde yanlış bir çalışma mı yapılmış? Ya da bir kaç kritik yerde "hesap hatası mı" yapılmış?

Bunların hiç birini bilmiyoruz...

Ancak en küçük olumsuzlukta sıkışan trafik yavaş yavaş "en sabırlıları" bile zorlamaya başladı.

Minibüsçü şikayetçi, dolmuşçu şikayetçi, taksici şikayetçi, halk otobüsü şikayetçi. En önemlisi yayalar bile şikayetçi! Bir yerde bir "kaçak" var. Bu kaçak ya bulunmalı ya da tedavi edilmeli.

Sıkışıp tıkanmak için sürekli "hazır kıta" bekleyen bir trafik düzenine inanın derviş olsanız bir yere kadar sabredersiniz!

Bu sorunlar devam ederken, hala bazı tek yönlü caddelerin çift yönlü olarak dü-zenlenmemesine de cahil aklımla şaşıyo-rum. Hem tek yön olsun, hem meydan-larımız olsun, hem şıkır şıkır trafiğimiz aksın! Hem ucuz hem cam kenarı mı?



Yazı Tarihi : 09 Ocak 2012 Pazartesi
Bu yazı 16 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Bu köşe yazısına yapılan yorumlar

Sen hariç herkes şikayetçi, bir sen şikayetçi değilsin sayın bulut. Sabrına hayranım doğrusu...
efe demir @ 10.01.2012 22:23:09
Online Ziyaretçiler
-