Yeni bir yıla adım attık. Bilvesile, bu yeni yılın herkes için huzurlu ve sağlıklı bir yıl olmasını, tüm insanlık âlemi için hayırlar ve güzelliklerle gelmesini bütün kalbimle diliyorum. Geride bıraktığımız 2011 yılına veda ederken; millet olarak, keşke bu kadar kötü bir finalle uğurlamasaydık onu diye hayıflanıyorum. Gerçekten de çok kötü bir finalle veda ettik geçen yıla.
Aralık ayı, her senenin olduğu gibi 2011' in de finaliydi. Birlikte hatırlayalım isterseniz bu yılki Aralık finalinde neler olduğunu. 8 Aralık 2011 günü, Cumhurbaşkanı tarafından TBMM ne iade edilen "Şike Yasası", TBMM Adalet komisyonundan aynen geçerek meclis genel kuruluna sevk edildi ve 9 Aralık günü de genel kurulda görüşülerek kabul edildi. Öyle inanıyorum ki bu kabul, TBMM' de gurubu bulunan bütün siyasi partilerin el birliği ile toplumsal ahlâkımıza vurdukları bir kara leke olmuştur. Keşke o yasa değişikliğinin altına koydukları imzanın arkasında durduklarının yarısı kadar, millete verdikleri taahhütlerinin arkasında dursaydılar.
22 Aralık akşamı ise bir başka ayıba sahne oldu Büyük Millet Meclisi. Yaklaşık son üç aydır hükümetin bütün ekonomi kurmaylarının ağız birliği ederek "Zor geçecek" diye işaret ettikleri 2012 yılına girerken, kendileri adına bu zorluğu kolaylaştırmak için nasıl bir tedbir aldıklarını, ibretle gördük. Fransız Ulusal Meclisi "Ermeni Soykırımı" iddiasına aykırı görüşleri yasaklayan yasa tasarısını onayladığı sırada, bizim Meclisimizde başka bir tasarı onaylandı. Milletvekillerinin şu anki ve emekli maaşları, yüzde yüz arttı. Milletvekillerinin mevcut maaşlarını 20 bin TL'ye ve sürekli alacağı emekli maaşını ise 8 bin TL'ye çıkaran Meclis (ya da milletvekilleri) ile emekli vatandaşların maaşlarında 18 TL artışı onaylayan meclis, aynı Meclis. Bu çirkinliğe gösterilen tepkiler karşısında öne sürülen gerekçeler ise bir başka çirkinlik numunesi.
Yapılan zamma yönelik eleştirilere karşı ilk savunma meclis başkanından geldi. İfadesi aynen şu Sayın Cemil Çiçek'in; "Devlet içerisinde bazı bürokratların aldıkları maaşları görmezden gelip, siyasetçilere karşı kaleminizden kan damlamasın…". Arkasından Sayın Başbakan izaha çalıştı bu çirkin işbirliğinin gerekçelerini. "Benim milletvekili arkadaşlarımın bu maaşlardan başka hiçbir gelirleri yok. Harcırah bile almıyorlar. Masrafları çok fazla. O yüzden bu düzenleme yapıldı…" mealinde bir şeyler söyledi Sayın Erdoğan. Bu sözler karşısında söylenebilecek bir şey benim aklıma gelmiyor. Ama aklıma gelen bir şey var. Kanaatim odur ki, bu maaş zamları, üçüncü dönemini doldurarak, AKP parti tüzüğüne göre bir dahaki seçimlerde aday olamayacak olan milletvekillerine, bugünden yapılan bir rüşvet teklifidir. Gerekçesi veya bahanesi her ne olursa olsun bugün içerisinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda böyle bir düzenlemeye "Evet" demek, edep sınırları dâhilinde en hafif ifadesiyle aymazlıktır, insafsızlıktır, vicdansızlıktır ve dahası utanmazlıktır.
Nihayet tüy dikildi bu çirkin finale, Uludere' de yaşanan ve ne olduğu hâlâ meçhul olan olaylarla. Şırnak'ın Uludere İlçesi'nde 35 sivil vatandaş, TSK'nin düzenlediği hava saldırısıyla hayatını kaybetti. Haber öncelikle gece yarısı sosyal medyada, twitter'da, bölgedeki vatandaşlar tarafından kamuoyuna duyuruldu. İddia, sivillerin öldürüldüğü yönündeydi. Bu bilgi üzerinde de ölenlerin sivil mi PKK'lı mı oldukları merak edilmeye başlandı. İlk açıklama Şırnak Valisi'nden geldi. İddialar araştırılacaktı. İkinci açıklama Genelkurmay'dan yapıldı ve olay yalanlanmaya çalışıldı. Akşam saatlerinde ise AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik kameralar karşısına geçip, öldürülenlerin PKK'lı değil, sivil olduklarını açıkladı. Fazla detaya girmeden, olayın soruşturulduğunu belirtti. Ne ilginçtir ki; üzerinden iki gün geçmesine rağmen, olayın mahiyetiyle ilgili olarak kamuoyunu doyuracak bir açıklama henüz yapılmadı. Bundan sonra yapılacak açıklamalara da kimseyi inandırmak mümkün olmayacaktır. Sanırım yine en kolay yol seçilecek ve bir Bekçi Murtaza bulunacaktır, olayın faili olarak. Muhtemelen biraz da Ergenekon harcı kullanılarak, üzeri örtülecektir bu rezaletin.
Dedik ya; keşke böyle bitmeseydi 2011. Ama biz yine de 2012 için, "Allah 2011'i aratmasın" diye dua edelim.
Yazı Tarihi : 02 Ocak 2012 Pazartesi
Bu yazı 112 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Bu köşe yazısına yapılan yorumlar